• BIST 105.964
  • Altın 163,602
  • Dolar 3,9454
  • Euro 4,6655
  • Tunceli -3 °C
  • Elazığ 0 °C
  • Erzincan -3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Malatya 1 °C

Direnişini ve seni seviyoruz!

Erdoğan YALGIN

Allah’ın bir lütfu olarak gördükleri 15 Haziran’da sahneye konan mizansen darbe girişiminin, aslında AKP iktidarı için bir can simidi olduğu görüldü. Nitekim sözde darbenin, muhalif güçlerin topluca tasfiyesi için politik bir altyapı olduğu, OHAL’in getirilmesiyle anlaşıldı. Çünkü kendi politikalarını her alanda bloke eden, ciddi bir fren görevini üstlenen özgürlükçü Kürtlere, seküler sistemi savunan Alevilere, devrimci-demokratlara, akademisyen ve onların yaşam tarzına uymayan kamu görevlilerine karşı ceberut yüzünü gösterdiler. Eksik yürüyen demokrasiyi askıya alarak, bir dikta rejiminde olması gereken her ne varsa uygulamaya koydular. Hakikaten 15 Haziran’ın, bir darbe girişimi dahi olmadığı anlaşıldı. Buna karşın; 12 Eylül’ü aratacak asıl darbenin bizatihi kendileri tarafından dalga dalga uygulandığı, şimdilerde daha net bir biçimde anlaşılmaktadır.

Bölgede yürüttüğü savaş politikalarında ıskalayan AKP Hükümeti, bunun acısını içeride kendisine karşı sert muhalefet eden kesimlerden çıkarıyor. Her geçen gün biraz daha otoriterleşerek, zar-zor elde edilen demokrasi kazanımlarını yok edilip, yüz yılın başına dönülüyor. Dış basında; AKP kurucusu, eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın; M. Kemal’e, Hitler’e, Mussolini’ye, Franko’ya özenerek “tek adam“ olma yolunda hızla yürüdüğü vurgulanıyor. Şimdilerde; “Diktatör Erdoğan“ başlıkları artık açıkça atılabiliyor!

Yaşanan bu son süreçle, Erdoğan ve Milliyetçi Cephe Hükümeti (AKP, CHP, MHP); Kürtler hakkında kesin bir kanaate vardıklarını gösteriyorlar. İçeride ve dışarıda gelişen özgürlükçü Kürt muhalefetini topyekûn ortadan kaldırma, korku ile sindirme ve İslami söylemlerle yeniden dizayn edecekleri kendi rejimlerine (İslami Cumhuriyet, İslami Kemalizm) bağlama politikalarını devreye koymanın ilk sinyallerini vermişlerdir. Bu çerçevede, son bir buçuk yıldan beri Meclis bypass edilerek, tek adam cuntası hakim kılınmak isteniyor. Önce Diyarbakır belediye eşbaşkanları gözaltına alınıp tutuklandılar. Kürt illerindeki internet erişimini kestiler. HDP Eşbaşkanı Demirtaş, bu yapılan operasyonun hukuksal olmadığını ve dolayısıyla, belediye eşbaşkanlarının “rehin“ alındıklarını belirtti. Bu karşı dik duruş, anlaşılan bardağı taşıran son damla olmuştu!

Erdoğan’ı çok kızdırmışki; 4 Kasım gecesi Halkların Demokrasi Partisi’nin Ankara’daki genel merkezi polisler tarafından basıldı. Eş zamanlı operasyonla başta parti eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere birçok milletvekili, evlerine düzenlenen ani baskınla rehin alındılar. Aslında bu son gelişmeler, Cumhuriyet’in; Kürtlere biçtiği 93 yıllık bir kaderin son tezahüründen başka bir şey değildi. Kağıt üstünde yönetim şeklinin Cumhuriyet olması, hiç bir şeyi değiştirmiyor. Lakin bu Cumhuriyet; Kürtler için sadece sömürgeci bir yönetim erkine işaret ediyor! İşte legal siyasetin en genç temsilcilerinden birisi HDP Eşbaşkanı Demirtaş değil midir? Şu an rehin tutuluyor! Peki neden? 2015 Haziran seçimlerinde Erdoğan için “Seni başkan seçtirmeyeceğiz!“ dediği ve bu sözünün arkasında dimdik durduğu için mi? Bir Kürt olduğu ve Kürtlerin özgürlük mücadelelerini savunduğu için mi? Onurlu ve omurgalı bir siyaset tarzını Türkiye halklarının önüne koyduğu için mi? Meydanlarda, seçmenlerine verdiği sözün arkasında durduğu için mi? Bunca savaş çığırtkanlığı, son bir buçuk yılda mazlum insanlara dönük gerçekleştirilen planlı katliamlara rağmen, yinede barış ve demokrasiyi savunduğu için mi? Yanar-döner diğer köylü kurnazı, sarayın nöbetçi ulemaları, omurgasız parti kayyumlarına benzemediği için mi? Kerbelâ’daki Hüseyin gibi, Yezid’e boyun eğmediği, biat etmediği için mi? Evet biliyoruz ki, bu ve benzeri nedenlerin kökleri çok derinlere inmekte! Yalnızca Kürt siyasi hayatına değil, Türkiye’deki vicdanlı bütün mazlum halklara umut olan Demirtaş, zalimin karşısındaki dik duruşuyla takdire şayan oldu.

Seni seviyoruz direnen adam! Çünkü sen, umutsuzluğa kapılan mazlumların yüreklerine Kerbelâ’daki Hüseyin’den esirgenen Fırat’ın suyunu serptin! Seni seviyoruz dik duran adam! Çünkü sen, Yezid’in karşısında eğilmeyen Kerbelâ’daki Hüseyin’i bizlere hatırlattın! Seni seviyoruz dik duran adam!  “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!“ diyen Seyyid Rıza’nın şiarıyla yürüyorsun. Seni seviyoruz dik duran adam! 93 yıldır kendi kanunlarını demokles‘in kılıcı gibi Kürdün, Alevinin devrimci-demokratların (-mazlumların) boynunda sallayan son ceberut kralın, çıplak olduğunu haykırarak hatırlattın. Seni seviyoruz dik duran adam! Çünkü sen, uzun sözü kısalttın ve tarihe altın harflerle yazılan bir not düştün!

Ve hukuk kavramını kendilerine kalkan edenlere dedin ki; “İddia olunan suçlara ilişkin sorulacak sorulara cevap vermek istemiyorum. Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil, bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. (…) Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosuna figüran olmayı kabul etmiyorum.  (…) Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım ve seçmenlerim siyaseten sorgulayabilir.” Seni seviyoruz dik duran adam!

 

Bu yazı toplam 1494 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim