• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Tunceli 33 °C
  • Elazığ 32 °C
  • Erzincan 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İstanbul 34 °C
  • İzmir 33 °C
  • Malatya 32 °C

ÖDP’nin derin açılımları…

Yalçın ÇAKMAK

ÖDP’nin genel başkanı Alper Taş’ın, İşçi Partisi ve Ulusal Kanal’a gerçekleştirdiği ziyareti eleştirdiği için, İşçi Partisi tarafından dava edilen Rober Koptaş’ın o her satırının altına imza atacağım yazısı, ihbarcılığı bir alışkanlık haline getirmiş olanlardan ziyade, onlara kol kanat geren ÖDP’in içine düşmüş olduğu hali gün yüzüne çıkardı. Uzun bir süreden beridir ulusalcılık ile flört halinde bulunan bu partinin mangalda kül bırakmayan sosyalizm lafazanlığının geldiği nokta, CHP destekli AKP eleştirisi yapmaktı. Bu nedenle, sınıf siyaseti ile işi gücü olmayan İttihatçı CHP’nin sol içindeki borazanlığına soyunmak, yüzlerce bedel ödemiş Devrimci Yol’un, bu kifayetsiz ama muhteris çocuğuna kaldı. ÖDP’nin günahları sadece bunlardan da ibaret değil. Salt hatırlatma babında bir-iki örnek bile buzdağının görünmeyen yüzü hakkında fikir vermeye yeter.

 

“Ermeni’yi gazeteden atmak”

 

ÖDP’nin gazetesi Birgün’den Ermeni milliyetçiliği yaptığı gibi bir gerekçeyle kovulmak istenen Hrant Dink olayı hakkında kaleme alınan yazılar, talimatın “büyük abiden” geldiğini ifade ederken, bilerek ya da bilmeyerek bu abinin ismini saklı tutma yolunu seçmişti. Öyle bir abi ki, G. Orwell’in 1984 romanından fırlamış olan “büyük biraderine” dahi taş çıkartıp, ismini Mamak Cezaevi’nin duvarlarına “altın harflerle” yazdıran bir ağırlığı vardı! Ne garip değil mi? Aynı günlerde Metris’te insanlar kanıyla duvarlara iradelerini nakşederken, bizim abi altın süslemeciliğinin tüm meziyetlerini sergileyip, kendilerine gönül veren herkesi ortada bırakmayı destanlaştıran bir kabiliyete de sahip oldu. Bir zamanlar fısıltı halinde yükselen abinin ismi şimdi daha gür bir şekilde yükselmekte: Oğuzhan Müftüoğlu.

 

İddialar dile getirildiği günlerde Birgün Gazetesi eleştiri sahiplerini neoliberal ve Fethullahçı olmakla suçlamıştı. Bu durum, AKP ve Gülen hareketine tepki duyan pek çoklarının, paranoya düzeyine vardırarak, kendilerine eleştiri sunanlara yönelttikleri bir hezeyan halinin tekrarından başka bir şey değildi.

 

Siz mi emek seversiniz

 

Gelelim ÖDP çevresinin ağızlarından düşürmediği o emekçi lafazanlığına. Hakkında defalarca yazılar yazılan, benim de birkaç kere yazıyla sesine ses katmaya çalıştığım Cansel Malatyalı ve sırf ona destek sunduğu için Birgün’den kovulan Şahin İmga’yı hatırladınız mı? Allah aşkına, babanızın çiftliği haline getirdiğiniz TMMOB’un kapısını diğer bütün sol siyasi gruplara kapatmak mı sosyalistliktir? Ya da sırf milletvekili olmak için KESK’i CHP’ye peşkeş çektirmek mi? Malatyalı’yı işten atarken sunduğunuz “performans yetersizliği” yalanı ve hakkında yaptığınız o çirkin propagandalarla mı millete ahlak dersi vereceksiniz? Aldığı maaş ile evine ekmek götüren emekçi bir kadının 230 gündür İnşaat Mühendisleri Odası önündeki bekleyişi hiç mi onurunuza dokunmuyor? Malatyalı’ya perde arkasından, o hep karşı olduğunuz taşeronlaşma teklifleri ile “Gel seni Yeni Mahalle Belediyesi’nde taşeron işine sokalım” derken vicdanınız hiç mi sızlamadı?

 

 

Yoksa İMO’ya pankart asmak için giren Malatyalı ve yanındakileri polise ihbar ederek yakapaça gözaltına aldırıp, mahkemeye vermek mi devrimciliktir? Üstelik ihbarcılığın sonu yoktur sözünü doğrularcasına, bunu tam 6 defa yapmanıza rağmen! Sırf Malatyalı, İMO’nun önünde oturmasın diye onu gözaltına aldırıp, binanın önüne inşaat alanı diye bir utanç duvarı örmeniz mi, yoksa Malatyalı’nın aleyhine her durumun üstüne atlayıp Birgün’de haber yapmanız mı devrimciliktir? Tek bir kadın emekçi ile kavganızı İMO üzerinden yürütüyorsunuz; oysa biraz olsun onur sahibi olsaydınız, bir emekçi ile olan bu gizli dövüşünüzü İMO üzerinden yapmayı bırakıp, ÖDP olarak açığa çıkardınız. Oysa siz bunun yerine İşçi Partisi ile dayanışma eylemlerinin peşinden gitmeyi marifet belleyecek kadar körleşmiş durumdasınız.

 

 

Bu hal ve tavır karşısında söyleyecek çok şey var. Ancak ne yazık ki bir katre ahlak dahi bulunmayan vicdanların bunları anlaması mümkün değil. Ne diyelim, bu ülkenin karanlık çevreleriyle olan flörtünüz gerçek sosyalist ve devrimcilerden uzak, sizin gibilere ise şimdiden hayırlı olsun! O Ergenekoncu komşularınıza söylemeyi de unutmayın, Hrant’ı bu ülkenin trajedisi yaparak yüreğimize büyük bir acıyı yerleştirenler, aynı acıyı Rober’i de hedef göstererek tekrar ettiremeyecekler. Evet, tarih iki defa tekerrür eder. Komedi, ilkinde yaşanılan trajedinin bilerek ve görerek yeniden vahşetini dayatmasına göz yumulduğunda olurmuş. Ama bizler bu tekrara izin vermeyeceğiz. Çünkü yüreğimizde acılara artık yer kalmadı!

 

Yalçın ÇAKMAK

Bu yazı toplam 1964 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim