• BIST 99.835
  • Altın 243,334
  • Dolar 5,7445
  • Euro 6,4830
  • Tunceli 10 °C
  • Elazığ 10 °C
  • Erzincan 8 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 11 °C
  • İzmir 18 °C
  • Malatya 12 °C

Rümeysa sularda!

Ercan TOPAÇ

Klasik bir köşe yazısı yazmak istemedim çünkü bir yararı olmayacaktı. Bu ülkede artık vicdanlarımızı kaybetmek üzere olduğumuzu düşünüyorum. Ondandır ki eğer kaldıysa biraz vicdanları sarsmak için yazıyorum bu yazıyı. Bir tarafından vicdan yazısı olsa da bir tarafından da bu ülkede üvey evlat olarak algılanmışlara yazılmış bir yazıdır aynı zamanda.

Rümeysa sularda çünkü ve hepimizin vicdanının sızlaması lazım. Minik bir kız çocuğu bedeninin hepimizin ihmalleri yüzünden sularda yüzdüğü ve bulunamadığı zamanları yaşıyoruz. Ki bu ilk de değil. Bu ülkenin nehirleri kaç tane can aldı. Bu ülkede en kıymetsiz şey can iken sonrasında arama kurtarma çalışmalarına para harcamaktan sakınmayan bir zihniyet var.

Her eksiği dile getirdiğimizde bize ödenekten, para-puldan söz eden etkili, yetkililer. Ne oldu kaç gündür ne kadar harcadınız Rümeysa’yı bulmak için. Ankara’dan civar illerden gelenler, (bunları sizin maliyet hesaplarınız için yazıyorum) Onca zaman, onca emek, onca yakıt…

Oysa çok mu zordu Pülümür, Ovacık, Nazımiye ve Pertek yollarının riskli bölümlerine bu tür kazalar olmasın diye bariyerler çekmek.  Varın siz Rümeysa’nın bulunduğu aracın sürücüsünü, karşıdan gelen aracın hızını sorgulayın. Asıl suçlu sizsiniz. Bugüne kadar bu tedbirleri almayan; bunları uygulamayanlar Rümeysa sularda yüzerken rahat mı vicdanınız?

Peki, bir canın hele hele de minicik bir kız çocuğunun sizin bozuk yollarınız, alamadığınız tedbirleriniz yüzünden kayıp gitmesine ne diyorsunuz? Başta anne ve babası olmak üzere çay kenarlarını adım adım metre metre kilometrelerce tarayanlara ne diyorsunuz? Bunun karşılığı kaç para?

Sahi sizin anlayışınıza göre Rümeysa’dan önceki canlar, Rümeysa ve bundan sonra gidecek canların maliyeti nedir? Eğer yolunuz düşerse siz de uğrayın o çay kıyılarına. Belki dağların heybetini taşıyan bir rüzgar değer de vicdanınıza üşür, kendinize dönersiniz. Ey yetkililer, ey anneleri babaları çay kıyılarında yol gözlemek zorunda bırakanlar, ey çürümüş cesetleri ailelere teslim ederken “çok şükür ki bulduk. En azından bir mezar yeri olacak” diyenler Rümeysa sudan önce kaç kiloydu, kaç kilo olarak teslim edeceksiniz? Nehirlerin, yolların önceki maliyetiyle Rümeysa bulunduktan sonra ki maliyetleri hesapladınız mı?

Bu son yazdıklarımın sizlerle ilgisi yok. Bunları sadece Rümeysa’ya, ailesine ve nehirlere gömülmüşlere yazıyorum:

Bunun suçlusu ne sensin Rümeysa ne de arabayı çaya sürmek zorunda kalan. Bu kusur, bu suç biraz bizim suskunluğumuz, sessizliğimiz; korkaklığımız yüzünden. Ama en çok da sadece burada yaşayan bizlere değil; buradan geçen, buraya uğrayan, bu yolları arşınlayan insanlara da biçilmiş bir suç. Sizin suçunuz, bizim bir zamanlar (ki bahsettiğim bizim henüz köylerimizden, yerlerimizden, yurtlarımızdan edilmediğimiz yıllardır) Atalarımızın at sırtında ya da yürüyerek kış hazırlığı için tuz ve un taşıdığı o yollardan geçmektir. Şairin deyimiyle o yolları da bizlere yaptırmışlar zaten. Ama niye yaptırmışlar biliyor musun Rümeysa, yol parası verememişiz diye o dağları bize deldirmişler, o yolları bize açtırmışlar. Hacizlere gitmiş suna gibi keçimiz, ineğimiz. Yeri gelmiş Kore’ye yollanmışız, bilinmedik dağlarda tabakamız kalmış. Tıpkı senin şimdilerde hiç tanımadığın bir nehirde yüzüşün gibi. Hangi birini anlatayım sana Rümeysa, mahpusluktan mı yoksa dut kurusu süpürge tohumu yediğimiz günler ile bir godik arpa için Sivas kapılarından döndüğümüz günlerden mi?

Sen, şu an bulanık akan ama gün yüzlü şelaleler, binbir dereden taşıdıkları sularla kavuşunca berraklaşacak bir nehirdesin. Gün değecek senin minik bedenine. Başını,  vadilerimizden eksik olmayan yıldız yastıklara daya. Orada öylesine derin masallar vardır ki. İlerle, yürü; büyü Rümeysa…

Son söz: Sen, ilerlediğin o yollarda Xızır’ı görmüşsündür mutlaka. Biliyorum ki o bembeyaz atıyla seni almıştır zaten yanına.

Senin minik bedenin bulunup buralardan götürülse de biz senin günlerce sularımızda yüzdüğün zamanları asla unutmayacağız Rümeysa.

Ercan TOPAÇ

Bu yazı toplam 11320 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim