• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

İNTERNET BAĞIMLILIĞI VE YALNIZLIK

Mehmet PEKDÜZ

Haziran seminerlerinde rehberlik öğretmenleri  “bağımlılık” konusunu işlediler. Öğretmenlerin anlattıkları ve bağımlı olanların görüntüleri hepimizi şaşkınlığa uğrattı. Sigara bağımlılığı, alkol bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı, bali, çakmak gazı … gibi insanı tüketen, normal yaşantısından uzaklaştıran bağımlılık türleri. Bunların dışında internet oyunları bağımlılığı da yaşamımızı sıkıntıya sokan bağımlılıklar arasına girdi.

                 İnternet bağımlılığına, medya bağımlılığı da deniyormuş. Bağımlılık zaten akıp giden hayatın dışına düşmektir; her şeye sanal gözle bakmak insanın yanılma, aldanma olasılığını daha da arttırır. Bir süre sonra da yapmanız gereken asıl işinizi aksatmaya başlarsınız. İnsan bilgili olmalıdır, interneti iyi kullanabilmelidir ama dengemizi koruyup, yaşamın dışına düşmemeliyiz.

                 İnsanlar günümüzde büyük bir bilgi bombardımanı altındadır. Seçici olmazsak, olaylara ve gelişmelere eleştirel bakamazsak, bilimsel kuşkuyu elden bırakırsak yaşananlara anlam vermekte zorlanırız. Eskiden bilgiye ulaşmak çok zahmetli bir işti. Şimdi ise elimizdeki iletişim araçları ile kolayca ulaşabiliyoruz. İletişim araçlarından yararlanmak, güzelin yararlısını bulmak için seçici olmalı, ne aradığımızı bilmeli, yaşananları kendi bilimsel aklımızın süzgecinden geçirmeli ancak o zaman doğruya yaklaşır, yanılma payı en aza iner.

                 Çocukluktan itibaren bu araçları kullanırken nelere dikkat edilmesinin bilinmesinde sayısız yarar var. Gereksiz, abur cubur bilgilerle kafamızı doldurarak doğru ve yararlı bilgilere ulaşamayız.

                Çocuklar, gençler ve yetişkin birçok insan gerçek yaşamın dışında kalarak internet oyunlarıyla vakit öldürmektedir. Bu nedenle verimli olarak kullanması gereken saatleri boşa harcamaktadır. Eğer oyun oynanacaksa insan insana, can cana oynanmalıdır. O zaman huyuyla, davranışıyla kanlı canlı insanı karşında görürsün.  İnternet oyunları oynanmaz değil, oynanır ama işlerimizi aksatacak, toplumsal yönümüzü zayıflatacak duruma gelmemelidir. Bu oyunlarla dengeyi kaybettiğimizde işimiz aksıyor, sağlığımız bozuluyor, aile içi iletişim zayıflıyor. Alışkanlıklar bağımlılık durumuna dönüştüğünde yalnızlaşıyoruz ve aile bireyleri arasında giderek uyum ortadan kalkıyor. Birçok aile bu sıkıntıyı yaşamakta, iletişimsizlikten doğan gerilim gözle görülür olmaktadır.

               Rehberlik öğretmenleri internet oyunları bağımlılığını anlatırken, herkes kendi ailesinde yaşananların boyutunu gördü. Kimisi benim kocam da böyle dedi; kimisi oğlunun, kızının ve karısının da böyle olduğunu söyledi. Şimdiye kadar herhalde bunun bir bağımlılık olduğunun farkında değillerdi. İnsanlar acıkmasa, uykusu gelmese, yapması gereken temel sorumlulukları olmasa, sıkışmasa herhalde bu oyunların başından hiç kalkmayacak. Hangi konuda olursa olsun yaşamda bir denge kurulmalıdır; önce işimizi yapıp, daha sonra oyun hakkını kullanmalıyız. Üretmeden, çalışmadan, düşünmeden, aklımızı kullanmadan yaşamda sağlıklı bir denge kurulamaz. Her anımızı bir eğlence ve oyun haline getirirsek, yaşama tutunmak gittikçe zorlaşır.

               Çocuklar medya kullanımı konusunda bilgilendirilmeli, yetişkinler de bu konuda bir ölçü getirmelidir. Aksi takdirde aile içinde bütünlüğün bozulması gibi bir tehlikeyle karşılaşabiliriz. Böyle bir sonuçla karşılaşırsak hiç şaşırmayalım; bilinçli kullanım dengemizi korumamıza yardım edecektir.

              Saatlerce oyun oynayarak vakit öldüren çocuklar artık ders çalışmayı bırakmış durumda. Çocuğun odasında internet başında kapalı kalması biraz da ailelerin işine geliyor. Dışarda denetlemesi daha zor, hiç olmazsa gözümün önünde diyorlar. İnsanı yetiştirmek zor bir iştir; zaman ister, emek ister, özveri ister. Bu nedenle çocukların yetişmesine emek vermek, sağlıklı ve dengeli insanlar olmaları için çalışmak uzun vadede bireylerin ve toplumun yararınadır. İnsanla ne kadar ilgilenirsek, yetişmesi için uğraşırsak geleceğin düşünen ve aydın bireyleri hazır olur.

                  Evde herkes kendi bilgisayarının ve tabletinin başına geçerse, bir de gereğinden fazla kalırsa iletişim tamamen kopar, asıl yapılması gereken işler ortada kalır. Yapılacak bir şey yok deyip, birçok aile bu durumu şaşkınlıkla izlemektedir. Evde yemek yapılmamakta, düzenli yapılması gereken işler aksamakta, ev sadece yatılıp kalkılan otel durumuna dönüşmektedir. İzlemek yerine çocukların gelişmelerine yardımcı olalım, onların da sorumlulukları olduğunu hatırlatıp vakti planlı kullanmalarını öğretelim. Çocuklarla, gençlerle sık sık sohbet edip konuşmak, onları kazanmada etkili olacaktır.

                   Bağımlı diyebileceğimiz durumdaki insanlarla konuştuğumuzda, aralarından binlerce arkadaşı olduğunu söyleyenler çıkıyor. Anlatılanların hepsi sanal arkadaşlık. Sınıfındaki, iş yerindeki insanla, komşusuyla, mahallelisiyle arkadaş olamıyor ama binlerce sanal arkadaşı var. Tanımadığımız insanlarla ne kadar arkadaş olabiliriz, dostluk kurabiliriz? Sanal yollarla kurulan arkadaşlıklarda zaman zaman sıkıntılar yaşanmıyor değil. Birçok yuvanın sanal arkadaşlıklar yüzünden yıkılma tehlikesi geçirdiğini, yıkıldığını duyuyoruz, öğreniyoruz. Çocukların da bu arkadaşlıklar nedeniyle kavgalarının okula taşındığını biliyoruz. Bütün bu örnekler çocuk eğitiminde ve insanın yetişmesinde ne denli duyarlı olmamız gerektiğini anlatıyor. "Bana ne? Herkes kendi hayatını yaşar" demeyelim; bu çarpık ilişkiler döner dolaşır sizi de vurur.

                 Çağımızda iletişim araçları baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Bu araçlardan nasıl yararlanılacağını öğrenir, bilirsek yararını görürüz. Rahat edelim diye olumsuzlukları, yanlışlıkları görmezden gelirsek, zararını hepimiz çekeriz. İnsan yetiştirirken işin kolayına kaçarsak, büyük kayıplara ve yıkımlara uğrayabiliriz. Plansız, programsız, uyku düzeni bozuk çocuklar gittikçe tembelleşecek; boşluk duygusundan ve anlamsızlıktan kurtulamayacaktır. Bu sorunları hepimiz yaşıyoruz ama dillendiremiyoruz. Herkesin çocuğu öyle deyip işin içinden sıyrılıyoruz. Düzelmeye kendimizden ve yakın çevremizden başlarsak; ancak o zaman sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum görebiliriz.

Bu yazı toplam 1530 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim