Peri Vadisi ve çevresinde yürütülen maden projelerine Bingöllü ve Dersimliler tepki gösterdi. Maden projelerinin doğal hayatı yok ettiği vurgulanırken Peri Vadisi eteklerinde yapılan basın açıklamasında da Bakanlık tarafından verilen ÇED olumlu raporunun hukuksuz olduğu belirtildi.

FERİT DEMİR / ÖZEL HABER

Tunceli'de kara yolunda mahsur kalan yolcuları jandarma kurtardı Tunceli'de kara yolunda mahsur kalan yolcuları jandarma kurtardı

Bingöl'ün Kiğı ilçesi Peri Vadisi ve çevresinde yürütülen maden projeleri ile açılmak istenen yeni maden ocaklarına karşı eylem gerçekleştirildi. Peri Vadisi Çevre Platformu tarafından düzenlenen eylem Kiğı İlçesi Peri vadisi içinde bulunan Eskikavak köyünde gerçekleştirildi. Eyleme Bingöl'ün çok sayıda ilçesinden yurttaşlar başta olmak üzere Dersim, Elazığ ve çevre illerden çevre savunucuları geldi. CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve köylülerin avukatı çevre aktivisti Avukat Barış Yıldırım, TMMOB Çevre Mühendisleri Başkanı Ahmet Karaman da eyleme destek verdi.

'ÇED OLUMLU RAPORU HUKUKSUZDUR'

Burada yapılan basın açıklamasında konuşan köylülerin avukatlığını üstlenen Dersim Barosu’na bağlı avukat Barış Yıldırım, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın maden şirketlerine hukuksuz bir şekilde ÇED olumlu raporu verdiğini ileri sürerek "Bingöl ilinin birçok ilçesi sınırları dahilinde yürütülmek istenen kurşun, çinko, gümüş ve altın madenciliği projesi için Çevre, şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çevre kanunu 10. Maddesi çerçevesinde ÇED olumlu raporu verildi. Bu karar kesinlikle hukuksuzdur derhal iptal edilmesi gerekiyor" dedi.

'FIRAT HAVZASI TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SU TOPLAMA HAVZASI'

Peri Vadisi'nin önemli bir kuş üreme ve yaşam alanı olduğunu belirten Yıldırım, bu durumun bile başlı başına bu projenin yürütülmesinin durdurulması için yeterli bir gerekçe olduğunu belirtti. Türkiye’nin en büyük su toplama havzasının Fırat havzası olduğunu ifade eden Yıldırım, Fırat Havzası'nı ana su kaynaklarının ya Tunceli'de Munzur dağlarında doğduğunu ya Bingöl dağlarında doğduğunu belirtti.

'ERZİNCAN İLİÇ İÇİN DE UYARMIŞTIK'

Yıldırım konuşmasının devamında şöyle dedi:

"Munzur ve Bingöl dağlarından akan tatlı su kaynakları Fırat Havzası'na akmak için Peri Vadisi'nde buluşur ve akışını buradan devam ettirir. Buralarda yürütülen maden projeleri sebebiyle buradaki su kaynakları neredeyse yok olmak üzere. Yeni Madencilik projeleriyle var olan, kurumayan su kaynakları da yok edilerek zehirlenecektir. Biz daha önce de dava açtık elimizde bilirkişi raporları var. Raporlarda bu maden projelerinin yüzey sularına ve yer altı su kaynaklarına dönüşümü olmayan zararlar vereceği belirtiliyor. Bu sebeple ilgili tüm bakanlıkları uyarıyoruz; daha önce de uyardık. Erzincan İliç için de uyarmıştık önceden. Bingöl’de, Tunceli’de, Erzincan’da, Malatya’da bu projeleri bu şekilde vahşice yapmaya devam ederseniz dünyanın en önemli su kaynağını yok edersiniz. Tarımı yok edersiniz temiz su kaynaklarını yok edersiniz.”

FAY HATLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Bern Sözleşmesi'ne de dikkat çeken Yıldırım, bu sözleşmeye göre birçok bitki ve yaban hayvanının söz konusu bölgede yaşadığını ve buranın korunması gerektiğini kaydetti. Ayrıca bölgede fay hatlarının yoğun olduğunu belirten Yıldırım, maden ocaklarındaki patlamaların sismik hareketliliğe neden olabileceğini belirtti. Yıldırım, "Bu maden projeleri hayata geçirildiği taktirde bölgedeki yeraltı ve yüzey suları geri dönüşümü olmayacak şekilde kirlenecek. Yine bölgede insanların tek geçim kaynağı olan tarım ve arıcılık faaliyetleri de bu projeler hayata geçirildiği an tamamen bitmiş olacak” diye konuştu.

'DOĞA BİRİLERİNE PEŞKEŞ ÇEKİLEREK MADEN ÇIKARILMAK İSTENİYOR'

CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu da gazetemize yaptığı açıklamada Bingöl tarihinde bir ilkin gerçekleştiğini ve halkın çevre için büyük bir birliktelik gösterdiğini belirterek şunları söyledi:

"Biz Tunceliler de buraya geldik burada doğasına sahip çıkan insanlara destek verdik. Çünkü aynı doğa katliamları bizim bölgemizde de yapılıyor, yapılmak isteniyor. Maalesef insanlarımızın doğal yaşam alanları yok edilmek isteniyor, su havzaları kurutulmak isteniyor. Burada doğa, birilerine peşkeş çekilerek maden çıkarılmak isteniyor. Biz bu duruma karşı, madencilik projelerine karşı direneceğiz. Her zaman söylüyoruz. Yer üstü zenginliklerimiz yer altı zenginliklerinden daha kıymetlidir. Biz bu doğayı gelecek nesillere bırakmak zorundayız. Bunun içinde doğamıza sahip çıkacağız koruyacağız. Biz CHP olarak, Tunceli halkı olarak doğasına sahip çıkan herkese sonuna kadar destek vereceğiz onların yanında olacağız. Buradaki bu maden sahalarının kapatılması ve bir daha açılmaması için, doğamızın, geleceğimizin yok olmaması, doğal yaşam alanlarımızın yok edilmemesi için gereken mücadele ne ise vereceğiz bu mücadeleyi yapanların da hep yanında olacağız.”

'TÜKETİM ODAKLI POLİTİKAYA BİAT ETMEDİĞİMİZİN FARKINA VARDILAR'

Basın açıklamasında söz alan Tunceli belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ise son yıllarda kapitalizmin bütün dünyada yaban hayatının yoğun olduğu tarım alanalrının geniş olduğu bütün doğal alanlar üzerinde bir baskı başlattığını vurguladı. Maçoğlu, "Çünkü hükümetler artık tüketim endeksli politikalar üretiyor. Üretim yapılmıyor. Tüketim endeksli bir politikaya bizim biat etmediğimizin farkına vardılar. Kapitalistlerin çıkardığı yasalar, yoksulları, ezilenleri, köylüleri, işçileri koruyan yasalar değil. Yasalar bir avuç sermaye sahibi için onları korumak için çıkarılıyor" dedi.

'BU EYLEME DESTEK VERMEYENLER, YARIN KENDİ TOPRAKLARINA MADEN GELİNCE ANLAYACAKLAR'

Toprakların değerini oradaki köylerde yaşayanların bileceğini söyleyen Maçoğlu, 1993 yılından bu yana köylerin boşaltıldığını belirtti ve "Şimdi anlıyoruz ki bu maden projeleri rahat hayata geçsin diye yapılmış. Biz bunları yıllar önce söyledik. Benim çağrım şudur; toprağını koruyan, deresine, suyuna sahip çıkan herkese karşı vicdanlı olun, bu doğayı yok etmeyin. Biz geçmişte Karadeniz’de yapılan barajlara ya da açılan maden ocaklarına karşı mücadele etseydik belki de buraya sıra gelmeyecekti. Biz Türkiye’nin farklı yerlerindeki maden sahalarının açılmasına karşı dursaydık belki bugün sıra buraya gelmeyecekti. Bugün bu eylemlere destek vermeyenler yarın bu maden projeleri kendi topraklarına geldiği zaman gerçeği görecekler sıra onlara da gelecek. Yaylalarımızı, ovalarımıza derelerimize sularımıza ve yaşam alanlarına sahip çıkmamız lazım yoksa hep birlikte kaybedeceğiz” ifadelerini kullandı.

'BÖLGE HALKI CUMHUR İTTİFAKI'NA ÇAĞRI YAPIYOR'

HDP Bingöl milletvekili Erdal Aydemir de bölge halkının Cumhur İttifakı'na bir çağrısı olduğunu söyleyerek "Doğamızı yok etmeyin bu maden projelerini iptal edin diyor" dedi.

Oradaki herkesin tek bir talebi olduğunu belirten Aydemir şunları söyledi:

"Özellikle AKP-MHP iktidarına yani Cumhur İttifakı'na çağrıları şu; şimdiye kadar Peri Vadisi üzerinde onlarca HES ve baraj yapıldı. Doğamızın ekosistemi altüst oldu. Yerüstü bittikten sonra sıra yeraltına madenlere geldi. Halkımızın tek talebi izin verilen maden sahalarının izinlerinin iptal edilmesi. Bugün buraya gelen yüzlerce bölge insanı bölgede verilen bütün maden ruhsatlarının iptal edilmesi için çağrıda bulunuyor. Cumhur iktidarı, AKP-MHP iktidarı bu halkın taleplerini dikkate alıp, bu projeleri iptal etmesi gerekiyor.”

'GİDECEK BAŞKA YERİMİZ YOK'

Peri Vadisi Çevre Platformu Sözcüsü İbrahim Kudiş ise yaptığı açıklamada maden şirketlerinin düzmece raporlar alarak hukuksuz şekilde ÇED raporları alarak yürüttükleri maden projelerine karşı halkın tepkisini göstermek için bu dağ başına toplandığını belirterek şöyle konuştu:

“Bugün bu dağ başına, Peri Vadisi'nin eteğinde, Peri suyunun kenarında bu insanların toplanmasının nedeni burada maden şirketlerinin hukuksuz ve düzmece olarak aldıkları ÇED olumlu raporları ile bu güzel doğayı bu vadilerimizi, akarsularımızı, derelerimizi, yaşam alanlarımızı, anılarımızı, hayallerimizi yok etmelerine karşı durmak için. Bugün bu eyleme katılan insanlar bu bölgelerde yaşıyorlar. Buralar bizim yaşam alanlarımız, gidecek başka bir yerimiz yoktur. Tutunacakları tek yer burasıdır. Yöre halkı diyor ki burası bizim yaşam alanımız, gidecek başka yerimiz yok, yaşam alanlarımızı karartmayın burada bizim tarihimiz yatıyor. Hayallerimiz var, geleceğimiz var geleceğimizi yok etmeyin. Bizim tarihimiz burası bizi köklerimizden koparıp atmayın diyor bu halk. Bizim başka yerlerde yaşama şansımız yok tek yaşam alanımız burası burayı bize çok görmeyin. Bizim başka yerlerde nefes alma şansımız yok tek nefes alacağımız yer bu coğrafya.”