Temennim odur ki, ‘umarım bu yazı farklı amaçlarla polemik konusu yapılmaz, siyasi bir çerçeveye çekilip hapsedilmez’. Amacım, belediyenin çalışmalarına katkı sunmak ve üretimlerini artırmaktır. Öte yandan “komünizm” kavramını değerlendirme dışı tuttuğumu ve “halkçı belediyecilik” dediğimde de Türkiye’nin efsaneleşmiş Fatsa Belediye Başkanı Terzi Fikri’yi saygıyla andığımı vurgulayayım. Yine belediye başkanımız Fatih Mehmet Maçoğlu’nun kişiliğine dönük bir eleştiri yazısı olmadığını belirtmekte yarar görüyorum.  


09.02.2019 tarihinde Türkiye Komünist Partisi seçim bildirgesini ve adaylarını Ankara’da duyurdu. Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun manşetlere düşen açıklamasının başlığı “Aynı Gemide Değiliz, Biz Komünistiz” sözüydü. Konuşmasında özetle, “bilimsel bir anlayışın adılları olduklarını, belediyeyi halk meclisinin yöneteceğini, iktidarı halka vereceklerini, ranta, hırsızlığa karşı komünist olduklarıyla gurur duyduklarını” vurguladı. (Sol Gelenek/haber.org.tr 10.02.2019 ) Ve 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Dersim’de, Türkiye Komünist Partisi  (TKP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonun (SMF) ortak adayı olarak belediye başkanı seçildi.
Bu durum Türkiye ve dünyada geniş yankı buldu. Tunceli Ovacık ilçesindeki deneyimlerin merkeze taşınması fikri ve “Söz, Yetki, Karar; Dersim Halkındır” şiarı haklı olarak büyük beklentiler yarattı. Dolayısıyla gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından ciddi destekler gördü. Bu, bunu önemli bir kazanım olarak gören komünistler, sol ve sosyalistler için büyük fırsattı. 


Peki, 3 yılı aşan zamanda bu fırsat nasıl değerlendirildi? Seçimden sonra belediyenin kayyumdan faiziyle birlikte 40 milyonu aşkın borç (Maçoğlu/06 Şubat 2021 Sözcü Gazetesi) devraldığı biliniyor. 31 Aralık 2020 faaliyet raporuna göre 68.498.654,28 TL borç gözüküyor. 06 Şubat 2021 Sözcü gazetesine konuşan belediye başkanı Maçoğlu, “Kayyum döneminde faiziyle beraber 40 milyonun üzerinde çıkan borcu 20 milyonun altına düşürdüklerini” belirtmektedir. Ancak benim 31 Aralık 2021 faaliyet raporlarına göre gördüğüm borç 65.454.829,91 TL’dir. Demek ki Kayyumdan kalan borç 3 yılı aşkın sürede azalsa da belediyenin borçları azalmamıştır. Kısacası, adaylar da seçimden önce bu borcu biliyorlardı. Bu veriler ışığında seçim bildirgelerini yayınladılar ve hedefler koydular. Dolayısıyla borçlardan yakınarak veya mazeretler öne sürerek sorunlar çözümsüz bırakılamaz. Mevcut hizmetleri geliştirmeyi bir yana bırakarak, belediyenin asli görevlerini ne kadar yerine getirdiğini görmekte fayda var. 

Belediyelerin Görevleri

Belediyeler kanununda; kentin su, kanalizasyon, şehir içi yolların yapımı ve şehir içi ulaşımı sağlama, çöp toplama, cadde sokak temizliği ve halk sağlığını koruma, yolların temizlenmesi, itfaiye ve zabıta hizmetleri, şehir içinde imar işlemleri, fiyat ve ücret tespit etme, haller açma, pazar ve sanayi bölgeleri kurma, okul öncesi eğitim verme, mesleki eğitim kursları düzenleme ve kütüphane açma, sağlık hizmetleri, dini görevler, nikah işleri, yurt açma ve ucuz konut yapma, spor alanları yapma, tiyatro müze ve sinema salonları açma vs. gibi işler belediyelerin görevi olarak sıralanır. 
Belediyenin yayınladığı 2020 yılı faaliyet raporunda; “…toplantılar yaparak halk meclislerinin oluşması ve yaşanan sorunların halkın iradesiyle çözülmesi için doğrudan temaslarda bulunuyoruz. Yerel yönetim programımızda da yer aldığı gibi kentin ihtiyacı olan alt yapı çalışmalarından temizlik, ulaşım, su gibi temel ihtiyaçlara her türlü hizmeti rant olarak görenlere karşı tüm çalışmalarımızı yoksul halkın ihtiyaçlarını merkeze alarak gerçekleştiriyoruz... Erkek egemen toplumsal yapıdan kaynaklı engellenen kadınlara, LGBTİ+ bireylere, yok olma tehlikesi altında olan anadilimize, …kültür sanat çalışmalarına… yaşlılara, … kent sakinlerine, öğrencilere…”  gibi birçok kesime vaatler sıralanıp duruyor. Bu doğrultuda; 
Yapılan faaliyetler ( 2020 Faaliyet Raporuna göre); 
Faaliyet raporunda kayda değer olarak Elazığ depremi, pandemi dolayısıyla yapılan gıda yardımları, sebze fidesi dağıtımı, bostan ekilmesi, 45 öğrenciye burs ve tablet verilmesi, ek 10 adet bilgisayarın alınması, 1 Mayıs Anıtı yapılması, üç meydana ücretsiz Wi-fi kurulması, toplamda 6.246 metre içme suyu, 1.047 metre de kanalizasyon hattının tadilatı veya yapımından bahsediliyor. Yine park ve bahçeler müdürlüğü bünyesinde küçük çaplı bakım ve onarım çalışmaları yer alıyor. Ayrıca yapılan bağışların bazıları sıralanmış ve kolektif çalışmaların önemine vurgu yapılmıştır. 
(http://www.tunceli.bel.tr/icerik/25/1119/belediyemiz-2020-yili-faliyet-raporu.aspx)
2021 Yılı faaliyet raporu belediyenin Web sayfasında yayınlanmamış, ancak isterseniz ulaşmak mümkün. (http://www.tunceli.bel.tr/Files/2021_Faaliyet_Raporu/2021_Faaliyet_Raporu.pdf) Bu faaliyet raporunu da incelediğimizde toplamda 20 personeli bulunan Kültür ve Sosyal İşlet Müdürlüğü bünyesinde 26 Haziran Dünya Uyuşturucu İle Mücadele Günü kapsamında oluşturulan etkinlik programı, işaret dili kursu, çocuk ihmal ve istismarı ile özel alan kavramı atölyesi, kadın sağlığı alanında yapılan çalışmalar, personele verilen eğitimler gibi bir dizi –bana kalırsa birkaçı dışına kayda değer olmayan- faaliyetler sıralanmıştır. Yine 1.560 kanalizasyon hattı döşendiği yapılan faaliyetler içinde yer almaktadır.
Belediyenin resmi internet sayfasında tamamlanan projeler içinde yar alan ve üç boyutlu görselleri verilen, yeri mevkii, binası olmayan “Bilim ve Sanat Merkezi”nin oraya yayınlanmasını teknik bir hata olarak değerlendiriyorum. Bir proje de Halk Ekmek Projesidir. Daha önce başarısız olan bu girişimin yeniden hayata geçirilmeye çalışılması haksız rekabet oluşturmasına ihtimaline karşın, yoksullukla mücadele açısından olumlu olarak nitelendirilebilir. 
Belediyenin asıl görevlerini dikkate alırsak, Halk Ekmek Projesi dışındakileri proje olarak ele almak hatalı olur. Ancak şunu belirtmekte yarar var; kurulu olan sistem üzerinde, çöp toplanması, şehir içi ulaşımın sağlanması, itfaiye hizmetleri, kültür sanat faaliyetleri, nikâh işleri gibi çalışmalar yapılmıştır. 

Bardağın Dolu Tarafı

Fatih Mehmet Maçoğlu; ilk önce Dersim’in ve özellikle Ovacık ilçesinin tanıtımına, son yıllarda komünizm fikrinin gelişmesine, sempati ve ilgiyle karşılaşmasına katkı sunmuştur. Öyle ki, ülkenin her yerinde bütün kesimlerden, siyasi görüş ayrımı olmaksızın sempati toplamış ve destek görmüştür. Öte yandan kooperatifçilikte; yerelde kolektif üretimin geliştirilmesine katkıları kayda değerdir. Yerelde turizmin gelişmesine büyük katkı sunmuştur. “Ovacık Doğal Ürünleri” üzerine başlatılan proje büyüyerek devam etmekte ve satış noktalarıyla yayılmaktadır. 

Bardağın Boş Tarafı ve İmtihan

“Komünizm”, “halk iktidarı ve halkın kendi kendini yönetmesi”, “halk meclisleriyle yönetim”, “rantçılara, soygunculara karşı mücadele”, “kolektif belediyecilik” gibi kavramlar güzel ve popüler kavramlardır.  Kısa sürede kazandırır. Ancak, -ne kadar halkçı olunduğunu bir yana bırakarak- bir fark yaratamazsanız, en asgari düzeyde bile belediyecilik hizmetlerini yerine getiremezseniz, kazandırdıklarından fazlasını alır götürür. Bu şu demektir, başarı ve söylem ne kadar komünizmin, sol ve sosyalist düşünenin gelişmesine katkı sunduysa, başarısızlığınız ondan daha fazla zarar verir ve halk size inancını yitirir. İşin kötüsü, fatura size çıkmaz; komünizm, sol ve sosyalist düşünceye, hareketlere çıkar.  Başarısızlık; verilen mücadele kültürüne zarar verir. Başarısızlık umutsuzluk yaratır; halkı göçe sevk eder, isteksiz bırakır, güven duygusunu zedeler.

Sorunlar

Dersim’de yaşayan olarak her gün karşılaştığım, yaşadığım ve gözlemlediğim kadarıyla, belediyenin en temel görevlerden biri olan şehir içi yollar sorunudur. Özellikle yan mahalle yolları tozdan, topraktan, çukurdan geçilemez haldedir. Belediye, bırakalım yeni yollar yapmayı, var olanların bakımı, yamanması konusunda bile gerekli çalışmaları yapmaktan uzaktır. 
Öteden beri otopark meselesi ciddi bir sorun olarak devam etmiş ve giderek büyümüştür. Belediyenin bunu giderici herhangi bir projesi veya girişimi yoktur. Kent, özellikle yaz aylarında trafikten çekilmez hale gelmektedir. Kayyum zamanında yapılan parkların geliştirilmesi bir yana, bakımı bile becerilmemektedir. ‘Ranta karşı mücadele edeceğiz’ deniyor, ancak imkân ve fırsat bulan çoğu kimse iş yerini büyütüyor; binalarına ek kat atıyor. Yaptığı binalarda değişikliğe gidiyor, zorunlu olan otopark, ve çevresel düzenlemeleri yerine getirmiyor ve belediye buna müdahale etmeyerek “idareci” davranıyor. 

Sürekli imar düzenlemesi yaptık diyorsunuz, ama kentin süeti kalmadı, sokaklar Magosa Zindanları gibi. Nehri veya baraj gölünü gören her kıyıda 5-6 katlı binaların yapılmasına ve kenti beton yığını haline getirilmesine müsaade ediyorsunuz. 
İmar konusunda bir plansızlığın hâkim olduğu, disiplinin oluşmadığı ve adaletin sağlanamadığı görülüyor.
Sebze meyve fiyatlarında bir denetim olmadığı gibi, en yakın illerden iki üç kat daha fazlasına satılıyor; müdahale edilmiyor veya bu sorunu giderici kalıcı önlemler alınmıyor.

Yeme içme yerlerinde bir kalite, standart yok; fiyatlar ‘kim neyi tutturursa” tarzında devam ediyor. Nitelikli personel sorunu hat safhada, iş yerleri özellikle aşçı, garson bulmakta zorlanıyor. 

Belediyenin turizmin önemli bir gelir kaynağı olduğu ilde turizm altyapısına dönük bir programı, çözümü bulunmuyor.
Yoksullukla mücadelede günübirlik desteklerle dışında kalıcı bir önlem geliştirilmiyor. İhtiyaç olan sahalarda mesleki kurslar yapılmıyor. Yatırım yapmak isteyen iş insanlarına -Başkanın çabası olsa da -  belediye teşvik edici imkânlar sunmuyor veya sunamıyor; mevcut istihdam sağlayan yatırım yerleri desteklenmiyor.

Bina olarak çoğalıyoruz, nüfus olarak azalıyoruz! 

Ev fiyatları İstanbul ve İzmir’le aynı düzeyde seyrediyor. Belediyenin ucuz konut geliştirilmesi yönünde herhangi bir faaliyeti yok. Keyfi, rastgele, akışına bırakarak sorunlar çözülmeye çalışılıyor. 
Kısacası altyapı sorunları hat safhadadır. Çözüm üretilmezse bu sorunlar kısa sürede giderek büyüyecek ve kenti yaşanılmaz hale getirecektir.  

Başkan’a, Meclise ve Belediye yönetimine Öneriler 

Kadroların uzman eğitmenlerle profesyonelleştirilerek verimli hale gelmelerinin sağlanması,
İhtiyaç halinde diğer kamu kurumlarından destek talep edilmesi ve birlikte çalışmayı esas alınması,

Kaba politik yaklaşımlardan uzaklaşılarak, kentin sorunlarının herkesin sorunun olduğunun bilinciyle hareket edilmesi ve benimsenmesi, 

Hizmetlerde eşitlik ve adaletin sağlanması; üretim ve işlevselliğin önemsenmesi ve başarının ödüllendirilmesi,
Sorunlarda önceliklerin belirlenerek planlama, uygulama ve denetim mekanizmalarının oluşturulması; yerine getirilmeyen veya ihmal edilen sorumlular hakkında işlem yapılması,
Toplantının toplantısının yapılması bırakılarak hızlı, dinamik karar alma ve uygulama mekanizmasının oluşturulması, 
Belediye bünyesinde bulunan her bir birimin sorun ve çözüm analizi (swot analizi) yapmasının sağlanması; çıkan sonuçların uzmanlarla değerlendirip netleştirildikten sonra projelendirilerek çözülmesi,
Projelere kaynak yaratmak için ulusal ve uluslararası finans arayışına gidilmesi, 
Yurtiçi ve yurtdışından gelen desteklerin acil sorunlara yönlendirilmesi, 

Sonuç olarak

Misafirlerle, halkta fotoğraf çekmek, sosyal medyayı ve basını etkili kullanmak; kentin ve belediyenin imajı için elbette olumlu ve gereklidir. Ancak kentin sorunlarını çözmek daha önemlidir. Halkçı belediyecilik, kentin kültür ve coğrafi dokusuna uygun bir mimariyle nefes alması, yaşanılabilir bir şehir olmasıyla ölçülür.