Dersim Barosu, Gazetecilik meslek örgütlerinin ‘sansür yasası’ olarak adlandırdığı kanun teklifiyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada “ Demokratik toplum düzeninde kabulü mümkün olmayacak şekilde temel hakların kullanımını sınırlayan bu yasanın Anayasa Mahkemesine yapılacak iptal başvurularıyla birlikte iptal edileceğini umuyoruz" dedi.

AK Parti ve MHP’nin hazırladığı ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ adı verilen gazetecilik meslek örgütlerinin ‘sansür yasası’ olarak adlandırdığı kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Dersim Barosu, “ Demokratik toplum düzeninde kabulü mümkün olmayacak şekilde temel hakların kullanımını sınırlayan bu yasanın Anayasa Mahkemesine yapılacak iptal başvurularıyla birlikte iptal edileceğini umuyor, demokratik toplumun gerekleri olan çoğulculuğun ve açık fikirliliğin toplum için vazgeçilemez ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz” açıklaması yaptı.

EMEP: Bu düzen değişecek, çocuklarımız rahat bir nefes alacak EMEP: Bu düzen değişecek, çocuklarımız rahat bir nefes alacak

Dersim Barosu Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Dezenformasyonla Mücadele Yasası" adıyla duyurulan ancak basın meslek örgütlerince “sansür yasası” olarak nitelendirilen, Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Türk Ceza Kanunu’na eklenen yeni maddeye göre, “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Öncelikle basın örgütleri ve basın emekçileri olmak üzere bütün kamuoyunca bu maddenin tasarıdan çıkarılması yönündeki uzlaşma çağrılarına karşın, Meclis Genel Kurulu'ndan geçen madde, sosyal medya kullanıcılarını da tehdit eder durumda.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle, Anayasa'da güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğü ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı gibi temel hak ve özgürlükler Anayasaya aykırı şekilde sınırlandırılmıştır. Yalan haber veya objektif olmayan bilgi de dahil olmak üzere, muğlak ve belirsiz ifadelere dayalı bilgilerin yayılmasına ilişkin genel yasaklarla ifade özgürlüğünün kısıtlanması, uluslararası standartlarla bağdaşmamaktadır.

Basının haber yapma özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının kısıtlayan bu düzenleme, gazeteciler ve insan hakları savunucuları da dahil olmak üzere muhalefeti ve eleştirileri bastırmak için keyfi uygulamalara sebebiyet vereceği kaygısı uyandırmaktadır. Öte yandan, herhangi bir görüşü ifade edebilecek veya haber ve diğer bilgileri çevrimiçi olarak paylaşabilecek yurttaşlar açısından bu cezai yaptırım korkusu, caydırıcı bir etki oluşacaktır. Toplumun çoğulcu yapısını olumsuz etkileyecek ve muhalefet kesimleri açısından soruşturulma ve cezalandırılma tehdidi ile karşı karşıya bırakan bu hüküm, temel hak ve hürriyetlerin kullanımına yönelik keyfî müdahaleye karşı yurttaşlara yasal bir koruma sağlamamaktadır.

Dersim Barosu olarak; demokratik toplum düzeninde kabulü mümkün olmayacak şekilde temel hakların kullanımını sınırlayan bu yasanın Anayasa Mahkemesine yapılacak iptal başvurularıyla birlikte iptal edileceğini umuyor, demokratik toplumun gerekleri olan çoğulculuğun ve açık fikirliliğin toplum için vazgeçilemez ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”

AK Parti ve MHP’nin hazırladığı ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ adı verilen gazetecilik meslek örgütlerinin ‘sansür yasası’ olarak adlandırdığı kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Dersim Barosu, “ Demokratik toplum düzeninde kabulü mümkün olmayacak şekilde temel hakların kullanımını sınırlayan bu yasanın Anayasa Mahkemesine yapılacak iptal başvurularıyla birlikte iptal edileceğini umuyor, demokratik toplumun gerekleri olan çoğulculuğun ve açık fikirliliğin toplum için vazgeçilemez ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz” açıklaması yaptı.

Dersim Barosu Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Dezenformasyonla Mücadele Yasası" adıyla duyurulan ancak basın meslek örgütlerince “sansür yasası” olarak nitelendirilen, Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Türk Ceza Kanunu’na eklenen yeni maddeye göre, “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Öncelikle basın örgütleri ve basın emekçileri olmak üzere bütün kamuoyunca bu maddenin tasarıdan çıkarılması yönündeki uzlaşma çağrılarına karşın, Meclis Genel Kurulu'ndan geçen madde, sosyal medya kullanıcılarını da tehdit eder durumda.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle, Anayasa'da güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğü ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı gibi temel hak ve özgürlükler Anayasaya aykırı şekilde sınırlandırılmıştır. Yalan haber veya objektif olmayan bilgi de dahil olmak üzere, muğlak ve belirsiz ifadelere dayalı bilgilerin yayılmasına ilişkin genel yasaklarla ifade özgürlüğünün kısıtlanması, uluslararası standartlarla bağdaşmamaktadır.

Basının haber yapma özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının kısıtlayan bu düzenleme, gazeteciler ve insan hakları savunucuları da dahil olmak üzere muhalefeti ve eleştirileri bastırmak için keyfi uygulamalara sebebiyet vereceği kaygısı uyandırmaktadır. Öte yandan, herhangi bir görüşü ifade edebilecek veya haber ve diğer bilgileri çevrimiçi olarak paylaşabilecek yurttaşlar açısından bu cezai yaptırım korkusu, caydırıcı bir etki oluşacaktır. Toplumun çoğulcu yapısını olumsuz etkileyecek ve muhalefet kesimleri açısından soruşturulma ve cezalandırılma tehdidi ile karşı karşıya bırakan bu hüküm, temel hak ve hürriyetlerin kullanımına yönelik keyfî müdahaleye karşı yurttaşlara yasal bir koruma sağlamamaktadır.

Dersim Barosu olarak; demokratik toplum düzeninde kabulü mümkün olmayacak şekilde temel hakların kullanımını sınırlayan bu yasanın Anayasa Mahkemesine yapılacak iptal başvurularıyla birlikte iptal edileceğini umuyor, demokratik toplumun gerekleri olan çoğulculuğun ve açık fikirliliğin toplum için vazgeçilemez ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”