• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • Tunceli 27 °C
  • Elazığ 28 °C
  • Erzincan 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 26 °C
  • İzmir 29 °C
  • Malatya 29 °C

Filistin’i onursuzluklarına yama edenler

Yalçın ÇAKMAK

 

Ortadoğu deyince bu aralar aklıma nedense hep Hz. İbrahim’in, iki eşinden biri olan Hacer ve oğlu İsmail’i tanrının buyruğu üzerine çöle gönderme hikâyesi geliyor. Hikâyenin devamı malum: Hacer’in çöldeki çaresizliği karşısında tanrının yardımı ve bütün bunlar olurken de, İsmail’i kastederek yine Hacer’e ‘onu büyük bir ulus’ yapacağım demesi… Bu nedenle, gel zaman git zaman sonra, Hz. Muhammed peygamberliğini ilan ettiğinde, dönemin Yahudileri Tevrat’taki bu kıssadan hareketle ‘İsmail’in soyu geri döndü’ diyebilmiştir.

 

 

 

Alın işte, aynı babanın farklı iki kadından olma çocuklarının -İshak ve İsmail- soyundan gelenlerin Ortadoğu’yu soktukları hal! Biri kendisine vaat edilmiş ‘kutsal topraklar’ ülküsünün, diğeriyse fırsatı ele geçirdiğinde kendinden olmayan, kendinden olsa bile mezhebinden olmayanı boğazlama kavgasının peşinde. Alabildiğine istismar ve riyakârlık kokan bu kokuşmuşluk içerisinde, olan nedense hep bu coğrafyanın savunmasız, yoksul halkına oluyor. Yoksul ve savunmasız diyorum, çünkü halkı bombardıman altındayken Erdoğan’ın dalkavuklarına verdiği gövde gösterisi iftarlardan birinde boy gösteren Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas’ı kastetmiyorum. Kastetmiyorum, çünkü onursuzluğu ve haysiyetsizliği Filistin halkına yakıştıramıyorum da, ondan!

 

 

 

Bir de sözüm ona, dindaşları ve hepsinden de önemlisi, kendileri için ‘problem teşkil etmediği’ için Filistin’e destek çıkan ve ‘çoğunluğu’ oluşturan Müslüman bir nüfusumuz var. (Çoğunluk karşısında hakkaniyetli bir ‘ Müslüman azınlığın’ olduğunu da özellikle belirtmek isterim). Bu problem olup-olmama meselesinin Türkiye’deki Müslümanlar açısından yeterince irdelenmediği kanısındayım. Sanırsınız ki bu ülkede devlet -bırakınız başka bir ülkeyi- kendi halkını bombalamamış, pogromlar ve soykırımlar gerçekleştirmemiş, Müslümanlarımız ise bunlara ortak olmanın dışında, ‘Allahu ekber’ nidalarıyla insanları diri diri yakmamıştır! Ayrıca, biz o canilerden değiliz diyenlerin de pek cılız kaldıklarını şöyle bir geçerken söyleyelim.

 

 

 

Hele ki, ülkenin dibinde IŞİD denilen azılı bir katil sürüsü kundaktaki bebeğine kadar ‘diğer’ Müslümanları canice öldürürken, yine sanırsınız ki o Filistin için sokağa çıkıp bütün Yahudileri hedef gösteren ‘vicdan timsali’ Müslümanlarımız, IŞİD’e karşı da aynı insani duyarlılığı göstermiştir. Acaba Filistin gibi Irak, Suriye ve İran da benzer şekilde İsrail’in saldırısı altında olsaydı aynı tepki yine de gösterilir miydi? Gösterileceğini hiç sanmıyorum. Çünkü Müslümanlarımızın içinde bazıları milliyetçilikle, bazıları da mezhepçilikle malul. Hoş bu bazılar da hiç bitmez ya!

 

 

 

İşte, ağzını ‘Türk-İslam Sentezinin’ harmoni çeşmesine dayayanların hal-i pür melali ne yazık ki böyle. Bu sebeple, hep söylediğim gibi ‘devletin en çok da, düşman ilan ettiklerine karşı kullandığı bu Türk-İslamcı çevreden özür dilemesi gerek.’ Çünkü onları hem bedenen hem de ruhen teslim aldı…

 

 

 

Dibi düşmüş kardeşlik

 

 

 

Bu aralar, 3 alana 1 bedava kampanyası misali bir ‘kardeşlik’ lafıdır almış başını gidiyor. Bunun için, haksızlığa uğramış ve doğal olarak da bunun hesabını sorarak, hakkı olanı isteyenlere yönelmiş bir kardeş ‘Casper hayaleti’ ortada dolanıp duruyor desek yeridir. ‘Ermeni kardeşlerimiz, Alevi kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz, kardeşlerimiz de kardeşlerimiz …’ Malum insan olduğumuz için doğal olarak hayaletin her türlüsünden korkuyoruz.

 

 

 

Bir de, daha düne kadar sanki Kürtleri de kabul ediyormuş gibi şimdi durmadan her konuşmasında ‘Kürt ve Zaza kardeşlerimiz’ diyen üstün zekâ bir profesörümüz peyda oldu. Aklı sıra, Zaza kardeşlerini Kürtlerden ‘ayrı göstererek’ kardeşlerini çoğaltıp, mutlu bir aile tablosu oluşturacak ya, gerisini varın siz düşünün. İtiraf edeyim ki, şuan benim bile bu yazı içerisinde söz konusu bu ‘kardeş edebiyatını’ yazmaktan başım döndü ama onlar öğrenmek için hala tekrarlayıp duruyorlar. Bu nasıl bir kardeşlik hasretiymiş, bir türlü anlayamadım desem, tam yeridir.

 

 

 

Gelelim şair burada ne anlatmak istiyor bölümüne. O yüzden soruyorum size, bu ülkedeki diğer halk ve inanç mensuplarına olmadık zulmü reva görenlerin şimdi hangi vicdanla İsrail’i eleştirme hakkı vardır? Ya da Tanrı bunların duasını kabul eder mi? Görmüyor musunuz, İsrail üzerinden aleni şekilde bir Yahudi düşmanlığı pompalanıp duruyor. Üstelik de iktidarın, İsrail ile perde arkasında gerçekleştirildikleri her gün konuşulup dururken. Ama adam malını biliyor azizim. Ne de olsa bu ülkede one, two, three siyasetiyle kahramanlık yapmaya alışan ve de buna alkış tutan bir kitle var. Yarın çıkıp Filistin’e giderse de hiç şaşırmam. Ne de olsa İsrail müttefikini vurmaz, değil mi ama!

 

 

 

Bahsettiğim nedenlerden ötürü en az İsrail’e olduğu kadar bu sevimsiz Müslümanlara da öfkeliyim. Akit okumaktan mı, nedendir bilmiyorum ama kendileri gibi pek sevimsiz laflar edip duruyorlar.  Onlar ‘Yahudi’ İsrail dedikçe, benim gözlerimin önüne ‘Müslüman IŞİD’in yaptıkları geliyor. Öyle ki, ne zamandan beridir aklım, Magdalena’ya atılan taşın anlamı peşinde. Hani şu hepsinden daha dürüst ve onurlu olan kadın, hatırladınız mı?

 

 

 

Yalçın ÇAKMAK

Bu yazı toplam 2416 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER: Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim