12.10.2020, 14:08 160

Siyasette Dengesizliğinin Lider Boyutu: Bir Değerlendirme!

Bu yazıda siyasette yaşanan dengesizliğin liderlikle ilişkisi değerlendirilecektir. Bu amaçla önce lider ve güç kaynakları üzerinde durulacak, sonra Türkiye’de yaşanan siyasi dengesizliğin muhalefet boyutunda karşılığı irdelenmeye çalışılacaktır.

Toplumun neredeyse her kesimi, kurumu ve yerleşim biriminin bir ve bazen birden çok önderi, lideri ya da etkin olan bireyleri vardır. Toplumu var eden de zaten bu tür kişiliklerdir. Tarihin derinliklerinden yani ilkel kabilelerden başlayarak günümüzde liderler ve görünen o ki yarınlarda da etkili birer toplumsal figür olacaklardır. Ekonomiden siyasete, kültürel oluşumdan sosyal yaşama, okuldan işyerine; ailede, askerlik ve savaşta, teknik ve teknolojide, kabilede, grupta, örgütte, vs. lideri görmek mümkündür.  Ancak dünün lider profili, özellikleri, davranış stilleri ve güç kaynakları statik olmayıp değişkenlik göstermekte. Bu nedenle günümüzde yöneticiden önemli bazı özellikleri yönüyle ayrılır ve GENEL OLARAK «İŞİ DOĞRU YAPANA» YÖNETİCİ, «DOĞRU İŞİ YAPANA» ise LİDER DENMEKTEDİR.

Genel kabul gören görüş Max Weber’in liderlik ile ilgili yaptığı güç kaynakları tespitidir. Weber, liderlerin bazılarının gücünü karizmadan, yani karizmatik ağırlıklı bir güç kullanarak kitleleri etkileyebiliyorlarsa bu tür liderler gücünü karizmadan aldıklarından karizmatik lider olarak tanımlar.  Bazıları güçlerini geleneklerden ve bazıları da yasalardan/kanun gücünden alırlar. Söz gelimi peygamberlerin tümü karizmatiktir. Padişah, kral, kraliçe, bey, paşa vb. gücünü geleneklerden aldığı için bunlar geleneksel liderdirler. Geleneksel liderlik tarzları çeşitlilik gösterir. İçlerinde üzerine dikkati çekeni otokritik liderdir. Otokritik lider, tüm yönetim yetkisinin liderde toplandığı türdür. Türkiye toplumundaki aile yapılarının genellikle otokratik olması ve disipline yönelik yetiştirme tarzının yaygınlığı otokritik liderlik tarzının benimsenmesine katkı sunmaktadır. Olumlu yönlerinden çok otokratik liderliğin sakıncalı yanlarının bulunduğu genel kabul gören görüştür. Otokratik liderliğin en önemli sakıncası; “liderin aşırı derecede bencil olmasından kaynaklanan anlayış sonucunda, örgüt üyelerinin inanç ve duygularının dikkate alınmaması, bu durumda zamanla yönetime karşı nefret, moral bozukluğu, grup içi çatışma ve anlaşmazlık şeklinde kendini göstermesi ve bunun sonucunda da liderin otoritesinin zamanla kaybolması”nı gerektirir olmasıdır. Yasalardan aldıkları güç ile bireylere hükmedenler ya da etkileyenler ise yasal ya da ussal lider olmakta, makamdan ayrıldıklarında çoğunun yüzüne bakılmamaktadır. Bürokratik örgütlerde etkili olan yöneticiler bu gruba girmektedir.

Lider özellikleri, davranışları ve var olan ve olması muhtemel tüm değişim ve gelişmeleri doğru okuduğuna kitleleri ikna eden, en önemlisi ise kendi derdini, amacını, emelini vs’sini izleyicilerin derdi olduğuna inandıran ve bu uğurda kendini feda eden taraftarı bulan kimsedir.  Özellikler yaklaşımına göre “belirli bir grup içinde bir kişinin lider olarak belirmesi (kabul edilmesi) ve bu grubu yönetmesinin temel nedeni, bu kişinin sahip olduğu özelliklerdir. Bu teoriye göre lider, fiziksel ve kişilik özellikleri açısından izleyicilerden farklıdır.”

Asıl sorun memlekette siyasi dengesizliğin liderlik boyutu olduğundan,  siyasi lider türünün hangi güç kaynaklı lider tiplemesine karşılık geldiğinin tespitidir. Yapılan araştırmalar siyasi liderlerin karizmatik güç kaynaklı lider kategorisinde yer aldıklarını göstermektedir. Eğer siyasi liderler karizmatik gücü temsil etmiyorlarsa, anladığım kadarıyla arkalarına baktıklarında kimse yok ise, yürüyüşe çıkmış sayılırlar. Bu nedenle “yapısal ve geleneksel faktörler sabit tutulduğunda karizmanın, liderin kişisel özellikleriyle ilgili olduğu gayet nettir. Karizmatik liderler, konuşma, takip edenleri harekete geçirme ve lider vizyonunu paylaşma konusunda ilham verecek şekilde hareket etme kabiliyetine sahiptir.”

Yine pek çok araştırmacıya göre etkili muhalefet güçlü liderlik, güçlü değer ve inançlar, güçlü kültür ve açık bir amaç algısı yoluyla karakterize edilir. Yine araştırmalar bir partinin, iktidar olabilmesi yeterli miktardaki bir seçmen desteğini sağladığını göstermekte. Bunun elde edilebilmesi ise, (siyasi parti ve adaylar) seçmenin karşısına inandırıcı siyasal ürün paketi ile çıkmaları ve bu pakete dayalı olarak onların desteğini talep etmeleri gerekmektedir.        

Türkiye yönünden bakıldığında “seçmenlerin büyük ölçüde lidere bağlı olarak oy kullan”dıkları görülür. Çoğu kere seçmene hangi partiye oy verdiği/vereceği sorulduğunda, parti isminden çok liderin ismini telaffuz etmeleri bundandır. Dünyada ülke incelemeleri de bu yönde veri sunmaktadır.

Şimdi Türkiye’ye gelindiğinde yukarıda yapılan liderlik tanım ve güç kaynakları ile özelliklerine göre özellikle muhalefet kanadında yer alan siyasilerden hangisi yapılan liderlik tanımına karşılık gelmektedir? Sözgelimi Kılıçdaroğlu mu? Bence bu mümkün değil. Bir kere, mümkündür diyenler için ya liderliği Kılıçdaroğlu için yeniden kavramlaştırmak ya da Kılıçdaroğlu ’nu liderliğe uyduracak duruma getirmek gerekir.  İyi niyetli, zeki ve dürüst olmak ve bir o kadar da alçak gönüllü olmak siyaset arenasında at oynatmaya yetmemekte. Dikkatle takip eden biri Kılıçdaroğlu’nun iyi bir bürokrat, yönetici ve aynı zamanda teknokrat olduğunu görür. Bu nedenle parti başkanlığındansa, parti içi basamaklarda yönetici ya da teknokrat olarak görevlendirilmesi çok daha yararlı görünmekte.  Zaten kaç yıldır milliyetçi muhafazakâr sağın iktidarda kalmasına neden sosyal demokrat kanatta var olan siyasi lider boşluğudur. Sünni İslam ya da muhafazakâr bir halkın varlığını kendince siyasi başarısızlıklarının nedeni olarak göstermeleri bu anlamda anlamsız kalmaktadır. Esasında halkın değişim göstermeyip geleneksel çizgide kalmasına CHP ve onun gelmiş geçmiş liderlerinin katkısı çoktur. Kaldı ki CHP’nin kendisi değişmiyorsa halk neden değişsin? Tabanı tavanından ileri olan neredeyse dünyada tek partidir CHP.  CHP’nin soluna bakıldığında tespitlerime göre liderlik özellikli birileri çıktı ancak devletin merkez muhafazakâr sağı, bu liderlerin boy atmasına ve halkla buluşmasına imkân tanımadı. Nedeni var olan ve olması gereken durumu iyi okumayışlarından kaynaklı.   O zaman sol ve sosyal demokrat eksende karizmatik siyasi nitelikli lider sorununun canlılığını koruduğu söylenebilir.  Ne zaman çıkar, belli olmaz. Bazen konjonktür beklenmedik bir anda lideri “mehdi” misali çıkarıverir. Belki de koltuğa yapışmışların yarattığı ortam liderlerin doğmasının önündeki en büyük engeldir. Rahmetli Ecevit, Erbakan ve Kastro vb öbür dünyaya az daha koltuklarını kendileriyle götürüvereceklerdi. Seçimi kaybetmişsen kenara çekilmesini bileceksin. Ben gidersem ne olur masalını bırakmak gerekir. En azından dünyanın sonunun gelmeyeceği açık. Belki de gerçek siyasi bir liderin çıkmasına başlangıcı olur. Denemekte yarar var.   

Akşener’i izleyenler liderliğin MHP’nin çekirdek ekseninde elektron olarak kaldığını görür. Bu çizgiden giderek iktidar olmak isteyenlerin bilinmeyen bir tarihi yolculuğa çıktıklarını bilmeleri gerekir. Ancak Türkiye koşullarında CHP, HDP, ÖDP vb partiler varsa Akşener neden yasalardan gücünü alan bir Cumhurbaşkanı olmasın! Sözgelimi HDP’nin bu haliyle yüzde 8-12 bandında ancak bölgesel ve kimlik eksende var olmayı sürdürür olması, Türkiye koşullarında ciddi bir sorun. Türkiye partisi olmayı bir türlü başaramaması da solda önemli bir sorun teşkil etmektedir.  Demirtaş’ın ilk başlarda aldığı yol Türkiyelileşmeyi sağlamaya yönelik ciddi bir çıkıştı ancak somut durumu iyi okuyamadıklarından düşürüldükleri tuzaklardan hala kurtulmuş değiller. Tüm bunlardan dolayıdır ki Cumhurbaşkanlığı ile ilgili ibre sağ cenahta Akşener’den yana işletilmektedir. Dolayısıyla treni kaçıran İnce, çıktığı 1000 günlük ince bir yolda daha da inceleceğe benzerken, Saray’ın köşke dönüşmesi ancak bir siyasi depremi gerektirir olduğunun görülmesi gerekir. İç siyasi dinamikler, en önemlisi ise Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi ayağına sıkmasıyla -ki durum onu göstermekte-ortaya çıkabilecek yeni koşulların o da dış dinamiklerin işine gelmesi durumunda mümkün görünmesidir.

Sonuç olarak; lider siyasi pazarı kontrol edebilen ve etkileyerek iktidar olabilen kişidir. Türkiye’de siyasi dengesizliğin sosyal demokrat ayağının sorunlu olması birinci derecede liderle ilişkilidir. Beklenen liderine kavuşamadığı sürece Türkiye’de liberallerin ya da sosyal demokratların hükümet olma ihtimali (sosyalistler için proletarya sorunu var oldukça rölantide kalacaktır) ancak ve ancak o da kazara meydana gelecek siyasi, iktisadi, sosyal vb. tümü birlikte depremin dış dinamikler tarafından -ki o da kendi çıkarları gerektirdiğinde- mümkün olabileceğini belirterek;

Her kese ve kesime güzellikler dileklerimle...

Her şey yaşanabilir Türkiye için..

Yorumlar (0)
7
açık
İstatistikler
Gösterim Tekil IP
Dün 5220 1024
Bugün 917 337
Toplam 354174 21914
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Kasımpaşa 6 8
6. Antalyaspor 6 8
7. Malatyaspor 6 8
8. Göztepe 6 7
9. Erzurumspor 5 7
10. Sivasspor 4 7
11. Başakşehir 6 7
12. Gaziantep FK 6 7
13. Hatayspor 4 7
14. Konyaspor 5 6
15. Kayserispor 5 6
16. Çaykur Rizespor 5 5
17. Trabzonspor 6 5
18. Denizlispor 5 5
19. Beşiktaş 4 4
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Bursaspor 6 7
12. Akhisar Bld.Spor 6 6
13. Bandırmaspor 7 5
14. Menemen Belediyespor 6 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Eskişehirspor 7 3
18. Boluspor 6 2
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Leeds United 6 10
6. Southampton 6 10
7. Crystal Palace 6 10
8. Wolverhampton 6 10
9. Chelsea 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 5 8
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 5 4
17. West Bromwich 5 2
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Huesca 7 5
18. Celta de Vigo 6 5
19. Levante 5 3
20. Real Valladolid 7 3