• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Tunceli 5 °C
  • Elazığ 11 °C
  • Erzincan 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 10 °C
  • Malatya 4 °C

Muharrem Orucu (Yassı Matem Orucu)

Mazlum ARSLAN

Her yıl Kurban Bayramının başlangıç gününden yirmi gün sonra Aleviler, On iki günlük oruç tutarlar ki, tarihi hatırlatan, zulmü hatırlatan, yassı matem orucu çok önemlidir. Bu önem, gözyaşıdır, ağlamadır, feryattır. Yapılan zulmü, nesilden nesile aktarmadır; unutturmamadır. Aynı zamanda Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin de birlikte tuttukları için de ibadet önemi büyüktür.

 

On günlük orucun tutulması, Kuran-ı Kerim’in Bakara Süresi’nin 183. ayetinde farz olduğu için, Allah’a karşı olan görevlerini Aleviler de yerine getirmiştir, getirmeye devam edeceklerdir.

 

Kendilerinden önce ki peygamberler gibi, Hz. Muhammed ve Hz. Ali on günlük muharem orucunu birlikte tutmuş, aşağıda açıklayacağım gelişmelerin sevincini bütün ehli-beytler ile birlikte paylaşmışlardır.

  1. Adem atanın, tövbesinin kabul edildiği gün için 1 gün,

2        İbrahim Peygamber Nemrut’un ateşinde yanmadığı gün için, 2 gün,

3    Nuh Peygamber’in, gemisinin karayı bulduğu için, 2 gün,

4        Musa Peygamber’in kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı ve Allah ile bin bir kelam danışmasına, 2 gün,

5        Yunus Peygamber’in balığın karnında kurtulduğu gün için, 1 gün,

6        Eyüp Peygamber’in dertlerine şifa bulduğu için, 1 gün,

7        Yakup Peygamber’in oğlu Yusuf Peygamber’e kavuştuğu için, 1 gün oruç tutmuşlar. Bu sayılı oruç günleri. Bakara Suresi’nin 183. 185.  Ayet, Rahman Süresi 39. ayetlerindeki emre göre yerine getirilmiştir. Bu günlerin sonucunda da aşure dağıtılmıştır.

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkanname

 

Hz. Muhammed, Hz. Ali’de ve Ehli Beyt-i de oruç ibadetlerini yerine getirmişler.

Bakara Süresi’nin 183. ayetine uyarak, ibadetini, görevlerini yerine getirirlerken, kimseyi incitmezler, gönül kırmazlar, kan dökmezler, hak yemezler, zorlama yapmazlar, Allah’a inanarak, ona dualarını yaparlar, ondan yardım isterler, ona sığınırlar, insana zulüm yapmazlar, din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmazlar. İnsanı en kutsal varlık olarak görürler, çalışarak rızkını temin ederler.

 

Yukarıdaki ayet ve oruçları sevinç içerisinde yerine getiren, Ehli Beyt, Hz. Muhammed’in ölümünden 48 yıl sonra muharrem orucunun 10. günü bir vahşet yaşamıştır.

 

Onuncu gün Kerbela’da Hz. Muhammed’in “CİĞER PAREM” dediği torunu, Hz. Hüseyin’in başı Yezid’in ordusu tarafından kesilmiş, 72 şuhedası, çoluk, çocuk, kadın,  kerbela denilen yerde şehit edilmişlerdir.

 

Hz. Muhammed’in kızı Fatma’tül Zehra’nın oğlu, Hz. Hüseyin ve torunlarının bu acı ve zulmü yassa dönüştürülmüş. Aleviler o günden bugüne kadar yass-ı matem orucu olarak tutmaya devam ede gelmişler.

 

Hz. Hüseyin’in en küçük oğlu, daha altı aylık, “SU, SU” diye haykıran kerbela nehirinin kıyısında bir damla su içirilmesine izin verilmeyen, bir okla vurularak babasının kucağında şehit edilen ALİ ASGAR-IN ölümüne gözyaşı dökmüşler

 

Demek ki Alevilerin tutmuş olduğu on iki günlük bu yass-ı matemin, zulmün, katliamın bir sebebi var. Bu acı haberlerden dolayı on gün olan sevindirici oruç, kutlanmadan yass-ı mateme dönüştürülmüştür.

 

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin 72 şuhedaları,“ciğer pareleri” için gözyaşı dökülmüştür.Yezit ve taraftarları tarafından Hz. Hüseyin’in başı kesilmiş, şehir şehir dolaştırılmış, kadınlarına eziyet edilmiştir. 

 

Hz. Hüseyin şehit edilmeden önce yatağında ağır hasta olan ZEYNEL ABİDİN, savaşmak için kalkmaya çalışırken, Hz. Hüseyin üzülür, “Kalkmaman gerekirdi” der. Oğlu ağlamaya başladığında, Hz. Hüseyin “Muhammed, Ali soyunun devamı, senin vücuduna bağlıdır. Onların soyu senden yürüyecektir” der. Hz. Hüseyin çadırından kalkar dışarıya çıkar yezit ordularıyla, savaş esnasında şehid edilir.

 

ZEYNEL ABİDİN, sağ kurtulur. ZEYNEL ABİDİN sağ kurtulduğundan Muhammed Ali’nin soyunun devam edeceği sevincini yaşayan ashab ve ehli beyt on üçüncü gün yass-ı matemini tutmayarak aşure yapıp dağıtır, kimisi de  kurban keser. Bin dört yüz yıldan beri bu yass-ı matem orucu tutmaya devam ede gelmiştir. İnsanlık var olduğu sürece de aleviler bu yass-ı matemini devam ettirecekler.

 

Aleviler yass-ı matem günlerinde, acı çekerler, eğlence programları düzenlemez, eğlenceli yerlere gitmez, düğün, nişan törenleri yapmaz, su içmez, traş olmaz, iştah çektiği güzel ve etli yemekleri yemez, kalp kırmaz, gönül incitmez, oruç tutmak için kimseye zorlanmaz, gözyaşı döküp dualarını ederler.

 

Gece saat yirmi dört’ten sonra sahura kalkmazlar. Nefsini terbiye eder, işlerinde güçlerinde çalışır, tuttuğu orucun reklamını yapmaz. Kısacası, yass-ı matemini kendi ölen bir yakınına gösterdiği davranış nasılsa on iki imam oruçlarında da aynı davranışı yaparlar.

 

Alevi olmak, Hz. Muhammed Mustafa’nın Hz. Ali El Murteza’nın yol ve erkanının sürmek ne kadar zor ise, alevilikte on iki günlük yass-ı matem orucunu tutmak da o kadar zor ve ağırdır. Ne mutlu yerine getirebilene.

 

Hz. Hüseyin böyle bir facianın ortasında bile dedesine, babasına, Allah’a, onların yol ve erkanına, kutsallığına, imanın gücüne, hakkın ve insanlığın zulme, batıla, ahlaksızlığa karşı olan zaferini, cihana eşsiz biçim göstermiş, dedesi HZ. MUHAMMED ve babası HZ. ALİ’nin yol ve erkanına sahip çıkarak ölümü tercih etmiş, soyuna layık olduğunu ispatlamıştır.

 

Hz. Hüseyin, çocukları, eşi, torunları ile birlikte, insanoğluna yücelme yolunda, insanlık ve Allah yolunda gerektiği zaman neler yapabileceğini göstermişlerdir.

 

Yezit ise; çıkar uğruna, ne kadar küçülebileceğini, insafsız ve vicdansız olabileceğini göstermiştir.

 

Biri, insanları yüceltiyor, uyarıyor, yol gösteriyor, sözüne sadık, dürüst ve cesur. Öteki ise aşağılık, hilekar, yalancı, bencil olduğunu gösteriyor.

 

 

 

Kısaca açıklamak istediğim, önemini belirttiğim tarihe geçmiş  yass-ı matemin eksikliğinden veya hatalarından dolayı okurlarımdan özür diledikten sonra, Pir Sultan Abdal’ın bir şiirini de okurlarla paylaşmak istiyorum.

 

 

Uyur idik uyardılar

Diriye saydılar bizi

Koyun olduk ses anladık

Sürüye saydılar bizi.

 

Sürülüp kasaba gittik

Kanarayı mesken ettik

Canı hakka teslim ettik

Ölüye saydılar bizi.

 

Pir defterine yazıldık

Hak divanına dizildik

Bal olduk şerbet ezildik

Doluya saydılar bizi.

 

Halimizi hal eyledik

Yolumuzu yol eyledik

Her çiçekten bal eyledik

Arıya saydılar bizi.

 

Pir sultanım eydür şunda

Çok keramet var insan da

O cihanda bu cihanda

Ali’ye saydılar bizi.

 Yass-ı matem orucu tutanların orucu – HAK-  Muhammed -  Ali huzurunda kabul edilsin.Ülkemize huzur, sağlık, birlik ve beraberlik  getirmesi dileğiyle.

 

        Mazlum ARSLAN

Tunceli Ziraat Oda Başkanı

Bu yazı toplam 10017 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim