Basının tanımında, halkın gözü kulağı olduğu söylenir. Basın, halktan aldıklarını kamuoyu ile paylaşır. Duyurur. Halkın taleplerini, beklentilerini, yetkililere, duyurur. Karşılanmasını, çözülmesini, ister.
  
Biz de öyle yapmaktayız. Halkın dile getirmek istediklerini, köşemizde dile getirerek, halkımızın, okurlarımızın, dili; sözcüsü olmaktayız.
 
KORUYUCU DEMİR KORKULUKLAR
   
Okurlarımın sıkça dile getirdikleri bu konuyu daha önce de bu köşede dile getirmiş, yetkilileri uyarmıştım. Sorumlu yetkililer, kulaklarını tıkadılar. Duymazlıktan geldiler.
  
Baraj canavarı, zaman, zaman şehrin içine kadar sarkar. Bir zamanlar, şehir halkının vakit geçirdiği, parklarla, yeşilliklerle kaplı, Munzur’un kıyısındaki alanları sulara boğar.
 
Baraj canavarının sulara boğduğu alanların hemen kenarında ulaşım yolları geçer. Şehrin büyük beton köprüsünden, sola, şehir merkezine, Ovacık istikamete giden yol bu baraj gölünün kenarından geçer. Baraj gölü yükseldikçe, o yoldan geçen araçlar, insanlar için tehlike oluşturur. Gölün kanarındaki yoldan yürüyen insanlar, çocuklar, bir kaza sonucu göle düşebilirler. Yer, yer yüksek uçurum halini alan yerlerden düşebilirler, daha büyük kazalara davetiye çıkarabilirler.
 
Beton köprüden Mavi demir köprüye kadar olan bu tehlikeli yolun kenarına koruyucu demir korkuluk yapmak hiçbir yetkilinin aklına bu güne kadar gelmedi. Bu köşede yazıp dile getirdiğim halde yine duymazlıktan geldiler.
  
Akşam saatlerinde, yolun altında gölün kıyısında bir aile çocukları ile birlikte oturmuş gölü seyrediyorlardı. Çocuklar, kıyıda koşturup duruyorlar. Gölü taşlıyorlardı. Her an biri göle düşebilirdi. Demir korkuluk olsa o alana inmezlerdi.
 
Bir başka gün, minibüsünü gölün kıyısına dayamış birasını içen kafadarları seyrettim. Minibüste, onlarda, beklenmeyen kazaya davetiye çıkarmış gibilerdi. Koruyucu korkuluk olsa, minibüs, gölün, suyun kıyısına konaklamazdı.
  
Bir gün Allah korusun, o kıyıda, bir kaza olurda bir vatandaş zarar görürse sorumlu yetkililer hakkında ben de davacı olurum.
 
Kazalara davetiye çıkaran yolun emniyeti ile hangi kurum hangi makam, sorumlu ise sorumluluğunun gereğini, geciktirmeden yerine getirmeli, iki köprü arasındaki yolun, kıyı güvenliğini bir an önce sağlamalıdırlar.
 
Aynı istikamette DEMİROLUK Dersinin kenarından seyreden ana karayolun dereye bakan kenarı, kıyısı da benzer kazalara davetiye çıkaracak kadar tehlikelidir. Alınacak tedbirlerin orada da alınması, koruyucu korkulukların yapılması hemen herkesin beklentisidir.
 
Yetkililere duyurulur.
 
KÖPEKLER
 
Hayvanlar arasında, insana en yakın olanı, en dost olanıdır. Bütün bu gerçekliğe rağmen, insanoğlu aşağılamak istediği birini bu insan dostu hayvana benzetir.
 
Giderek kirlenen, yaşamın daraldığı dünyada çocukların, sağlıklı yetişmeleri için hayvanlarla, en çok köpeklerle, doğayla, doğanın ana zenginliği toprakla sık, sık buluşmaları önerilir
 
Sahipsizlikten sokaklarda giderek çoğalan başıboş köpekler, şehir halkını rahatsız etmiş olacak ki, okurlarımdan tepkiler gelmektedir.
 
Uygar ülkelerde uzun süre kalmış bir okurum, dile getirdi. “Avrupa ülkeleri ölçüsünde bu sorunu çözmelerini bizim kurumlarımızdan, belediyelerimizden beklemiyoruz. Beklentimiz, bu sorunun, şehrin, yaşamın bir sorunu olduğunu, çözümü için bir şeylerin, bazı tedbirlerin alınması yapılması gerektiğidir. Sahipsiz başıboş köpekler için bir barınma merkezi kurmak onları kısırlaştırmak o kadar zor, o kadar masraflı değildir. Aldığım bilgilere göre yeni belediye yönetimi şehrin kalkınması, sorunlarının çözümü için çokça proje hazırlığındaymış. Avrupa fonlarından sağlanmak istenilen projeler içinde, köpekler, için kurulmak istenilecek barınaklar için kredi almak daha kolay daha öncelikli olacaktır. Tunceli’de kurulacak köpek barınağı, ilerici çağdaş Dersim Halkına yakışanı, bekleneni olacaktır” diyerek, bu konuyu köşemde dile getirmemi istedi.
  
SEYİT RIZA Parkının çevresinde konaklamış. Köpeklerle uzun zamandır bir dostluğumuz vardır. Günlük yolumun üstündeki bu insan dostu hayvanlarla her gün selamlaşırım. Onların gözlerine bakarak en sıcak en büyük sevgi ışıklarını görürüm. Gözlerine bakarak konuşurum onlarla. Onlar kadar bende çok mutlu olurum.
  
Belediyemizin, güzel projelere imza atmak için yoğun çalışmalar içinde olduğunu ben de biliyorum.
  
Umarım bu projelerin içinde şehirde birlikte yaşadığımız köpekler için de bir proje vardır.
 
ELEKTRİK DİREKLERİ
 
Şehirlerarası, hatta uluslararası, altı kalın telli elektrik iletişim hatları bizim de şehrimizden geçmektedir.
 
Şehirlerarası, hatta uluslararası bu hattın, geçtiği güzergâhta, 200 metrelik alana radyasyon yaydığı söylenmektedir. Bu kadar tehlikeli bu elektrik iletişim hattı, hastanemizin yanı başından geçmektedir. Henüz direkler dikilmeden bu köşede dile getirmiş, 200 metrelik alanda radyasyon yayan bu hattın hastaneye büyük zarar vereceğini, sağlık cihazlarını, ilaçları, hastaları, etkileyeceğini yazmıştım.
 
Buna rağmen direk hastanenin 50 metre yanı başına kuruldu. Sorduğum hastane yetkilileri bu konuda gerekli girişimlerde, yazışmalarda bulunduklarını buna rağmen getirip diktiklerini söylediler.
  
Bir başka okurum geldi. “Elektrik idaresi büyük çok telli kule büyüklüğündeki elektrik direklerini getirip tapulu tarlamızın içine izin almadan dikmişler. Bu nasıl keyfilik, buradaki elektrik idaresine gittik. Biz yapmadık. Bizimle ilgisi yok dediler. Nereye başvuracağımızı şaşırdık. Tarlamızı işgal etmiş. Tarlayı sürmek zor, ne yapacağımızı şaşırdık. Bunlara dur diyen, ne yapıyorsunuz diyen bir yetkili makam yok mu?” diye dert yandı.
  
Anlaşılan elektrik idaresi, kanun manun, mülkiyet hakkı tanımıyor. Keyfine göre kocaman kuleyi istedikleri yere dikiyorlar. Kimin umurunda vatandaş. Hak, hukuk.
 
Okurumun yapması gereken mahkemelere başvurması, olacaktır.
   Fikri TAŞ