• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

KURBAN BAYRAMI

Mazlum ARSLAN

4–5–6–7 Ekim 2014 günlerinde Kurban Bayramı kutlanacak, anlamı büyük olmasından dolayı,  kurbanlar kesilecek, fakir ve yoksullara dağıtılacak, çocuklar et yüzü görecek, sevinecekler. Canlı hayvanlar kesileceğinden dolayı da üzülecek, korkacak, ağlayacaklar. Ortadoğu’da insan kanı dökülüyor, insanlar kesiliyor, öldürülüyor. Dünya insanları seyirci kalıyor. Bu vahşetin çözümü işi de kâğıt üzerinde yazılıp çizilmeye devam ediliyor.

Bu acı olaylar karşısında yaşananların bir an evvel son bulması için, dünya ülkelerinin bir şeyler yapması, huzur, sağlık ve barış ortamı sağlanması, insanların ölmemesi hepimizin istek ve arzusudur.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen dünyada insan yaşamı devam ediyor. Yeryüzünde yaşayan tüm insanlar, yaşamları içerisinde sahip oldukları bir inancı da vardır. İnançsız bir toplum yoktur.

Kutlayacağımız Kurban Bayramı, İslam inancına göre İbrahim Peygamber’den kalan bir adet ve ibadettir. Anlamlı ve önemlidir.

Alevi toplumu bu yaşam tarzını, âdetini çok önemser, Allah katında kabul görmesi için yol ve erkânına göre yerine getirirler. Alevilik dediğimde mezhep ayrımcılığı yapılıyor anlamı çıkmasın. Çünkü Aleviler mezhep nedir bilmezler, insanı Kabe olarak görürler.

Ozan Kul Nesimi bir dörtlüğünde

           Sorma be birader mezhebimizi

           Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

           Çağırma meclis-i riyaya bizi

           Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır.

Alevi yol ve erkânına göre, yolun yolcusu ve süreğeni olan pir, rehber, mürşit, ev ziyaretlerinde, yol ve erkanın gereklerini anlatırken, kutsal gün olarak İbrahim Peygamber’den gelen kurban kesim adetini, geçmişini de anlatır, herkes ağlar, Allah’a yalvarır, yakarırlar.

İbrahim Peygamber’den kalan Kurban âdeti rivayetini tazelemek, anlamını da okuyucularımızla paylaşmak istedim.

Çocukların sünnet olması, Kuran-ı Kerim’de Hac Suresi’nin 34–35–36–37. Ayetlerinde farz edildiği gibi, yine Kurban kesilmesi Kuran-ı Kerim’de yazılı olan, Allah katında İbrahim peygamber tarafından uygulanan ilk ayetlerdir. Saffat Suresi’nin, 100–101–102–103–105–106 ve 112. Ayetlerinde yazılanların yerine getirilmesi bir zorunluluktur.

Bu ayetlere göre yalnız kurban kesmek, kurban yapmak demek değildir. Hayvan kesmeden, muhtaç olanlara yardım yapmakla da kurban kesilmiş olur.

Kurbanın anlamı, Allah’a yaklaşmak ve Allah’ın rızasını, yakınlığını kazanmak demektir. Fakire, yoksula, yetime yardım etmekle ve insanlığa yararlı işler yapmakla da Allah’ın rızası kazanılır.

Yardımın içerisinde hayvan kesip, aylarca et yemeyen fakir ve yetime et verip onları sevindirmek, gönüllerini hoş etmek elbette ki Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Yakınında muhtaç olan fakirlerin ihtiyaçları olan şeyleri almak, fakir ve yoksul bir komşusuna yakacak alarak çocuklarının üşümesi önleniyorsa, imkânı olmayan bir çocuğa okuma imkânı sağlanıyorsa bu da yüzlerce kurban kesilmiş kadar sevap işlemiş olur.

Alevi yol ve erkânında kurban kesme inancı sadece bir defaya mahsus değildir. Şöyle ki rüya görülür, kaza atlatılır, gençler evlenir, çocuk olur, askere gider, askerden gelir, bir işi olur, işe girer, gurbete gider gelir, öğrencisi üniversite kazanır, okula başlar, işyeri açar, kısaca yaşamın gördüğü tüm sevinçleri anarak ve Allah’a şükür inancına yakınlaşması ve yardımlarının devam etmesi inancı ile kurban kesimlerini yılda birkaç kez yerine getirirler.

O halde böyle kutsal bir adet olarak İbrahim Peygamber’den gelen, anlamlı ve önemli kurban rivayeti aşağıdaki gibi anlatılmaktadır;

Rivayete göre, İbrahim Peygamber 100 yaşında, karısı Hacer 90 yaşındadır. Tanrı, İbrahim Peygamber’e “Ben kadir mevlayım; benim önümde yürü ve kamil ol, seni fazlası ile çoğaltacağım, ahdimi tutacaksın. Aranızda her erkek sünnet olacaktır. Karını mübarek kılacağım. Ondan sonra bir oğul vereceğim”

Bu söz üzerine İbrahim Peygamber yüzünü gizleyerek, “Yüz yaşında bir oğul yapma kudreti olur m? Doksan yaşında Hacer doğurur mu?” diyerek güler. Bir gün rüyasında ulu Tanrı hüküm verdi ki “Ey ümmetimin örnek aldığı, eğer sevgimin yolunda yürümekte kararlıysan, benden başka kimseye gönül verme ve çok sevdiğin oğlunun hayatına son ver” diye buyruk verir. İbrahim Peygamber’in oğlu İsmail Peygamber beş yaşındadır.

İbrahim Peygamber uyanır uyanmaz eşi Hacer’e şöyle seslenir;

—Ey şefkatli eşim, İsmail’e yeni elbiselerini giydir ve onu süsle. Çünkü o yüce dosta dost, komşu olmaya gider.

Hacer bu istek üzerine oğlu İsmail’e en güzel elbiseleri giydirir, saçlarını tarar, renkli elbiselerini süsledikten sonra İbrahim Peygamber,

—bir ip ile bir de bıçak getir, deyince

Hacer ürkek bir sesle şöyle der.

—Ya İbrahim dost muhabbeti, kavuşmak isteyenler bağlantı aracıdır. Kesme aleti olan bıçağın burada ne işi var. İp bir bağlama aletidir. Onun bununla ilgisi nedir diye sordu.

İbrahim Peygamber cevap verdi.

—Belki bir kurban kesmek gerekir. Boğazlamak için bıçağa, bağlamak için ipe ihtiyaç olur.

İbrahim ve İsmail Hacer’le vedalaşıp yola koyulduğunda Hacer, düşünceye dalıp hayret içinde kaldı. Dürüst bir ihtiyar suretine bürünen İblis Hacer’in hizmetine girip şöyle dedi

—Ey iyi yürekli kadın, İbrahim ve İsmail’in nereye gittiklerini bilir misin?

Hacer,

—Bir dost ziyafet veriyormuş. O ziyafete gittiler dedi.

İblis cevap verdi:

—Ey gafil yanlış hayale düşmüşsün. İbrahim İsmail’in kanını dökmek ister. Bıçak ile ipten maksadının ne olduğunu anlamadın mı?

 İblisin amacı kadınların, kalplerinin inceliği ile meşhur olduğu ve kadınlarda sabır ve sebat az bulunduğu için Hacer’in aldığı haberden üzülüp canı sıkılacak ve İbrahim’in yoluna gitmesine mani olacaktır.

Hacer sordu

—Ey garip ihtiyar sen sakın İblis olmayasın. İbrahim yabancıları bile öldürmekten kaçınır. İsmail gibi bir oğluna cefa etmeyi reva görür mü?

İblis şöyle der:

—Ey Hacer, İbrahim rüyasında bu emri yerine getirmekle görevlendirilmiştir.

Hacer cevap verir:

—İbrahim yalancı değildir. Bu hususta Tanrı fermanı çıkmış ve hak tarafından böyle işaret edilmiş ise bela hançerinin suyu, ahret suyunun çeşmesidir ve İsmail’in bir damla kanı, Tanrı ve yükseliş bahçesinin lalesidir.

İblis Hacer’i kandırabilmekten ümidi kestikten sonra da İbrahim Peygamber’in yoluna çıkar.

—Ey ihtiyar çocuğunla nereye gidiyorsun ve ne yapmak istiyorsun?

İbrahim Peygamber ona şöyle der:

—Şu vadiye gidip orada görevimi yapmak istiyorum.

İblis, işin doğrusunu açıkladı

—Hayır, sen orada İsmail’i boğazlamak istiyorsun.

İbrahim onu tersledi

—Sen hiçbir babanın öz çocuğunu boğazladığını gördün mü?

—Evet dedi iblis. O baba sensin.

İbrahim Peygamber, bu kez yumuşakça sordu

—Peki, ben çocuğumu niçin boğazlayacakmışım?

İblis:

—Sen bu işi Tanrının sana emrettiğini mi sanıyorsun?

İbrahim Peygamber:

—Eğer Tanrı, bu işi yapmamı bana buyurdu ise, tanrıya boyun eğip, onun buyruğunu yerine getirmeyi uygun bulurum.

—Vallahi rüyanda sana gelip oğlunu boğazlamanı söyleyen İblis olmuştur. Bu nedenle sen oğlunu boğazlamaya gidiyorsun.

İbrahim Peygamber, o an karşısındakinin İblis olduğunu anladı ve dedi ki:

—Ey Tanrı düşmanı bilmiş ol ki, ben o vadide Tanrının buyruğunu yerine getireceğim.

İblis, İbrahim’den ümidi kesince, bu kez oğlu İsmail’e yöneldi ve dedi ki

—Ey çocuk, baban seni nereye götürüyor biliyor musun?

İsmail:

—Ev halkımız için şu vadiden odun toplamaya geldik.

İblis:

—Vallahi baban seni oraya boğazlamaya götürüyor.

İsmail, sordu.

—Babam beni niçin boğazlayacak.

İblis:

—Rabbinin bunu kendisine emrettiğini sanıyor.

İsmail,

—Sen karışma. O Rabbinin emrettiği şeyi yapsın. Ben de emri dinliyorum. Ona boyun eğerim.

İblis, İsmail’den de ümidi kesti. Ümidi kesilen İblis geri döndü.

İbrahim oğlu ile baş başa kalınca ona dedi ki:

—Ey oğulcuğum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm.

İsmail, hiç ürküntü duymadı. Ve dedi ki:

—Ey babacığım, sen kendine buyrulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Her iyilik, Rabbimin buyruğuna boyun eğmektir. Ve İsmail babasına

—Peki, bu hali anneme bildirdin mi sen?

İbrahim:

—Hayır, bildirmedim.

İsmail sevindi.

—Bildirmediğine iyi etmişsin. Şimdi senden üç dileğim var.

Birincisi, beni boğazlarken el ve ayaklarımı sıkı sıkı bağla ki çırpındığımda sana bir zararım dokunup, sevgim eksilmesin ve o an sana keder ulaşıp, benim için öfken kabarmasın.

 İkinci dileğim. Ölüm zordur. Bıçağını iyice bileyip keskinleştir ki, boğazıma çalınca beni hemen öldürsün. Beni yüz üstü yere yatır, alnım yere gelsin. Çünkü bıçağı boğazıma çalacağın zaman yüzüme bakınca, belki seni acındırabilirim. Ve sen merhamete gelip, Tanrı buyruğunu yerine getirmeyebilirsin.

Üçüncü dileğim. Eve döndüğün zaman, şefkatli anacığımı teselli edip, ona bağlılığını sürdür ve sabır ile şükür yolunda yürümesi için ona arkadaş ol dedi.

İbrahim daha duygulandı.

—Ey ilahi Rab: Bu benim oğlumdur. Gözümün nurudur. Onu kurban etmemi buyurdun. Sadık bir niyetle, onu sana kurban edeceğim. Sana hamd-ü sena ederim. Ya Rabbim bu aziz oğlumu kurban ederken, bana sabır ihsan et. Ey yüce Tanrım kurbanımı kabul et artık. Kıyamete dek oğluma veda ediyorum. Onunla buluşmam ancak kıyamet günü mümkün olacaktır.

İsmail dedi ki

—Ey babacığım. Bu güzel sözlerini başka zamanda söyleyebilirsin. Şimdi Tanrı’nın buyruğunu yerine getirmekte acele et.

Bu sözlerden sonra İbrahim İsmail’in el ve ayaklarını sağlamca bağlayıp, mübarek boğazına bıçağı saplayınca yeryüzü ile göklerin bütün melekleri coşkunluğa gelip hayretler içinde kaldılar. İsmail birden silkindi şöyle dedi:

—Ey babacığım. Ellerimi ve ayaklarımı çöz ki melekler beni kendi arzumla kesildiğimi anlasınlar ve İbrahim’in oğlu, İbrahim’e itaat etti desinler,

İbrahim el ve ayaklarını çözdü. Bıçağı biledi, onu yüz üstü yatırdı. Keskin bıçağını boğazına bastırdı. Ne var ki bıçak asla tesir etmedi. Durdu, ağzı döndü.

İbrahim hiddetlenip, bıçağı taşa vurunca bıçak dile geldi. Şöyle dedi:

—Ya Resulullah ben Tanrıdan gelecek hükmü beklerim. İbrahim’in emrine tabi değilim.

İbrahim, bu işin Tanrıdan olduğunu o an anladı. O anda Tanrıdan nida geldi.

—Ey İbrahim rüyanı gerçekleştirdin. Buyruğumuza uyan oldun. İşte biz, buyruğumuza uyan ve iyi davrananları böyle ödüllendiririz. İsmail’i sana bağışladık. Doğrusu o da inancını bozmadı. Sabır gösterdi. Sadık kullarımızdan oldu. Bereketi büyük olan koçu İsmail niyetine kurban eyle dedi.

İbrahim bu söz üzerine doğrulup bakınca, ileride Cebrail’in yanında iri boynuzlu bir koçun durduğunu gördü.  

                İbrahim büyük bir sevinçle bela ilmeğini İsmail’den çözüp kurbana bıçağı salladı ve koçu orada kurban etti.

                İsmail’e dönerek

                —Ey sevgili oğlum; ibadetin kabul edildi ve Tanrı’nın rıza dergahı mübarek yüzene karşı açıldı. Dua et ve Tanrının bağışlayıcılığından af ve bağışlama dile.

                Tanrıdan ses geldi;

                —Ey İsmail dileğin kabul edildi ve duaların beğenildi.

İsmail peygamber uzun yıllar yaşadı. Rivayet edildiğine göre 137 yaşında Hakk’a yürüdü.

Bayram günlerinde sokaklarda kurban adına kesilen canlı hayvanların, bakışları, kaçışları kesilirken haykırıp bağırmaları, ızdırabları, çocukların feryadı, Tanrı adına verilmesi gereken duaların verilmemesi, kendi kurbanını besmeleli tekbir verilmeden başkasının kesmesi gibi daha birçok yanlışlıklar yapılmaktadır. Günahlar işlenmektedir.

Yine de Allah günahlarımızı affetsin, kurbanlarımızı kabul etsin. Çünkü tek kabul ve affedici odur.

Tüm insanların Kurban Bayramı kutlu olsun. Herkese sağlık versin. Huzur, barış içerisinde kardeşçesine birlik ve beraberlik içerisinde yaşamalarını diliyorum.

Ozan Yunus Emre’nin bir dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.

          Ben gelmedim davi yiçün

          Benim işüm sevgi yiçün

          Dostun evi gönüllerdir.

          Gönül yapmağa geldim.

MAZLUM ARSLAN

ZİRAAT ODASI BAŞKANI

Kaynakça :  1- Saadete Ermişlerin Bahçesi

2- İmam Cafer’i Sadık Buyruğu       

Bu yazı toplam 4257 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim