• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

SEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU OKUMAK VE HDP’NİN YAŞADIĞI TRAVMA

Yusuf Baran Beyi

AKP; Bir tarafta HDP’ye operasyon yapıp, diğer yandan PKK’yi konumlandığı coğrafyada savaş uçaklarıyla bombalayarak, PKK’yi savaşmaya mecbur ederek, oluşan kaos ve gerilim ortamında, hem toplumsal algı yönetme, hem de HDP’yi çökertmek gibi bir amaç taşıdı. Burada “HDP terör örgütünün uzantısıdır” görüntüsünü yaratıp, Milliyetçi duygulara sahip tüm kesimlerin desteğini alma çabası vardı.

 

Güneydoğuda 9-10 ilçede ve Diyarbakır merkezde öz yönetim ilanının akabinde(Bu, HDP için en büyük handikap oldu) başlayan ezme ve imha süreciyle, HDP kendisini savaşın ortasında buldu. Seçim çalışmasını bir yana bırakan HDP, savaşın yaşandığı bölgede halkın derdiyle meşgul olduğu için, hem siyasi çalışma yapamadı, hem de batıda yaşayan milliyetçilerde “HDP Kürtçülük yapıyor” algısı oluştu.

 

Bölgede ezmenin dozajı ölümlerle ‘süslendikçe’ ve kaos uzayıp derinleştikçe, bazı insanlarda AKP’ye teslim olma duygusu belirdi. ‘Beyaz toroslar’ hatırlatması, Kürtler için ‘ölüm-kalım ortamına dönülecek’ şeklinde algılandı. “400 vekil verin, her şey huzur içinde bitsin.” Sözünü hatırlayan bir kısım insanlar, bu sözünün gereğini yerine getirdiler. Orta sınıf bu sıkıntıyı atlatmak için, kurtuluşu AKP’ye oy vermekte buldu ve öyle de yaptı. Bölgede kaosun yaratılmasında HDP’nin dışında gelişen olumsuz bu parametreler, partinin başarısına gölge düşürdü.

 

Savaşın ve kaosun bir diğer siyasi yansıması ise Milliyetçilerin tutumu oldu. MHP’de bulunan ırkçı Milliyetçiler ise “Bu haliyle MHP, Kürtlere karşı bir yaptırım gücüne sahip değil. Ne yaparsa devletin gücünü elinde tutan ve muktedir tek güç olan AKP yapar.” Kürtleri ezme ve imha etme hamlesinin bu şekilde somutlaşması, ırkçı Milliyetçileri adeta mutlu etti. Bu milliyetçiler, AKP’ye oy vererek mutluluklarını paylaşmış oldular. Bu da MHP’yi tepe taklak etti. İnsanları şoke eden, ne HDP’nin, ne de MHP’nin düşüşüdür, AKP’nin nasıl % 49.5 puan almasıdır. Aslında halktaki bu şaşırmanın öyküsünde, birilerinin diktatör olma ihtimalinin korkusu vardır.

 

Parti binalarının yakılıp yıkılması, yöneticilerinin tutuklanması, vekil adaylarının savaş alanında meşgul edilmesi ve hatta Demirtaş’a yönelik suikastların duyurulması, HDP’nin seçim çalışmasını olumsuz yönde etkileyen faktörler oldu. HDP, taziyede bulunup, tabut taşımaktan ve adliyelerde tutuklanan partililerle ilgilenmekten bunaldı. İlçelerde ölümleri durdurmak için, canla başla uğraş verdi. Parti, yaralı bir organizma gibi, kendi acısıyla uğraşmaktan başka bir şey yapamaz hale geldi.

Sayın Demirtaş’ın “Kızılca kıyamet.” Dediği tam da buydu. Ancak seçmenin kararlı tutumu, hem mengeneye kıstırılmış HDP’yi, hem de Türkiye’yi kanlı bir süreçten kurtardı.

 

“HDP, terör örgütünün uzantısıdır.” Denilerek, 7 Haziran’da batıda HDP’ye sempatiyle bakanlar caydırıldı. Bunun yanında “Emanet oy” tartışması bazı insanların üzerinde olumsuz etki yarattı. Ayrıca “HDP’nin, artık baraj sorunu yoktur .” diyen seçmenlerin CHP’ye dönmesi, HDP için düşüşe neden olan etmenler olarak özetleyebiliriz. Ama Kürtler, sosyal demokratlar, Aleviler ve diğer tüm ezilenler partilerine sahip çıkıp, kan ter içinde bir mücadele verdiler. Üzerlerine yoldaşlarının ve gencecik çocuklarının parçalanmış nazlı bedenleri yağmasına rağmen, kararlılıkla mücadelelerine devam ettiler. Televizyonların bütün kanalları bu partiye kapatıldı, parti üyeleri ve hatta seçmenleri tutuklandı. Ama yine de HDP, barajın altında kalmayarak, tuzak kuranların muradını boğazında bıraktı. Kim ne derse desin, 7 Haziran zaferinin yanında, 1 Kasım seçim sonucu daha anlamlı, daha değerlidir.

Bundan sonrası ne olacak sorusuna gelince; Elbette ki büyük ve önemli beklentilerin biriktiği aşikârdır. En önemli ve acil olanı, ölümlerin yaşandığı Kürt sorunudur. Fakat şöyle bir tehlike görülmektedir. Erdoğan bu başarıyı, kavga politikalarının sonucu olarak görüp, hem özgürlük alanlarına, hem de Kürtlere yönelik fütursuz hamleler geliştirirse, yeni kızıl kıyamet günleri bu ülkenin geleceğini kıpkızıl bir renge dönüştürebilir. Onun için çözüm süreci gibi önemli bir mesele, despotlaşan AKP’nin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Kürtleri imha ederek, Milliyetçilerin teveccühüne mazhar olan AKP “ben MHP’den daha milliyetçiyim.” Diyerek çözüm sürecini dolapta tutmaya devam etmesi durumunda, özellikle CHP’nin HDP ile demokrasi ve barış cephesini oluşturarak, güçlü ve kararlı bir mücadele sürdürmeleri, ülkenin geleceği açısından elzemdir. İktidardakilere ve yandaşlarına özgürlük, demokrasi ve zenginlik, diğerlerine kan, gözyaşı ve yoksulluğun reva görülmesi, bu ülkenin geleceğini karartır. Mutlaka adaletli bir dengenin sağlanması gerekir. Tek taraflılık ve tekçi politikaların bu ülkeyi ne hale getirdiğini hepimiz gördük.

 

 

Bu yazı toplam 854 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim