YAŞAM ORTALAMASINDA TUNCELİ BİRİNCİ OLDU

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan resmi rakamlara göre; yaşam süresinde Tunceli birinci oldu.

TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre Türkiye’deki ortalama yaş süresi 78 olurken Tunceli 80,7 ile Türkiye birincisi oldu.

2015-2017 yılları Türkiye ortalamasına göre Tunceli birinci olurken bunu 80,3 oranıyla Muğla, 80,1 ile Trabzon izledi.

Yaş süresi en düşük il 72,9 ile Kilis olurken, onu Ağrı ve Ardahan takip etti.

Yaşam süresi Türkiye ortalamasında kadınlar erkeklerden daha uzun ömürlü çıktı. Erkekler 75,3’te kalırken kadınlar 81,9’a çıktı.

Erkeklerde yaşam süresinde Muğla ili 77,6 yaşıyla birinci olurken, bunu 77,4 ortalamasıyla Tunceli izledi. Kilis ise 72,9 oranıyla en düşük il oldu.

Kadınlarda Türkiye yaş ortalaması 81,9 olurken, Tunceli kadınlarda 84,2 yaş ortalamasıyla Türkiye birincisi oldu. En düşük il ise 79,1 oranıyla Kütahya çıktı.

Tüm bilim insanlarının tespitlerine göre insan yaşamını etkileyen unsurların başında doğal kaynaklar gelmektedir.

Doğal kaynakların yani; varlıkların en başında hava, su, toprak gelir. Bu üç doğal varlık, tüm varlıkları belirleyen ana kaynaklardır. Başka bir deyişle hava, su, toprak olmazsa olmazlardandır.

Bu tespitler doğrultusunda Dersim coğrafyasını incelediğimizde çok ilginç sonuçlar çıkmaktadır.

Önce hava varlığımızı inceleyelim. Hava varlığı derken, havanın temizliği ön plana çıkar. Hava temizliğinin tersi, hava kirliliğidir. Havanın kalitesi, temizliğiyle değerlendirilir.

Resmi makamların tespitlerine göre Türkiye’de havası en temiz olan 5 şehir, Ardahan, Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli’dir. Bu tespite göre havası en temiz olan illerden birisi de ilimizdir.

Havadan sonra yaşam süresini belirleyen ikinci varlık ise su kaynaklarıdır.

Su kaynaklarının kalitesini belirleyen en büyük etken de mineral madde bakımından içerdiği zenginliklerdir.

Dersim coğrafyası tatlı su kaynakları bakımından çok zengin bir coğrafyadır. Bu zengin su kaynaklarının yüzde 70’ini Munzur Dağları’ndan beslenen ve Ovacık ilçemizin üzerinde bulunan ovanın altındaki yer altı su hazinesi oluşturmaktadır.

Munzur Suyunun kalitesi hepimizin malumu. Türkiye’de birinci olmasının ötesinde dünyadaki en kaliteli içme suları arasında bulunmaktadır. Özetlerse suyumuz da en büyük değerli varlığımızdır.

Havadan, sudan sonra toprak gelir. Toprak da hava ve suyla doğru orantılı bir etkilenme içinde olsa dahi; içeriğindeki organik, inorganik madde ve elementlerin azlığı veya çokluğuyla da önem kazanır.

Peki, Dersim coğrafyasının toprağı hangi özelliklerdedir? Sorusunu yanıtlamamız lazım. Toprak yapısı bakımından çok şanslıyız. Ekilebilir tarım arazilerimiz çok az ama olanlar da altın değerinde zengin. Peki, nedir bu zenginlikler. En başta gelen özelliği kirlenmemiş olması. Çeşitli kimyasal maddelerin kullanılmamasının yanı sıra, mineral madde ve organik maddeler bakımından da çok zengin. Örneğin, tüm bitkilere, sebzelere, meyvelere tat ve aroma veren madde potasyumdur. Türkiye toprakları potasyum bakımından zengindir. Ama Dersim coğrafyası toprakları potasyum oranı itibariyle, Türkiye ortalamasının iki katı daha zengindir. Ayrıca insan anatomisinde çok etkili olan kalsiyum, demir gibi elementler de zengindir.

İnsan yaşam süresini etkileyen doğal kaynaklardan sonra gelen etkenler ise şunlardır:

Yaşam tarzı, yaşam tarzını belirleyen inanç ve kültürel öğeler.  (gelenekler, tüketim alışkanlıkları, doğaya bakış açıları ve de ekonomik yapı)

Hemen baştan belirtelim. Ekonomik durumu itibariyle Dersim insanı çok zengin değildir. Hatta fakir bir coğrafyadır. Ekonomik fakirliğine karşın en büyük zenginliği inanç ve yaşam tarzıdır. Bu inanç ve inanç doğrultusundaki yaşam tarzıyla her alanda Türkiye’ye örnek olmuş bir ildir.

Alevi Bektaşi inancının Serçeşmesi olan Dersim, 12 kutsal ocağa ev sahipliği yapan bir yer olmasıyla da ayrı bir zenginliğe sahiptir. Bu zenginlik çerçevesinde insan ve doğaya sevgi-saygı en üst düzeydedir.

Eline, beline, diline sahip ol, felsefesi yaşamın her alanında belirleyicidir. Bu felsefesi değerler, inanç değerlerinin hepsini kapsar özelliktedir. Bundan dolayı da Dersim’de hırsızlık, başkasının rızkına göz dikmek yoktur.

Yine bu inanç doğrultusunda, kadınlara, çocuklara tecavüz ve taciz yoktur. Yalan, riya yoktur. Diline sahiptir, zehirli dile hiç itibar göstermez, göstereni de sevmez.

İnsan arasında ayrımcı, ötekileştirici bir bakışa ve tutuma sahip değildir. Tüm insanlara bakış açısı aynıdır. “Yaradandan dolayı yaradılanı severiz” felsefesi kesintisiz uygulanır.

İnanç özgürlüğü tam anlamıyla yaşamda geçerlidir. Hiç kimse inancından dolayı hor görülmez, ötekileştirilmez. Kimse, kimseyi inancından dolayı sorgulamaz, eleştirmez ve de rencide edici hareketlerde bulunmaz.

Eğitim ve bilime çok önem verir. Aç durur, susuz kalır çocuklarını, erkek-kız ayrımı yapmadan okutur. Bu nedenle okuryazar oranı itibariyle Türkiye birincisidir. Yine birçok sınavlarda Türkiye birincisi Tunceli’dir.

Aydınlık ve çağdaş yaşam değerlerine tavizsiz önem verir. Kurallarını eksiksiz yerine getirir. Sosyal ve siyasal tercihlerini biat kültürüyle değil kendi özgür düşünceleriyle oluşturur.

Ve de en önemli değer yargılarından birisi olan “Doğaya Sevgi” konusundaki duyarlılığı ve verdiği değerdir. Ağacın, otun, böceğin, kuşun, kurdun, hepsinin haklarına saygı gösterilir. Yaşam haklarının korunması konusunda çok titiz davranır.

Doğa da bu konudaki adaletini cömertçe Dersim Halkına en uzun yaşam sürecini mükafat olarak vermiştir. Yine doğa, tüm dünya halklarının belası olan Corona Virüsün bu coğrafyaya girmesini önlemiştir. Corana virüsü ve daha önce de “FETÖ VİRÜSÜNÜN” giremediği tek il Tunceli’dir.

İlahi adalete inanan birsi olarak, ben diyorum ki ilahi adalet Dersim Halkına hak ettiği mükafatını vererek tecelli etmiştir.

Merak ettiğim her fırsatta bu inanca sahip insanların hor görüldüğü, haklarının ihlal edildiği, yenildiği bir süreçte bu tablo karşısında ne diyecekleri.

Merak ettiğim ve meraktan öte sormak istediğim bir soru da Sayın Diyanet İşleri Başkanına olacak.

Salgın hastalığın giremediği, insan ömrünün en yüksek olduğu Tunceli ilimize ve o ilin halkına karşı bakış açınız nedir, bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?