Okurlarım, DERSİMLİ olan, DERSİM’DE, görevli olan, herkes, her kurum, DERSİM’İN, DERSİM Halkının, yararına, sorumluluklarının gereğini, yerine getirmelidirler diyorlardı.
   Hatır, gönül, bu sorumluluğun yerine getirilmesine engel olmamalıdır. Benim arkadaşım, benim akrabam, benim siyasetimden, mazeretlerle, sorumluluktan kaçınılmamalıdırlar.
  Toplumun, halkın yararına olan işlemlerde, hiç tereddüt edilmeden, halktan yana tavır konulmalı, keyfiliğe, hukuksuzluğa asla izin verilmemelidir.
   DERSİM, adı büyük, kendisi küçük bir kenttir. Hemen herkesin, bir birini tanıdığı, çağdaş, kültürüne, çağdaş yüzüne rağmen, feodal değerlerin, hala bir ölçüde korunduğu, bir kenttir.
  Zaman, zaman, gerçekleşen, halkın tasvip etmediği uygulamalarda, hep bu ilişkiler, uygulamanın, gerekçesi olarak gösterilir.
   Şehrin Merkezinde, bir parkta, halkın gözleri önünde ağaçların kesilmesine izin veren kurumlar, bu keyfiliği, bu şehirde yaşayan halka sormalı, halkının kararına uygun izin verebilmelidirler. Halkın seçimi, halkın iradesi ile yönetime gelenler, halka sormayı, halk ne deri, yasa haline getirmeli, o, yasaya göre izin verebilmelidir diyorlar.
  Demokrasilerde, hukuk devletlerinde, uygulamalar, böyledir. Halkın iradesi, çoğunluğu, belirleyicidir. Hiç bir makam, halkın iradesinin önüne geçemez. Hiç bir makama, halka rağmen, öncelik tanınamaz.
   Giderek, artan nüfusu, artan araç sayısı ile giderek daralan kentte, kentin, yaşanabilir alanlarının, işgal edilmesi, ilgili kurumların, bu işgale, talana seyirci kalmalarından, sorumluluklarını, yerine getirmemelerinden kaynaklanmış olacaktır diyorlardı.
   Halk tarafından, okurlarım, tarafından, sık, sık dile getirilen eksiklikleri, isteklerini, önerilerini, bu köşede dile getirerek yetkililerin dikkatini çekmeye çalışacağız.
   Munzur Festivaline az zaman kaldı. Festival öncesi şimdiden DERSİM, sevenleriyle doldu. Yurt içinden, yurt dışından, DERSİMLİLER, DERSİMİ sevenler, akın, akın DERSİME, akmaya başladılar. Sokaklar, şimdiden renkli kimliklerle, yüzlerle, çiçek bahçesine döndü.
   DERSİM’E, hayat veren MUNZUR, PÜLÜMÜR Çaylarının kıyıları, misafirlerin ilgi duydukları mesire, yerleri oldu. Ne yazık ki, bu kıyılarda, işgal edildiğinden, kaldırımlar gibi buralarda, halka kapatılmıştır.
  Bir turizm kenti görünümündeki, DERSİM’DE, bu güzellikler yaşanırken,  bu güzellikleri, gölgeleyen keyfiliklerin sürmesi, eleştirileri, beraberinde getirmiştir.
   MUNZUR Suyunun, hissedarlarından biri, “biz bu suyu, perakendeci esnaflara 20 kuruşa, eski parayla 200 kuruşa veriyoruz. Bugün bir parkta bir su içtim. Bir lira ödedim. Bizden 20 kuruşa aldıkları suyu, 5 kat karla 100 kuruşa, 1 liraya satmaktadırlar. Bu resmen tüketicileri kazıklamaktır. 50 kuruşa satsalar bile yüzde yüz elli kar etmektedirler. Üstelik tek kuruş masraf gerektirmeyen bir üründür. Çürümez. Bozulmaz. Elde kalmaz. Bu kadar, keyfiliğe yetkililer nasıl izin verebiliyorlar. Bunu engelleyecek, tüketicileri koruyacak, bir yasal, kurum makam yok mudur? Herkes, keyfine göre milleti kazıklayabilecek mi? Buna dur diyen bir yetkili çıkmayacak mı?” diye dert yandı. Şaşkınlığını ifade etti.
   Onu dinleyen bir başka okurum. “Bir lirada kalsalar, yine iyidir. Yarın festival yaklaştıkça, yoğunluk arttıkça, bak göreceksiniz. Hiç korkmadan, hiç utanmadan, vicdansızca 2 liraya, daha fazlasına, tutturabildiklerine satacaklar. Nasılsa engel olan bir yetkili yok. Utanacak bir yüz yok” diye oda tepkisini dile getirdi.
    Bir başka okurum, “Hocam, şehir merkezi zaten dar. Kaldırımlar yetersiz. Şimdiye kadar kaldırımları kapatan manavlardan, zücaciyecilerden şikâyetçiydik. Onlar, kaldırımın bir kısmını yayalara ayırdılar. Açtılar. Şimdi onlardan daha kötüsü, belediyenin geçmişte bir sürü masrafla yaptığı, kaldırımları, tamamen kapatıp, oyun masaları kuran kahvehanelere, bu nedir diyen yok. Belediye zabıtaları sürekli gezdikleri halde, onları, yaptıklarını, görmüyorlar. Yarın arabalara ayrılan yolda yürümek zorunda kalan bir vatandaş trafik kazası geçirirse, herhalde suçlu araç sahibi, yaya, olmayacaktır. Olsa olsa, Kaldırımı kapatanlar, onlara izin verenler olacaktır. Suçlu olacaklardır” diye, bunlara, bu keyfiliklere, göz yuman yetkililere tepkilerini dile getirdi.
   Bir başka okurum, caddelerin her iki yakasına, araçların park etmesinden şikâyetçi oldu. “Her an daralmış yolda karşılıklı iki araç çarpışarak üzücü bir trafik kazasına yol açabilirler. Trafik yetkilileri, hiç olmazsa, caddenin bir yakasına, araçların park etmesine izin vermeseler, beklenen bu kazaların önüne geçilmiş olur” diye trafik yetkililerine çağrıda bulundu.
  Bir başka okurum, İsmet Paşa parkında, ağaçların katledilmesine, izin veren belediyenin, şehrin girişinde, köprübaşındaki güllere, gerekli bakımı, yaptırmamalarına, güllerin, otların içinde kaybolmalarına üzüldüğünü ifade ediyordu.
   Bir başka okurum. “İki nehrin birleştiği Kutsal HIZIR’IN mekânının hemen yanı başındaki MEZBAHANEDEN, akan kanların, doğrudan barajın oluşturduğu göle akması, GOLE ÇETUNUN önünde kanlı bir görüntünün, kirliliğin oluşması, çok üzücü, çok kötü. Çok yakışmayanıdır” diyordu.
   +  +  +
BARIŞ İÇİN
  Valiliğin, ŞAROĞLU Oteli’nde düzenlediği iftar yemeğine, biz basın mensupları da davetliydik.
  İftar yemeğini veren Ev Sahibi Sayın Valimiz, katılımcılara, yaptığı teşekkür konuşmasında, yine her zeminde, her yerde yaptığı konuşmalarında, dile getirdiği barış isteğini, burada da dile getirdi. “Öncelikle duamız barış içindir. Ülkenin birliği, bütünlüğü, huzuru, içindir” dedi ve dua etti.
  Bizler, katılanlarda, dua ettik. Âmin, dedik.
 +  +   +
VEDAT BEYE GEÇMİŞ OLSUN
  TEDAŞ, TUNCELİ Müdürü. TEDAŞ kurulduğundan beri müdürlük görevini sürdüren, çalışanlarına, halka, saygılı, duyarlı, sıcak mütevazı bir yönetici, hemşerimiz.
   Bir çalışanın mesai saatinde yapmaması gereken uygunsuz eyleminden dolayı bölge Müdürlüğünün işine son verdiği bir Tedaş çalışanı, VEDAT Beyi bıçakla yaralamış.
   Kendilerine geçmiş olsun diyoruz.
   +  +  +
   ARDUÇ AİLESİ’NİN DRAMI
   Sivil toplum Örgütlerinden birinin temsilcisi, tepkili bir tavırla geldi. “Bu ne rezalet” dedi. PEMBELİK Barajı’nı yapan müteahhit, ne kanun, ne yasa, hiç birini tanımayan, iş, yaptığı ilin Valisini, dinlemeyen, astığı astık kestiği kestik biri. Yapılan sözleşmede, yerine getireceğini taahhüt ettiği köprüyü yapmayarak, ARDUÇ Ailesini, sularda boğmak istemektedir. İlginç olanı da, ilin Valisine, devlete, yasalara, rağmen bildiğini okumasıdır. Yapılması gereken, beklenen, İlin Valisinin, Devletin, yetkisini, gücünü, kullanarak, barajın, kapısına kilidi vurmasıdır. Sayın Valimizden bunu bekliyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi.
   Yazmamı istedi.