• BIST 99.835
  • Altın 240,347
  • Dolar 5,7445
  • Euro 6,4830
  • Tunceli 0 °C
  • Elazığ -1 °C
  • Erzincan -7 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 6 °C
  • Malatya -2 °C

KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN YAYDIĞI IŞIK

Mehmet PEKDÜZ

Her 17 Nisan’da Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümünde, onu anlayan ve özümseyen eğitim çalışanları günün anlam ve önemi üzerinde durur, konuşur, değerlendirme yapar ve ders çıkarırlar. Köy Enstitüleri’nin kurucuları arasında İsmail Hakkı Tonguç bu kurumun baş mimarlarındandır. Dönemin Mili Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel de Tonguç’u desteklemiş ve hep yanında olmuştur. Ülkemizin yüz akı bu iki aydının Köy Enstitüleri’nin yaratılmasındaki çabaları unutulamaz. Köy Enstitüleri genç cumhuriyetin bağrından doğan yeşil bir filiz olarak değerlendirilebilir. Buradan yetişen taze filizler, aydınlığa susamış halkımıza can suyu olmuştur.

            1940’larda bu kurumlar açılırken Türkiye’nin Köyleri ışıksızdı, eğitimsizdi; kendi haline bırakılmış çaresizlik içinde kıvranıyordu. Okur-yazarlık yok denecek kadar azdı, köylüler adeta ortaçağ karanlığında yaşıyorlardı. Üretim ilkel bir şekilde babadan dededen kalma yöntemlerle yapılıyordu. Tarımın geliştirilmesi, üretimin artırılması ve çeşitlendirilmesi gibi sorunlar, köylünün önünde duruyordu; köylü bunları bilmiyordu. Öğretecek yetişmiş insan gücü de yoktu. Eğitimin üretimle bağının yeniden kurulması, üretimin hakça paylaştırılması, tüm bireylerin çalışır üretir hale getirilmesi, kültürel geriliklerin giderilmesi gerekiyordu. Bu nedenle, Tonguç ve arkadaşları ülke koşullarına uygun çağdaş yepyeni kurumlar yaratmayı düşündüler.

            Tonguç, dünyadaki başka ülkelerin deneyimlerinden de yararlanarak, bu soylu girişimi başlattı. Köyün eğitim, sağlık, beslenme sorunları vardı; bunların giderilmesi gerekiyordu. Olanaksızlıklar içinde kıvranan köy çocukları, nitelikli eğitim almalı, sorunlarının farkına varmalı, kendi ayakları üzerine durmalıydı. Hedeflenen, Anadolu bozkırının ortasında kendi yağıyla kavrulan, kendisiyle barışık bir eğitim sistemidir.

            Köylülerin okumaya eğilimli, zeki çocukları ailelerinin oluruyla Köy Enstitüleri’ne kaydedildiler. Bu çocuklar parasız yatılı olarak eğitimlerini sürdürdüler. Zamanla aileler bu kurumların kendileri için ne kadar gerekli olduğunu anlamışlardır. Yüzyıllardır karanlıkta kalan bu insanlar için enstitüler,   uyanışın başlangıcı olmuştur.

            Enstitülerde köylü çocukları bilimsel, laik ve demokratik bir eğitimden geçirilerek; düşünen, konuşan, soran ve üreten insanlar olarak yetişmiştir. Köy Enstitüleri’nde sadece bilimsel bilgi verilmez, her türlü sanat eğitimi uygulamalı olarak verilir. Öğrencilerin yalnız ulusal kültürü değil, dünya kültürünü de özümsemeleri sağlanır. Öğrencilerin imdadına Hasan Ali Yücel’in çıkardığı Mili Eğitim klasikleri yetişir. Türkiye’nin ve Dünyanın saygın yazarları Türkçeye kazandırılır. Köy çocuklarının Tolstoy, Dostoyevski, Balzac, Emile ZOLA, Goethe, Charles Dickens, Steinbeck, Hemingway… gibi dünya çapındaki yazarlardan haberi olur,  ufku genişler. Okunan kitaplar belli günlerde tartışılır, değerlendirilir ve özümsenir. Oburca okuyan bu gençlerden bilimsel, akılcı, laik ve çağdaş düşünceyle donanmış insanlar ortaya çıkar.

 

            Eğitimlerini tamamlayıp köye dönen gençler hem köy çocuklarını eğitir,  hem de köylülerle kaynaşırlar ve iyi ilişkiler geliştirirler. Artık halkla bütünleşen aydınlar ortaya çıkmıştır. Köy Enstitüleri mesleklerin kazanılmasında ve geliştirilmesinde de yararlı olmuştur. Köylerde marangoz atölyeleri, demirci atölyeleri açılmış, gençlere meslekler kazandırılmıştır. Köy Enstitüsü çıkışlılar dönemin koşullarına göre, neredeyse her işe aklı eren,  her soruna yardımcı olan alçakgönüllü insanlar durumundadır.  Benim ağabeyim de marangozluk mesleğini,  köyde açılan bu atölyelerden öğrenmiştir. Benim köyümde Köy Enstitülü öğretmenler hep iyilikle anılırlar, herkes onlardan saygıyla söz eder. O dönemde eğitimcilere öğretmen deniliyordu. Köylüler “öğretmen bey “ diye seslenirlerdi. Okullarda müdür sözcüğü kullanılmaz, başöğretmen denilirdi. Türkçe çok güzel kullanılır, konuşmalarda inceliklere dikkat edilirdi. Herkes doğru, anlaşılır, yalın ve güzel bir Türkçe ile konuşmaya özen gösterirdi. Bu öğretmenler ve sanat adamları dilimizin özleşme çabalarına az katkıda bulunmadılar. Edebiyatın bugün geldiği noktaya birazda onların çabalarına borçluyuz.

            Ne yazık ki Köy Enstitüleri’nin ömrü uzun sürmedi. Köylülerin uyanması, köy çocuklarının bilinçlenmesi, kırsal kesimdeki toprak dağılımının dengesizliği ve demokratik bir toprak reformu istemlerinin yükselmesi çıkar çevrelerini rahatsız etti. Enstitülerle ilgili akıl almaz dedikodular üretilerek kapanması sağlandı. Enstitülerin kapatılmasını engelleme çabaları sonuçsuz kaldı. Uyananlardan, soru soranlardan, gerçekleri anlayanlardan rahatsız olan egemen sınıflar saldırılarını yoğunlaştırdı.

Kısa süren Köy Enstitülerinden bilinçli aydınlar yetişti. Mahmut MAKAL “Bizim Köy”  adlı eseriyle ünlenmiş, ünü sınırlarımız dışına taşmıştır. Arkasından Fakir BAYKURT köyü ve köylü sorunlarını sınıfsal bağlamda anlatarak bir çığır açmıştır. ” Irazca’nın Dirliği, Yılanların Öcü,  Kara Ahmet Destanı” adlı üçlemesi unutulamaz. Talip Apaydın’ın “Sarı Traktörü”  de köye makineleşmenin girişini çok iyi vermiştir. Mehmet BAŞARAN, Dursun AKÇAM da çok güzel eserlerle Köy Enstitüleri’nin unutulmazları arasına girmiştir.

            Köy Enstitülü öğretmenler, öğretmen örgütlenmesinde çok önemli roller üstlenmiştir.   Fakir BAYKURT TÖS ‘ün kurucuları arasındadır ve ilk genel başkanlığını yapmıştır. TÖS’lüler ve Töb-Der’liler Türkiye öğretmen hareketi tarihinde belleklerden silinmeyen eylemlere imza atmışlardır. Sendikamız Eğitim-Sen de TÖS’ün mücadele geleneğini sürdürmektedir. Sözlerimi Tonguç’ un bir sözüyle bitirmek istiyorum. ”Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına (insanın İnsanı sömürmemesi ) adlı bir ders koyardım” .

                                                                              

 

 

Bu yazı toplam 1309 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim