• BIST 93.043
  • Altın 193,340
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • Tunceli 21 °C
  • Elazığ 20 °C
  • Erzincan 15 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 26 °C
  • Malatya 20 °C

ÖDEV İŞKENCESİ

Fikri TAŞ

    Hafta sonuydu. Sonbaharın renkli güneşli sıcak günlerinden biriydi. Torunlarımla bağda, sonbaharın güzelliğinde kelebeklerle, yerlere sepilmiş renkleri ile buluşmak, onlarla birlikte vakit geçirmek istemiştim.

    Önce ROJFERİ aradım. “Büyük baba çok isterdim. Ama gelemeyeceğim. Çünkü çok ödevim var. Akşama kadar ancak onları yapabilirim” dedi.

    RONYA YI, aradım. O da  “Büyük baba çok ödevim var. Bağa, gelmeyi de çok istiyorum” dedi. İsyan etti. “Büyük Baba, hafta sonu bir gün bile dinlenmemize izin vermiyorlar. Annemizle, babamızla, birlikte vakit geçirmemize, pikniğe gitmemize izin vermiyorlar. Arkadaşlarımızla mahallede oyun oynamamıza izin vermiyorlar. Hikâye kitap okumamıza, izin vermiyorlar. Sayfalar dolusu ödev veriyorlar. Verilen ödevler yetmezmiş gibi bir de hafta sonuna kurslar konuluyor. İsteyenin katıldığı kurslara katılınmayınca öğretmenlerimizin bakış açısı değişiyor” dedi.

   RONYA’NIN isyanına, tepkisine, hem şaşırmış. Hem de gönülden katılmıştım. Hala ödev, üstelik sayfalar dolusu. Anlaşılan öğretmen kendisi öğretmek istemiyor. Verdiği ödevlerle, öğrencilerin kendilerinin öğrenmesini istiyor.

  Bu köşede yıllarca bu konuyu, ölçüsünden fazla ödev vermenin yanlışlığını dile getirdim. Devlet katında yöneticilerle, eğitimcilerle, bu konuyu paylaştık. Yanlışlığında hem fikir olduk. Buna rağmen hala bu yanlışlıkta ısrar ediliyor.

   Uygar ülkelerde, çocuğun, özel yaşamını çalan ödev yoktur. Okulun, eğitim kurumunun, bütün eğitim öğretim çalışmaları, sınıftadır. Almanya’da gidip gördüğüm sınıflar, aynı zamanda bir atölye, bir laboratuar, bir resim sergisi gibiydi. Öğretmen öğrenci iletişimi, diyalogu, bir arkadaş ortamı, bir sıcak yuva gibiydi.

   Hafta sonunu çocuktan alan, çalan, çocukluğunu, yaşamasına izin vermeyen çocuğu, çocukluğundan uzaklaştıran, ödev bir işkence türüdür.

   Lütfen, bu kolaylığa bu işkenceye son verilsin. Yetkililer, gerekli olan uyarıyı yapmalıdırlar.

    İsyan eden RONYA, ödeve rağmen bağa geldi. Güneşli sıcak havada mevsimin tadını çıkardık. Yakaladığı kelebekleri, avuçlarını açarak uçurduk. Karakargaların çağrılarını, konuşmalarını dinledik. Dökülen yaprakları, Sonbaharın diğer adı HAZAN MEVSİMİNİ, üstüne yazılmış şiirleri, şarkıları, konuştuk. RONYA, Et kokusunu alıp bağa gelen kedileri sevdi. Karınlarını doyurdu. Taşların üstüne resimler yaptı.

   Ödevleri de akşam yapacağını söyledi.

 

 

Bu yazı toplam 1184 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER: Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim