• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

KÖPEK SAHİBİNİ ISIRDI, KAOS VE FELAKET!

Yusuf Baran Beyi

   Pirsus gençlik katliamı, kaos ve savaş ortamını yaratmanın ilk işaretiydi. DAİŞ ile savaş görüntüsü altında bir taştan birçok kuş vurma savaş planı, adım adım devreye konulmak isteniyor. İç operasyonlar ve eş zamanlı medya alanlarına yönelik bombalama işi, PKK’yi tahrik edip, savaş ortamına çekme tuzağıdır. Onun için, sivil kitle unsurları duyarlılık gösterip, felaketi doğuran bu oyunu mutlaka bozmalıdır.

   Kobani gençlik katliamı; ‘Türk devrimci ve Alevi gençlerin Kürtlerle birlikte olmama’ mesajını içermektedir. Kobani zaferinin ardında gelen seçim başarısı ise, Başkomutanın hesabını ve ruh halini bozduğu için, Kürtlere karşı savaş ilan edildi. Yoksa yenilgi, hesap verme mecburiyetini doğuracaktır.

   Dün Kürtlere karşı JİTEM nasıl kullanıldıysa, bugün aynı şekilde içeride ve dışarıda DAİŞ elemanları katliamcı nefer olarak kullanılması, yeni sürecin savaş karakteridir.  Dolayısıyla yarın “PYD, PKK terör örgütünün uzantısıdır” diyerek, Rojava’ya saldırılmamanın bir garantisi olmayacaktır.

   Büyük fotoğrafa baktığımızda, yapılan şey, Führer ruh haliyle Kürtlere karşı açılmış, topyekûn bir savaş söz konusudur. Kaos ve savaş hali yaratıp, bir komutan gibi ülkeyi yönetmeye çalışan Erdoğan, ele geçirmiş olduğu devletin bütün organlarını bir savaş aygıtına dönüştürerek, elde edemediği başkanlık sistemini, hile-i şeriye yolu ile zorla elde etmeye çalışıyor.  Ama bu durum, ülkenin kaçınılmaz büyük felaketi olacaktır.

   Planlanan savaş sürecine uygun uygulamalar oldu, küçük düşürücü ve kışkırtıcı bir dil hep kullanıldı.  HDP’nin Eşbaşkanlarına her türlü hakaret yapıldı ve yapılıyor. Birileri kalkıp da “Adamlar sine-i Millete mi dönsünler, dağa mı çıksınlar? Dağa çıkınca ‘terörist’ oluyorlar.”diyebilen Allah’ın bir tek vicdanlı kulu yok. Giderek daraltılan demokratik alan ve sürekli olarak tehdit edilen HDP’nin Miletvekillerinin muhatap alınmama arzusu, bu Vekillerin istifa edip halka dönmeleri kaçınılmaz gibi görünüyor. Hatta bu gidişle HDP’li vekillerin tutuklamaları ihtimal gibi görünmektedir.

   AKP’nin yetkilileri sanki Pirsus katliamını HDP yapmış gibi, siyasi demeçler verdi ve havuz medyası da, insanın kanını donduran yazılar yazdı. En ürpertici demeç, AKP’nin mülayim parti sözcüsü Bülent Arınç’tan geldi. Arınç; ‘Katliamın yapıldığı yerde neden parti yöneticilerinin ve Belediye görevlilerinin olmadığını’ soruyor ve katliamın parti yetkilileri tarafından yapıldığını ima ederken, adeta parti yöneticilerinin ölmesini arzuluyordu. “PYD, DAİŞ’ten daha tehlikelidir” Erdoğan’ın anlayışının bir değişik versiyonuydu, insanların ölümünü arzulayan Arınç’ın bu demeci. Oysa ölen askerden hiç bir farkları yoktu, Suruç’ta ölen gençlerin. Ama hükümet ve devlet yetkilileri, pırıl pırıl bu gençlerin ölümlerine bile, bir yası çok gördüler.

  Geldiğimiz noktada AKP ve sistem, Kürtlerin demokratik yollarda ilerleyişini hazmetmiyor. Büyük bir çıkmazla karşı karşıyadırlar. Gerilim ve kaos üzerinde sonuç almaya çalışıyorlar. İşin korkunç yanı, ikballeri için, bu ülkeyi ikinci bir Suriye yapmaya çalışmalarıdır. Tüm barış çabalarını, siyasi gelecekleri için berhava eden Başkomutan, kurtuluşunu savaşa bağlamış. DAİŞ ile savaş, şayet siyasi bir oyun değil ise köpek sahibini ısırdı ve üst akıl, birilerinin kulağını çekmiş olsa da Başkomutan Kürtlerle savaşmaktan ısrar ediyor. Komutanda Şam fatihi olma arzusu kabardıkça, felaket büyüyerek ülkemizi içine çekiyor! Kapımıza dayanan bu büyük felaketi az hasarla atlatmanın genel geçer yolu, CHP’nin milliyetçi genlerinden sıyrılıp, HDP’nin verdiği büyük insanlık mücadelesine hiç kaygıya düşmeden sonuna kadar kararlı ve güçlü bir şekilde destek vermesiyle ancak olur. Ülke, bu handikaptan ancak böyle kurtulur.

   Kürt ve Türk anneleri, gencecik çocuklarının bedenlerini toprağa gömerken, onların acısını ve anılarını yüreğinde taşıyarak bugüne geldiler. Kırk yıldır süren savaşın sonuçları ortadayken, onlardan gencecik çocuklarını isteyip, ölmeye ve öldürmeye göndermek, büyük bir zalimlik olacaktır. Bu acılara göğüs geren bu halk, savaşa, zılgıtlar eşliğinde halaylarla gitti.

  Oğlunun cenazesinin geldiğini işiten Cizreli bir anne, yüreğinde harlanan ateşle kına yoğurup, gencecik oğlunun tabutunu karşılamaya gittiğini hepimiz gördük!  Dolayısıyla aklı ve vicdanı olanlar, daha büyük felaketlerin yaşanmaması için, çok daha güçlü bir siyasi mücadele başlatmaları, bu ülkenin geleceği için elzemdir. Yoksa bu ülkeye ve insanlarına yazık olacaktır!

Bu yazı toplam 786 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim