• BIST 117.741
  • Altın 398,933
  • Dolar 6,8518
  • Euro 7,8140
  • Tunceli 26 °C
  • Elazığ 26 °C
  • Erzincan 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 23 °C
  • Malatya 31 °C

Gündem belirlemekten gündemin dışına düşmek...

Yalçın ÇAKMAK

Vaktiyle Türkiye siyasetine dair konuştuğumuzda, iktidar için bir meziyet fakat buna maruz kalan halk açısından zehirlenmeye vardıran, anlık ve hızlı bir“gündem” değişikliği sözkonusuydu. Öyle ki, sabah tartışılan konuyla öğle saatlerinde gündemleştirilen arasında derin uçurumlar oluşmaktaydı. Bu vesileyle, hep birlikte iktidarın, kontrolü dışında patlak veren olaylarıgündemden düşürmek uğruna, havada uçan sineğin yağından bile medet umarak piyasaya sürdüğü ‘yeni gelişmelerin’ kuyruğuna takıldığımız çok oldu.


Başbakan’ın, gündemi belirlemeye yönelik sarf ettiği ve siyaseten de kendi hanesine bir başarı olarak kaydettiği bu hüner, en son Gezi olaylarıyla tersine döndü. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi “Başbakan gündemi belirleyeceğine halkın oluşturduğu gündem başbakanı belirlemek için, ipleri eline doladı”bir kere. İktidarın bu durum karşısındaki tutumu, Gezi süreciyle birlikte geliştirdiği yeni bir faydacı yaklaşımla göstericileri öcü, tepki ve taleplerini de ‘değersiz bir yalnızlık’ siyasetiyle mahkûm etmek oldu. Beş kişinin yaşamını yitirdiği, çoğunun da yaralanarak sakat kaldığı bu olaylar esnasında, evlerinde zor zapt edilen yüzde 50’lik kesime de, ‘hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır’ denircesine, bir talimatlar silsilesiyle seslenilmekten bir an olsun geri durulmadı.


AHLAKIN ESNEKLİĞİ


Bütün derdimiz bu olsa iyi. Osmanlı rüyalarıyla tepetaklak daldığımız Ortadoğu siyasetinin angaryası da bir anda omuzlarımıza yüklendi. Bahar nidalarıyla coşagelip, yarabbi şükür dedirtircesine ellerimizi ovuşturduğumuz Mısır’da, akabinde meydana gelen katliamı şimdilik sadece uzaktan seslenip, izlemekle yetiniyoruz. Bir yanda Batı’yı, bu katliama sessiz kaldığı için kınayıp dururken, diğerinde Suriye’deki kimyasal saldırı için müttefikleştirmeye çalışıyoruz. Doğruluk ve ahlak abidesi olarak bir tek kendimizi gördüğümüzden olsa gerektir ki, var olan bütün ilkeleri, kendi pratiğimiz üzerinden anlamlandırmaya yeltenmekteyiz. Başından beri Suriye’ye müdahale için can attığımız ama bir türlü de yeltenemediğimiz bu hâlimize, sırf kendi çıkarları uğruna ‘yardıma koştuğu’ için Batı’yı alkışlayacağımız günler pek yakın. Eli kulağındaki bu müdahaleyle, çoktandır ‘iştah kabartılan koyunu yemek için’ gün sayılıyor. AKP iktidarı adeta, kurdun üstte suyun başını tutarak, altta duran koyunu suyu kirletmekle suçlayıp, oyalaması gibi hareket etmekte. Sonu hazin olsa da koyunun kurda verdiği cevap da bir o kadar ibretlik: Ben biliyorum ki senin niyetin beni yemek, suyun başında durarak kirleten de sensin, madem öyle bu bahaneyi niye öne sürüyorsun ki!


(+) MİLİTANLIĞIN ÇİFTE STANDARDI


Ayyuka çıkan Sünni siyasetiyle, Türkiye’deki kamplara yerleştirilen Suriyeli mülteciler arasında bile ayrıma gidip, aynı savaştan kaçan Alevileri parklarda yatırmamız (Taraf, 31 Ağustos 2013), ne denli tarafsız olduğumuzun kanıtı! Diğer yandan Başbakan Erdoğan’ın, Mısır’daki katliamda yaşamını yitiren kız çocuğuna ağlarken, Gezi olaylarında ölen ve cenazesine dahi müdahale edilen Ethem Sarısülük ile diğer maktuller için neden gözyaşı dökmediğiyse hâlâ ‘büyük’ bir merak konusu. Acaba bu çifte standart, ölenlerin ona karşı olmaları ya da Alevi olduklarında mı kaynaklanmakta? Zira bu ülkenin ve başbakanın kendi vatandaşları bu soruya hâlâ cevap bekliyor. Bilsin ki, elini vicdanına koyup, bu soruyu cevaplandırmadığı sürece, bundan sonra kimseye ne demokrasi ne de insanlık dersi verebilecektir. Çünkü tanrının bize bahşettiği en değerli emanetlerden olan vicdanın dili, mezhep ve millet taraftarlığıyla köreltilmeyecek denli mukaddes kılınmıştır!


Kamuoyu bu sorulara cevap beklerken, Başbakan hâlâ Mısır’daki katliam ile Gezi protestoları arasında zoraki bir ilişki kurma derdinde. Onun ve kurmaylarının mantığına göre, Mısır’daki darbeyi destekleyenlerle Gezi’ye katılanlar arasında hiçbir fark yok. Erdoğan, kurduğu bu benzerliği her defasında dile getirerek, Mısır’daki zulme isyan eden Türkiye’ninİslamcılarının duygularına hitap edip, seçimlerde partisine tekrar oy vermeleri hususunda bir istikrar sağlama arayışında. Cengiz Aktar’ın sözleriyle “AKP’nin sanki seçime değil bir nevî savaşa gidiyor olması, sadece kendi seçmenine mesaj verme arzusu, safları sıklaştırma ihtiyacı artık sınırlı sayıda yurttaşa hitap eden ve hizmet veren bir iktidarın varlığına işaret ediyor. Dışarıda Mısır ve Suriye politikası, içeride olduğu gibi dışarıda da dostlar, kardeşler, yandaşların el üstünde tutulduğunun kanıtı” gibi. Ama ne kadar çabalanırsa çabalansın, artık hiçbir şey şu gerçeği değiştiremeyecek: Gezi’dekilerin çoğunluğunu, Türkiye’deki darbelerden zarar görüp, yeni bir darbe tehdidi karşısında duracaklar oluşturdu. O nedenle, gerek darbeşakşakçılığını özendiren ulusalcı solcular, gerekse onların yapıp ettiklerinden mağduriyet devşirenler boş yere çabalayacaklarına, kendi mağaralarında avuçlarını yalasalar iyi olur!


(=) İKTİDARIN VEDA YEMEĞİ


Artık hiçbir şeyimizle övünmesek de, ‘değerli yalnızlığın’aktörlerince yılın bütün günlerine yaydırılan bu ‘yerli malı siyaset’sayesinde, dünya insanlığına karşı boynu bükük kalmayacağız, kesin. Garabet, siyasal literatüre peş peşe hediye ettiğimiz bu akıllara zarar katkının, su almaya başlayan gemimizin dümeninde oturanların ayaklarını henüzıslatmamasından kaynaklanmakta. ‘Durmak yok, yola devam inadı’ bu olsa gerek!


Şimdiden hepimize afiyet olsun! Umarız, sofrayı büyük bir iştahla kuranlar, sonrasında toplayacak gücü de kendilerinde bulurlar.

 

Bu yazı toplam 1792 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim