• BIST 106.239
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Tunceli 6 °C
  • Elazığ 10 °C
  • Erzincan 5 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 12 °C
  • Malatya 8 °C

Koçgiriden Dersime!

Erdoğan YALGIN

Tarih sayfaları Alevi katliamlarıyla doludur. Hele Kürt Réya/ Raa Heqi-Alevilerinin katliamı ise soykırımla sınırsız bir boyut kazanmıştır. Emevi, Abbasi, Selçuki, Osmanlı dönemlerini (661-1918) bir kenara bırakacak olursak; sadece Cumhuriyet döneminde Kürt Alevilerine yönelik katliam ve soykırımlar gerçekleştirilmiştir. Bunlardan birisi de Koçgiri bölgesinde Kürt Alevilere karşı yapılan katliamlardır.  Osmanlı’nın resmi kayıtlarında kullandığı bir idari isim olarak Koçgirî; Kürtçe bir tanım olup, “göç edenlerin yeri, göçebeler alanı” anlamına gelir. 16. yüzyıldaki idari merkez; önce Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Koçgiri-Gümüşkar bucağı idi. 1516 yılındaki Osmanlı tahrir defterlerinde, Hırıstiyan olarak gözüken bu köyün nüfusu 8 haneydi. Daha sonraki tahrirlerde (1591), bu rakam 19 haneye yükselmişti. Koçgiri-Gümüşkar köyü, 19. yüzyılda Sivas Zara’ya taşınmıştı. Zaman içinde literatürdeki Koçgiri adı, coğrafi alanını genişleterek Zara, Suşehri, İmraniye, Hafik, Refahiye, Kemah, Kurucay ve toplamda 350‘ye yakın bölge köylerinin tümüne verilmişti. Anlatımlar muhtelif! Bu bölgeye ilk göçün, Çaldıran savaşından hemen sonra, Yavuz döneminde (1515) gerçekleştirildiği sanılmaktadır! Zaman içinde bu alan, Kürt Alevi aşiretlerin sürgün veya zorunlu iskanıyla doldurulmuştur. 1970’lerde istihbari bilgiler doğrultusunda hazırlanan “Aşiretler Raporu“ nda “Sıvas ili bölgesindeki aşiretler“ tasnifinde bölgedeki Kürt Alevi aşiretleri hakkında bazı bilgiler vardır. İlgili raporda; 1917 yılında başlattıkları isyanın, 1921 yılında bastırıldığı belirtilmektedir. Osmanlının yıkılışı sonrasında Koçgiri aşiretlerinin ulusal bilinci kamçılanmıştı. Dolayısıyla Ankara hükümetinden, Kürtlerin özlük haklarının tanınması istenmekteydi. M. Kemal önderliğindeki Ankara hükümeti ise buna asla razı olmayıp, oyalama taktikleriyle Koçgiri’ye, kapsamlı bir harekat yapılmasının planlarını geliştirmekteydi. Bütün ayak-oyunlarıyla hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Merkez Ordusu Kumandanı Arnavut kökenli, Bursa doğumlu Nureddin İbrahim Konyar, namı diğer Sakallı Nurettin Paşa (1873-1932),  Koçgiri aşiretlerini ve lider kadrolarını ortadan kaldırmak maksadıyla tam yetkiyle bölgeye gönderildi. Buna ek olarak; daha sonraları M. Kemal’in muhafızlığını da (1920-23) yapan, cezaevi kaçkını Giresunlu Topal Osman Ağa’nın (1883-1923) yönetiminde 42. ve 47. Gönüllü Alayları kuruldu. Gönüllü Laz Birlikleri oluşturulup, Koçgiri’ye gönderildi. Topal Osman ve birlikleri; daha önceleri Karadeniz’de; Rum ve Ermenilere yaptıklarını şimdi Koçgiri’de Kürt Alevilere yapacaktı. Osmanlının son yıllarında başlayan ve Cumhuriyetle devam eden Kürt Alevi katliam ve soykırımlarında, yönetici elitlerin izlediği bir ortak hafıza hep göze çarpar. Meselâ Müşir (Mareşal) İbrahim Paşa; 1908-1909 yıllarında Dersim’e, Kürt Alevilerine karşı altı tabur kahredici ve korkutucu bir kuvvetle yapılan askeri tedip harekatını yöneten bir Osmanlı kumandanıdır. 1921 de ise Müşir (Mareşal) İbrahim Paşanın oğlu Sakallı Nurettin Paşa, Koçgiri’deki Dersimli Kürt aşiretlerine karşı savaşmaktadır. Tarih, 1938’i gösterdiğinde yine Dersim’de; bu defa da Sakallı Nurettin Paşa’nın Vali ve Umum Müfettişi olan damadı General Hüseyin Abdullah Alpdoğan Paşa (1878-1972) Dersimli Kürt Alevilerine karşı savaştadır. Bütün bu yaşanan süreçler bir araya getirildiğinde, Osmanlının Kürt Alevilerine karşı geliştirdiği katliam ve soykırım politikaları, yine aynı aile içerisinde, Cumhuriyet döneminde de aynı devamlılığını korumuştur. Bu durum, devletin ortak hafızasına, bir üst aklına işaret etmektedir. Müşir İbrahim Paşa’nın Kürt coğrafyasına ve Kürtlere karşı geliştirdiği bilgi ve tecrübeleri, miras yoluyla oğlu Nurettin Paşa’ya, ondan da damat General Hüseyin Abdullah Alpdoğan Paşa’ya intikal etmiştir. Bu miras, Kürt Alevilerinin nasıl imha edileceklerine yönelik geliştirilen bir devlet politikasıdır. Bu politikaların, günümüzde de aynen devamlılığı söz konusudur. “Devlette, devamlılık esastır“ sözü boşa söylenmemiştir!

Bu yazı toplam 1282 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim