EVLİYALAR'IN VE ANA FATMANIN SIRLARI

Hızır’ın Emanetlerine dokunmayın!

WAYIRE HARDO DEWRES !(Erenler Toprağının sahipleri)

Dersim’in, tarihi süreci ile ilgili akademik tartışmaları bir tarafta duruversin,  inançsal bir gerçeği vardır ki o da: bu coğrafyanın, evliyaların, dervişlerin toprağı yani Hardo dewres olmasıdır.

Binmiş atına Sultan Bozatlı Hızır                                                                                                                                    Önü Sıra Ana Fatma’nın Keçileri gelir

Sarık Zıvan, Şeyh Ahmet Dede’nin sürüleri                                                                                                                       Düzgün Baba ile Derviş Cemalin sıraları gelir…

Dağ Keçileri, geyikler, Kırmızı benekli alabalıklar, güvercinler, turnalar…  Daha nicesi tarihin derinlerinden gelen nice büyük inançları bağrında taşır. Ne güzel bir kutsallıktır!                                                                                                                                                                         Abdal Musa geyik olur, Kaygusuz’a pir olur. Geyikli Baba geyikleri ile salınır Bursa’ya mekan olur. Hünkar Hacı Bektaş Veli, Geyik ile Aslanı dost eder, sır eder kucağında. Şeyh Ahmet Dede’nin keçileri. Daha nice pire sır;  nice Evliya’ya nişan oldular. Hepsi toplandı Cem oldu herdo dewreste. Bu Erlere,  ikrar verenlere ise çıla oldular. Karda kışta sıkıntı da zorda onlar görüldü mü, ardı sıra ferah, berekettir, huzurdur ve biliriz ki ardı sıra da Hızır gelir. Lokmalar dağıtılır, sevinç kaplar alemi.  Bozatlı Hızır her gün güneş doğarken sallar davarlarını doğaya koşun der, sırrımın değmediği yer kalmasın. Bakın kim darda kim çağırır varın gelin bildirin. Dolanır geyikler, dolanır bezuvarlar kainatı güneş batarken varırlar evliyaların serdarı Hızır’a anlatırlar; kuşu, kurdu, yolda kalanı, darda olanı ve kendisini çağıranı. Biz biliriz ki Hızır hemen ardı sıra koşar gelir. Yetişir darlara. Kim ki bu sırlara dokunur,  incitir yolumuzda DÜŞKÜN’dür.  O kişi cem’e alınmaz. Kimse onunla konuşmaz, toplumdan dışlanır. Çünkü o evliyaların sırrını yoldaşlarını incitmiştir.

                Pirlerimiz anlatırdı, bu topraklarda yedi tür dağ keçisi vardır. Hepsinin nişanı, görevi ve sırrı ayrıdır derlerdi. Kimdir bunlar dediğimizde anlatırlardı:

  1. Sarık Sıvan:

 Şeh Ahmet Dede tarafından Dersime gönderilmiştir.  Sarık sardığı için sarıklı çoban denilirmiş. Dağların sırrı bu evliyadaymış.  Herkese yardım edermiş. Kırklar Dağında bir mağarada kalırmış. Tekeleri çokmuş. Sarık Sıvan keçileri, Hozat’ta Yılan Dağı ve Ali Boğazı taraflarında yaşarlar. Bunları nişanı yani belirtisi; Kulaklarının bir tarafı bıçakla kesilmiş gibidir.

2- Gergis Aleyhisselam

Bu evliya, inanca göre ilk Hristiyanlığa inanan dervişmiş. Bunu duyan zamanın kralı onu Kemah’ta yıllarca zindana attırır ve yıllarca orda kalır. Ne zaman ki kral hastalanır derdine çareyi bulur. O zaman serbest bırakır ve gelir Dersime Bağır Gölü civarına yerleşir. Kimi zaman kurtlarla kimi zaman meleklerle kimi zaman insanlarla görülür ama keçileri hep yanındadır. İşte bu yörede ki keçiler Gergis alayselamındır.

3- Şıx Çoban

Mazgirt bölgesinde ki keçiler bu evliya’ya aittir. Onlara çobanlık yapmıştır.

4- Düzgün Baba

Male Düzgün. Düzgünün davarları olarak bilinirler. Bunlar birini gördüğünde hapşırır. Etrafı gözlerler. Bunlar Düzgün Baba ile babası arasında meydana gelen keramet sırasında utanıp dağa kaçarken onun ardı sıra giden keçileridir.

5- Munzur Baba

Bu keçiler Munzur Dağların da bulunurlar.  Bunlar çok sütlü olurlar. Munzur baba her bu keçileri sağdığı zaman gözeler coşar akar. Munzur ile gezerler ona yoldaşlık yaparlar.

6- Şeyh Ahmet Dede

Genellikle Malatya bölgesindedir bu keçiler. Fakat Sarık Sıvan gelirken kendinle birkaç tane getirmiştir. Bunların belirtisi ise topallamalarıdır. Bir ayağı topaldır bu keçilerin.

7- Ana Fatma

Bu keçiler Ana Fatma bölgesinde yaşarlar. Kimseye fazla görünmezler. Bunların belirtisi ise; Ortasında bir beyaz pul var. Beyaz pulun etrafında ise kırmızı siyah çivilerle bir taç vardır.

Dağların sessiz sedasız ve coşkulu sahipleri olan dağ keçileri; Bezuvar ve Şamua olarak genelde adlandırılırlar. Bezuvarların, boynuzları uzundur ve arkaya kıvrılır.  Şamuaların ise çengel şeklindedir.  Tarihsel sürece baktığımızda çok derin ve geniş bir coğrafya da kutsal bir kült olarak karşımıza çıkar. Sümer kahramanı Gılgamış’ın öldürdüğü korkunç yaratıklardan birinin adı Huvava’dır. Bu ad, Anadolu’da ilk kez teşkilatlı biçimde Hititlerin kurdukları devletinde, Geyik Tanrısı olan Haruva ile etimolojik anlamda benzerlik göstermesi önemlidir. Bugün Avrupa’nın çeşitli yerlerinde; bilhassa Almanya’da bir Hitit etkisi olarak görülen geyiklere duyulan özel saygı, geyikler için av yasağını doğurmuştur. Aynı zamanda İ.Z. Eyüboğlu’nun tespiti olarak; bugün Almanya’da saygı duyulan geyik, Hititlerde ki Tanrı Runda’nın geyiğidir. Geyik, bazı Hun efsanelerinde yol gösterici unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, Hz. Hamza ile Hz. Nuh kıssalarında ve buna benzer birçok menakıpnamelerde dağ keçisi örmeli bir figürü teşkil etmektedir.  Açıkçası tarihte ilk ne zaman kutsal bir unsur olarak karşımıza çıktığı tam net olarak bilinmese bile bugün Anadolu’nun bir çok bölgesinde kutsallığına dair bir anlatım ile karşılaşırız.

Biz’ler, Hakka ve Hakikate ikrar vereler olarak, Hakk’ın yarattığını incitmenin Hakkı incitmek olduğuna inanırız. Yine bu ikrarın sırrının tecelli ettiği doğa ve onun dile gelişi olan dervişler ile onların emanetleri olan ziyaretler, ocaklar, dağ keçilerimiz, kırmızı benekli alabalıklarımız.. Daha nicesi vazgeçilmez kutsallarımızdır. Bir toplumu var eden en önemli unsurların başında kutsalları yani inançları gelir. Bunların incitilmesi toplumun vicdanında silinmez izler bırakır ki akıp geçen zaman bile çaresiz kalır. Annelerin çocuklarına anlattığı ninnilerde, ağıtlarda, bilmecelerde, masallarda hep onlar vardı. Biz onlarla büyüdük. Onların yok edilmesi annelerimizin dilinin susması, yüreklerinin sessiz bir çığlığa dönüşmesi olur.  Bundandır diyoruz ki; Kutsalımız olan Dağ Keçilerimize, geyiklerimize dokunmayın.  Sadece onları izleyin ve göreceksiniz ki dünya cennette dönecek.