• BIST 106.239
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Tunceli 6 °C
  • Elazığ 10 °C
  • Erzincan 5 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 12 °C
  • Malatya 8 °C

Ahtapot darbeleri

Erdoğan YALGIN

Qamişlo ahtapotu

MÖ. 2700‘lerde Uruk’lu Gılgamış; Tanrısı Utu’ya (Şamaş/Güneş!); “Şehirimde ölür insan, yüreğim daralır. İnsan yok olur, yüreğim ağırlaşır…! En uzun boylu insan bile göklere erişmez…!“ diyes eslenmişti. Savunmasız çocukların dahi katledildiği  o şehir, 27 Temmuz günü Qamişlo kentiydi. İŞİD ahtapotu tarafından bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucunda Qamişlo’da en az 50'den fazla insan katledildi, 200‘e yakın yaralı var.Qamişlo halkına yaşatılan bu katliam ilk değildi! 12 Mart 2004 tarihinde futbol maçı sırasında Esad’ın Baas rejiminin askerleri ve destekçileri bazı Araplar tarafından 52 Kürt hunharca katledilmişti. Rojava Kürtlerinin gönlündeki başkenti sayılan ve günümüzde Haseke iline bağlı bajara  Qamişlo; 1926 yılında sözde demiryolu çalışmaları kapsamında Nusaybin’den ayrılmıştı. Bu zoraki ayrılıkla birlikte evler,akrabalar da ayrılmış ve o günden beri sadece bayramlarda tel örgüler arkasında görüşmeler, bayramlaşmalar yapılabilmişti. Aslında bu durum müslümanın, müslümana reva gördüğü bir zulümdü! Patlatılan bu bomba, uzun bir aradan sonra Qamişlo’da gerçekleştirilen, deyim yerindeyse bir ahtapot darbesiydi. Bu darbe, savunmasız Qamişlo halkına yapılmıştır. İŞİD gibi bir ahtapot halen ortadayken, maalesef Kürt şehirleri iyi korunmamakta ve güvenlik açığı henüz kapatılmamaktadır. Çok yazık!

Devleti saran ahtapot

Bir diğer ahtapotun gerçekleştirdiği darbe; 15 Temmuz akşamı, Türkiye geneline yayılmadan İstanbul ve Ankara’da açığa çıkarılmıştı. Bu askeri darbe girişimi, ağır kayıplarla da olsa kontrol altına alınmıştı! Elbette darbeler kınanmalı ve demokrasinin kökleşerek yaşatılması, tüm toplumsal katmanların birinci görevi olmalıdır. Bununla beraber darbelere zemin hazırlayan devletin siyasi yapılanması ve sorumluluğu, burada göz ardı edilmemelidir.  Görülüyor ki; ortaya çıkarılan süreçle ilgili bütün parametreler, bu vahim durumu çok net bir şekilde ortaya koyan veriler içermektedir.

Bilinen resmi tarihiyle 1970’den beri devletin bütün kurumlarında kök salmış bir ahtapotun 46 yıl sonra açığa çıkarılması ve gerekenin yapılması elbette sevindiricidir. AKP hükümeti dönemine kadar (2002) geçen bu sürede, Türkiye’de bir çok parti hükümetleri ve 13 başbakan görev almış. Bu ahtapotun büyümesine, başta Demirel olmak üzere Ecevit, Özal, Erbakan, Çiller, Yılmaz ve ara hükümetleri başbakanları kesintisiz katkı sunmuşlar. Zamanın Başbakanlarından ne istemişlerse, onu fazlasıyla aldıkları artık anlaşılmıştır. AKP hükümetleri de dahil, vatandaştan toplanan vergilerle söz konusu bu ahtapotun büyüyüp serpilmesine kesintisiz destek verilmesi, sanki bir devlet politikası haline gelmiştir. Öylesine sistematik bir çalışma yürütmüşler ki; devletin silahlı kolluk güçlerinin bir kısmı, adeta bu ahtapotun insafına bırakılmıştır. Kendilerine ait bu kolluk güçleri, istedikleri zaman ve mekanda, zalimane provokatif eylemlerde bulunmuşlardır. Devletin hukuk sistemini çökerterek ele geçirmiş ve istediği toplum katmanlarından bireylerin özgürlünü törpülemişlerdir! Eğitim kurumlarına sızmış topal da yürüse (!), laik-çağdaş eğitim sistemini, Ortaçağ Arap toplumundakine benzetmeye girişmişlerdir. Devlet içinde bir devlet kadrolaşmasına gidilmiş ve son aşamada, gerçekten de devleti ele geçirmek için atağa kalktıkları artık anlaşılmıştır. Son darbe girişimiyle birlikte ortaya çıkarılan malvarlıkları, dudak uçuklatan cinstendir! Özellikle medya-yayın ayağı, Fetulahçı cemaatin ne denli büyüdüğünü ve devlet içinde kökleştiğini göstermektedir.  Zira cemaat, bütün işlerini bu medya ayağı üzerinden hayata geçirmiş ve her alanda büyümesini sağlamıştır.

Ahtapotun Aleviler içindeki kolları!

Bütün bunlar bir yana, ahtapotun; Aleviler arasındaki faaliyet alanlarının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Zira elindeki medyayı ve para gücünü kullanarak Aleviler içine sızmış, dernek çalışmaları adı altında Aleviler içinde kendisine yönetici kadrolar ayartmıştır. Başta İzzettin Doğan olmak üzere bir çok tanınmış şahsiyetle açıktan yada gizli ortak projeler yürütmüştür. Antik değerlere haiz Alevi inancının içini boşaltarak, Aleviler arasındaki yarılmaların hızlandırılmasına dönük sinsice planlar yapmıştır. Gelinen son kertede; devleti bir ahtapot gibi saran, sözde şer’i hükümlerle hareket eden bu paralel yapının ortadan kaldırılmasına başlanılması, Aleviler için önemlidir!

 

Bu yazı toplam 642 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.428) 212 10 48 | Faks : (0.428) 212 36 39 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ercan Topaç - 0530 878 47 41 MUHABİRLER Kadir Merkit- 0535 941 63 95 Serhat Ozan Yıldırım- 0534 400 64 66 | Haber Scripti: CM Bilişim