• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

KAPİTAL’İN RESSAMI VE RÜZGARLI YAZILAR

Mehmet PEKDÜZ

        Nisan ve Mayıs aylarında ressam Yüksel Arslan ve A. Mümtaz İdil sanat dünyasını biraz daha eksilterek aramızdan ayrıldılar. İkisi de Türkiye’nin yetiştirdiği yüz akı sanatçılardandı. Yüksel Arslan seksen dört yıl Mümtaz İdil ise altmış beş yıl yaşadılar. Yüksel Arslan’ın İstanbul’un Fatih-Bahariye Mahallesi’nde başlayan yolculuğu Paris’te sona erdi. Yüksel Arslan ikisi de fabrika işçisi olan bir anne ve babanın dört çocuğundan ikincisiydi. 1949-52 yıllarında İstanbul Erkek Lisesi’nde eğitim gördü. Paul Klee etkisiyle çizdiği ilk resimlerini lisenin duvarlarında sergiledi. 1953-54 yıllarında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde okudu. Bölümün düzenlediği gezilere katıldı. Geleneksel sanatları ve Anadolu Uygarlıkları’nın eserlerini inceledi.

        1955’te Adalet Cimcoz’un yönetmekte olduğu Maya Galerisinde “İlişki, Davranış, Sıkıntılara Övgü “ başlığıyla bir sergi açtı. Ferit Edgü ve Sezer Tansu... vb. eleştirmenlerden övgü aldı. Bunlar bir sanatçının gelişmesine neden olan etmenlerden biridir.

        Yüksel Arslan resimlerinde kullandığı malzemelerini de kendisi üretti. Bu malzemeleri “İnsanlı Günler” adlı resim çalışmasında kullandı. Toprak boyalar, bal, yumurta akı, sabun, ot, çay, tütün, kemik iliği, kan ve sidik gibi malzemeler kullanarak üretmiştir boyalarını. 1959’da İstanbul’da açtığı ilk kişisel sergisi Adnan Benk ve Mazhar İpşiroğlu’nun övgüsünü kazanmıştır.

        Yüksel Arslan’ın resimlerini gören Fransız Şairi Andre Breton, ressamı 1959’da Paris’te düzenlenecek Uluslararası Sürrealizm Sergisi’ne davet etmesine rağmen Yüksel Arslan sergiye katılamadı. 1961’de resmini sergilemek üzere Paris’e gitti ve orada yaşamaya başladı.

        Yüksel Arslan eserlerine Arture adını verdi. Bu sözcük, art (sanat) ve peinture (tablo) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir. Sanata ilişkin tablo anlamına gelmektedir. Hatta çocuklarından birinin adını da  “Artur” koymuştur.

        1960-67 yıllarında Nietszche etkisinde kalan Yüksel Arslan, 1969’dan sonra da Marx etkisine girdi. On dört arture’lik “Yabancılaşmalar” dizisini Marx’ın el yazmalarından yola çıkarak çizdi. Daha sonra Das Kapital’i resimlemeye karar verdi ve 1969-75 yıllarında Kapital dizisine ait otuz arture üretti.

        1981’de Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü heykeltraş İlhan Koman’la paylaştı. 1982’de ise Fransa’da verilen Humour Noir Grandville Kara Mizah Ödülü’nü aldı.

        Yüksel Arslan eserlerini sadece sanat olsun diye yapmaz, insana ve insanlığa ulaşmaya çalışmış bir evrensel kişiliktir. Resimlerinde insanın evrensel dramını göz önüne getirmeye çalışmıştır. Onun resimlerine bakanlar yaşadığı toplumun yapısını kolayca görebilir. Toplumun aydınlanması, uyanması için resimlerinde bir ışık olmaya çalışmıştır. Belki sayfalar dolusu yazıyla anlatamayacağınız konuları bir tabloda gösterebilmiştir. Arslan’ın ele aldığı konular hep insan odaklı olmuştur. Resimlerde insanın çıkmazları, yaşadığı sıkıntılar kendine özgü bir biçimde verilmiştir. Kısaca söyleyecek olursak sanatsal bir derinlik gözlerimizin önüne gelir.

        Yüksel Arslan için Kapital’i resimleyen, Kapital’i resimlerle anlatan sanatçı da denilmektedir. Kapital konulu resimleri yapabilmek için Yüksel Arslan altı yıl Kapital okumaları yapmıştır. Bu resimlerin, kendi deyimiyle arture’lerin büyük çaba ve emek ürünü olduğu hemen anlaşılır. Yaptığı resimlerle dünyanın büyük ve saygın sanatçıları arasına girmiştir. Bu resimler hem Türkiye’yi hem de dünyayı iyi anlamamızı ve kavramamızı sağlıyor. Aynı zamanda başka bir dünyanın mümkün olabileceğini, insanların bugünkünden daha mutlu olabileceklerini düşündürüyor. Arslan’ın resimleri bize bambaşka bir sanatçıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

        A. Mümtaz İdil ise bir başka değerli edebiyat adamımız. Yazılarından daha çok yararlanabileceğimiz bir zamanda hayata veda etti. Rus Dili ve Edebiyatı alanında uzman bir sanatçıdır. Dostoyevski’nin bazı eserlerini Türkçe ’ye kazandırmıştır. ”Gerçeklik ve Roman” adlı bir araştırma ve inceleme eseri de vardır. Üniversite yıllarımda okumuş ve çok sevmiştim. Bu eseriyle 1984 yılında Akademi Kitabevi Araştırma ve İnceleme birincilik ödülü almıştır. Ödül kazanan eserini okuduktan sonra A. Mümtaz İdil’in yazılarının sıkı bir izleyicisi oldum. Yazılarında Türkçe’nin ne kadar güzel kullanıldığını görürsünüz.

        A. Mümtaz İdil’in yazıları ve incelemeleri birçok edebiyat dergisinde yayımlanmıştır. Yanlış hatırlamıyorsam “Yarın Dergisi” de bunlar arasındadır. Günlük Sol Gazetesi’nde ve Sol Portal’da köşe yazıları yazdı. En son olarak Oda Tv’de yazılar yazıyordu. Mümtaz İdil’in yazıları şiire, hikayeye, sanata olan ilgimizi arttırıyor, bilincimizi açık tutuyordu. Mümtaz İdil bize daha güzel bir dünyanın olabileceğini düşündürmüştür. Onun yazıları, çevirileri, eserleri uyanık olmamız gerektiği konusunda düşünmemize yardım ediyor. Yazılarında bugünkü insanın çıkmazlarıyla ilgili eleştirellik ağır basıyor.

        Yine Stefan Zweig ‘ın “Meçhul Bir Kadının Hikayesi” adlı eserini okuduğunuzda nefis bir çeviriyle karşı karşıya olduğunuzu göreceksiniz. Beğenerek ve keyif alarak okuduğum, okurken düşüncelere daldığım güzel bir eser. Stefan Zweig bu eserini sanki Türkçe yazmış! Tabii bu bir çeviri ustalığıdır.

        Hem Yüksel Arslan’ın hem de A. Mümtaz İdil’in sanat dünyasından bir yıldız gibi kayışı sanat dostlarını üzüntüye boğdu. Her iki sanatçı da unutulmayacak, eserleri izlenecek, okunacak, ışık saçmaya, rüzgar estirmeye devam edecektir.

 

Mehmet PEKDÜZ

Bu yazı toplam 784 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim