• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Tunceli 5 °C
  • Elazığ 11 °C
  • Erzincan 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 10 °C
  • Malatya 4 °C

Baldıran zehiri içme vakti, devletlüler...

Av. Cihan SÖYLEMEZ

Batıda bir cenazede “şehitler ölmez"

Doğuda bir cenazede “şehid namirin"  deniliyor,

Öfkeli yüksek seslerle… Öyle ki boyun damarları kabarıyor, patlayacak gibi oluyor insanların,

Oysaki ölen “insani değerler” …

Her büyük savaş öncesi,  toplumlarda görülmeye başlanılan cinnet hali her gün basın/yayın organlarından tezahür etmeye başladı,

Türkiye toplumu, yukarıdan aşağıya büyük bir “savaş deliliğine" sürükleniyor,

Hani nerede, o güzel hoş sözler?

Bizzat ülkenin seçilmiş Reis-i Cumhuru demiyor muydu,  Kürt Sorunun çözümü için “Gerekirse baldıran zehri içerim" diye,

Yoksa bu sözler başka bir ülke de mi sarf edildi? Yoksa bu söz Hindistan-Pakistan arasında bitmek bilmeyen Keşmir Sorunu için mi söylendi?

Suruç patlamasının ve yurttaşlarımızın "istihbarat zaafiyeti/ihmalkarlığı" nedeniyle hayatını kaybettiği olay sonrası,  neden Hükümet ve Saray’dan sadece kuru baş sağlığı mesajları yayınlandı?

Mısır’da hayatını kaybeden Rabia için “duygulu konuşmalar” yapan, “gözyaşları sel olup akanlar” neden kendi yurttaşlarının hunharca katli sonrası aynı duygusal tepkiyi ortaya koyamadılar?

Hükümet ve Saray’dan Suruç’ta hayatını kaybeden yurttaşların ailelerine taziyeye gidildi mi? Telefonla da olsa, hangi acılı aile aranıp, soruldu?

Madem ülke topraklarında onlarca, yüzlerce İŞİD faaliyetçisi vardı, neden savcılık soruşturmaları onlarca can kaybından sonra başladı?

İşid mevziileri,  neden sivil yurttaşların ölümü sonrası değil de,  sınırda İşid tarafından bir askerimizin katli sonrası bombalandı?

Devletin bu refleksleri “sivil ve asker arasında bir ayrım mı yapılıyor?“ sorusunu akla getirmiyor mu?

Suruç saldırısını gölge de bırakan, Kandil harekatına bakın hele….Barış dili yerini, kin-öfke ve kibre bırakmış durumda değil mi?

Medeni bir devlet, "kin ve intikam" dili kullanabilir mi?

Hani nerede "Mevlana, Yunus Emre" felsefesi?

Her sene Şeb-ı Aruz törenlerinde söylenen "o hoş görü mesajları" nerede?

Al yıldızlı tabutlar ve sarı-kırmızı-yeşil tabutlarla taşınan insanların suçu ne?

Ey bu ülkenin "egosuna yenik düşmüş yöneticileri”, sizler Şeyh Edebali’nin sözlerini oyun olsun diye mi,  yılda iki üç defa tekrar ediyorsunuz?

Öfke, Kin, İntikam duygularının olmayacağı ve olmaması gereken tek yer devlet değil midir? Devleti yönetenlerin kendilerini bu duygulardan arındırması gerekmez mi?

"Dişe diş, kana kan" yöntemini ancak ortaçağ devletleri savunabilir, 21.yüzyılda ki bir devlete bu tarz söylemler ne kadar uygun düşer?

Hele ki müzakere sürecinden bahsedildiği bir dönemde…

Peki, kiminle müzakere yapılıyordu?

Peru’da ki Aydınlık Yol’la mı, yoksa PKK ile mi?

Seçimlerden önce İmralı’ya gidiliyor, Kandil’e gidiliyordu,

Giden kimdi, peki? Hükümetin ve Sarayın bilgisi dahilinde HDP’li siyasetçiler değil miydi?

Yine seçimlerden önce "müzakere sürecinin yasal statüye kavuşması için" 6 maddelik bir kanun, Patagonya Meclisinden mi geçti acaba?

Bu yasayı bizzat Reis-i Cumhur onaylamadı mı?

Dolmabahçe’de 80 milyona verilen mesaj neydi, peki?

Abdullah Öcalan’ın müzakere süreci için yayınladığı deklarasyon, hükümet yetkilileri ile devlete ait resmi bir çatı altında paylaşılmadı mı?

Yoksa herkes hap mı (antibiyotik olabilir) atmıştı da, zihinleri ele mi geçirilmişti?

Telekinezi mi yapılmıştı, uzaylılar hükümetimizin beynini geçici bir süreliğine ele mi geçirmişti?

Bir politik-kurgu filmi mi sahnelenmişti?

Baylar, bayanlar, ilgili devletlüler,

Eskiden "Kürt yok, Kürtçe yok, Kürdistan yok” diye devlet ile örgüt çatışıyordu,

Şimdi ise "İŞİD"  yüzünden…

İŞİD, olmasaydı

Suriye İç Savaşı olmasaydı,

Bugün, Türkiye "barış ve refahı" iliklerine kadar yaşar ve hisseder olurdu…

“Şam’da Emevi Camiinde namaz hayalleri” olmasaydı (halbuki orda bir namaz kılmak, THY’den bir bilet almakla eda olunurdu), bugün bu ülkenin camiilerinden ve cemevlerinden cenazeler kalkmazdı.

Bugün Devlet ile PKK arasında vuku bulan çatışmanın ana sebebi sanılanın aksine "başkanlık sistemi" değil, "İŞİD1tir.

Rakka ve Musul’da ki barbarlar sürüsü, Türkiye’nin bu haline gülüyor ve ellerini ovuşturmuyor mudur?

Türkiye’de yeni bir çatışma ortamından ve kardeş kanından faydalanacak yegane illet İŞİD’tir.

Bugün İŞİD, izlediği “ince strateji terör taktikleri” ile müzakere masasında olan tarafları tekrardan kanlı-bıçaklı hale getirmeye çalışmaktadır.

Ey devekuşu misali başlarını kumun altına gömenler, Allah esirgesin ama egolarınız yüzünden "Türkiye’yi PKK değil, sanılanın aksine İŞİD bölecek" haberiniz olsun,

Hem de Cami, cami,

Cemevi, cemevi

Mahalle mahalle,

Sokak, sokak…

Bu bakımdan, Hükümet ve PKK’nin İŞİD saldırıları nedeni ile "şiddet dilini" kullanması en fazla İŞİD’in işine yarar.

Evet, hatalar var,

Hataların neden olduğu acılar var,

Kayıplar var,  ama hala hedeflenen bir Barış var,

Bu ülkenin "sözde değil,  özde bir Şeb-i Aruz’a ihtiyacı var",

Bunun içinde işte o sözün tam sırası ey efkar-ı umumiye, erkan-ı hükümet, Bab-ı Ali ve cümle muhalefet, Barış için;

Baldıran Zehri İçme Vakti…

Bu yazı toplam 1045 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim