• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Tunceli 5 °C
  • Elazığ 11 °C
  • Erzincan 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 10 °C
  • Malatya 4 °C

KÖŞK’TEN SARAY’A, 1. CUMHURİYET’TEN 2. CUMHURİYET’E DERSİM – ( 1. BÖLÜM

Av. Cihan SÖYLEMEZ

Yıl bin 922,

Diyap Ağa, TBMM Başkanı Mustafa Kemal’in daveti ile meclis kürsüsüne çıkar. Oturumun ana gündemi Lozan Görüşmeleri ve Kürt Meselesidir. Diyap Ağa, meraklı bakışlar içerisinde meclis kürsüsüne çıkar ve konuşmasını yapar;

           “ Efendiler Kusura kalmayın ben ihtiyarım, hepimiz biliyor ve söylüyoruz ki dinimiz diyanetimiz, aslımız ve neslimiz hep biridir… Bizim içimizde ayrılık gayrılık yoktur… Allah doğrunun yardımcısıdır...(  Lozan Görüşmelerine giden delegasyon için ) Bu insanlar hamd olsun dinini diyanetini bilen insanlardır… Hepimiz biriz ne Türklük ne de Kürtlük davası vardır… Hep biriz hep kardeşiz… Ama düşmanlar bizleri birbirimize düşman etmek için tuzaklar kuruyor… Biz, biriz, kardeşiz… La İlahe illallah Muhammed Resulallah “

Diyap Ağa’nın Lozan Antlaşması görüşmeleri öncesi yapmış olduğu bu konuşma mahiyeti itibarıyla ulus-devlet mantığı dışında, ortak payda olan İslam kimliği altında etnik kimliklerin kardeşçe yaşamasına ilişkin mesajlar vermektedir. Bugün dahi Akp’nin Kürt meselesini çözme mantığı, Öcalan’ın Newroz mesajı mantığı da bu eksenlidir.

Bu konuşma Diyap Ağa’nın tamamen hür iradesi ile mi yapılmıştır yoksa yoksa Diyap Ağa’ya bu sözler söyletilmiş midir? Bu hususu ( araştırmaya değer görmekle birlikte)  atlıyoruz ve neticeye geliyoruz.

Lozan’da “Kürt Meselesinin” tartışılacağını bilen “Ankara Hükümeti” , barış görüşmeleri öncesi tüm dünyaya mesajını,  “Dersimli Kızılbaş bir Mebus” ile TBMM’de duyurmuştur. Ve Lozan’da bu durum “Ankara Delegasyonu” tarafından bir çok kez kullanılmak suretiyle, başta Kürt halkı olmak üzere Anadolu’da ki etnik toplulukların etno-kültürel hakları Lozan’da gasp edilmiş ve aynı zamanda azınlık olmanın ve azınlık haklarından yararlanmanın şartı olarak “İslam dışı olma” faktörü, Lozan’da ki mutabakatın ana noktalarından olmuştur.

Diyap Ağa,  dikkat edilecek olursa, Meclis konuşmasında hem etnik köken aidiyeti ve etnik haklarını önemsiz görüyor hem de ortak payda “İslam” vurgusu ile aslında Kızılbaş topluluklarında azınlık dairesi kapsamında görülmesinin de önünü almış oluyor. Ve böylece, Ankara Hükümeti,  Kürtlere ve Kızılbaşlar’a karşı uluslararası arenada oynadığı oyunu  “hepimiz birimiz “ söylemiyle geçici bir süreliğine kazanıyor.

İşte 1. Cumhuriyet, Dersim Mebusu Diyap Ağa’nın yapmış olduğu o konuşmanın temelleri üzerinden kuruluyor. Ama kuruluşundan 15 yıl sonra Diyap Ağa’nın memleketini, 1. Cumhuriyet deyim yerindeyse günümüzün İŞİD vahşeti tarzı ile yakıp-yıkıyor.

Dersim Mebusu denilerek 1920-22 arası Mecliste  “ bravo”  denilerek alkışlanan Diyap Ağa’nın memleketi Dersim’e reva görülen; Ebu Suud’un, Yavuz Selim’in vahşeti oluyor…

Diyap Ağa’nın şehrinin ismi değiştiriliyor. Bin yıllık “Dersim” ismi yerini,  bir operasyon adı olan Tunceli’ye bırakıyor.

Diyap Ağa’nın “ dinimiz –diyanetimiz bir “ sözünün gereği olarak Dersim’e ilk üç yapılan bina arasında cami oluyor. Diğer iki bina ise Kışla ve okul.

Kışla’dan çıkan birlikler 1937-38’de katliamlar yapıyor, açılan okullara giden çocuklar ise ana dil yasağı ile karşılaşıyor.

Diyap Ağa’nın anadili yasaklanıyor, inancı olan Kızılbaş’lık ise daha Diyap Ağa sağ iken  “tekke ve zaviyeler kanunu “ ile kurumsal olarak tasfiye edilmeye çalışılıyor.

Diyap Ağa’nın “ kardeşiz “ dedikleri  “ Türklük yok Kürtlük yok “ dediği  “Ayrımız yok, gayrımız yok “ dedikleri artık amansız bir şekilde ayrım yapıyor, dilleri kültürleri yasaklıyorlardı.

1. Cumhuriyet’in Diyap Ağa’nın halkına reva gördüğü; katliam, sürgün ve talandı. Diyap Ağa, halkına yapılan zulmü ( terteleyi )  göremeden 1932’te vefat etti, vefat ettiği yılı takip eden 3 yıl sonra artık “Dersim”  yoktu , “Tunceli Kanunu” ile birlikte  “Tunceli”  vardı. Ve bu kanun, Diyap Ağa’nın başta Mustafa Kemal olmak üzere, 1. Meclis’te kendisinin alkış tutulan konuşmasının ruhunun aksini içeriyordu.

1.Cumhuriyet’in  “ Türk ulusu” yaratma projesi aynı zamanda “ Hanefi mezhebine dayalı devlet “ yaratma düşüncesinin neticesi olarak en büyük kurban , ” Dersim” olmuştu.

1.Cumhuriyet, Dersim’i ne hale getirdi diye sorarsanız?

* Coğrafyasının yarısına yakını devlet zoru ile boşaltılmış,

* Olağanüstü hallerle, sıkıyönetimlerle yönetilmiş

* Kutsal mekanları sular altında bırakılmış, köklerinden koparılmış bir toplum

* Ana dilini unutmuş, Ana inancını unutmuş, üretimi unutmuş kendini tüketen bir toplum haline getirdi, Dersim’i 1. Cumhuriyet.

1. Cumhuriyet’te  “Dersim bir çıbanbaşıydı”  , peki 10 Ağustos 2014’tan sonra başlayan 2. Cumhuriyet için “Dersim” neyi ifade ediyor?

Dersim; 1. Cumhuriyet kadar, 2. Cumhuriyet içinde halen bir “ bela “ olarak görülmüyor mu ?

“ Yeni Türkiye “ söylemi ile , “ Fetret Devri sona erdi “ söylemi ile AKP iktidarının Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası artık bu ülkede yeni bir devlet kurmaya çalıştığını ve hatta 12 yıllık iktidar süresinin sonunda 1. Cumhuriyet’in tüm değer ve kurumlarını tasfiye ettiğini ve 2. Cumhuriyeti inşa ettiğini görüyoruz.

29 Ekim 2014’te  “ Cumhuriyet Bayramı “  ilk kez Çankaya Köşkü dışında , Ak Saray’da kutlanacak. Ak Saray’da yapılacak bu kutlama ile artık1. Cumhuriyet’in, 1. Cumhuriyet’in tüm politikalarının belirlendiği Çankaya Köşkü’de,  2.Cumhuriyet tarafından artık tüm değer ve kurumlarıyla çürümeye, yok oluşa ve yıkıma terk edilecek.

Peki, Köşk’ten Saray’a geçişte, Saray’ın Dersim’e bakışı Köşk’ten farklı mı olacak ?

Köşk’ün kapatılması ve 1. Cumhuriyet’in sonu ile birlikte yargı-yasama-yürütme-medya – finans – polis teşkilatını elinde bulunduran Ak Saray’lı 2. Cumhuriyet’in;

Kızılbaş’lara, Kürtler’e bakış açısının değişmediği

Barajları son sürat inşa ettiği,

Dersim’in içinde Sünni inançlı nüfusa dayalı yeni bir şehir inşa ettiği

 1. Cumhuriyet’in günahlarını kendisine politik malzeme yaptığı ama günahlarının şimdiden 1. Cumhuriyeti geçtiği gerçeği karşısında,

Söyler misin Dersim,  sana kim ağlasın? 1. Cumhuriyet’ten 2. Cumhuriyet’e, Köşk’ten Saray’a Dersim için değişen bir şey yok. Diyap Ağa’nın “ birlik-beraberlik” söylemiyle ile kurulmuş 1. Cumhuriyet’in “inkarı” , Diyap Ağa’nın “istismarı” ile kurulmuş 2.Cumhuriyet’in “hukuk tanımazlığı”  karşısında Dersim’in de Kızılbaş’ında Kürdü’nde işi çok zor.

Zira 91 yılda Türkiye’de “Köşk” sadece ” Saray” doğurdu, ne “demokrasi “ ne “özgürlük”  hak getire,  hadi bakalım Dersim,  umudumuz belki de 3. Cumhuriyet’te…

 

Cihan SÖYLEMEZ

Bu yazı toplam 2989 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim