• BIST 115.794
  • Altın 396,998
  • Dolar 6,8591
  • Euro 7,7490
  • Tunceli 31 °C
  • Elazığ 32 °C
  • Erzincan 27 °C
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 26 °C
  • İzmir 31 °C
  • Malatya 32 °C

Vali Taşkesen’den festival mesajı

Vali Taşkesen’den festival mesajı
Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, 10. Munzur Kültür ve Doğa Festivali nedeniyle bir mesaj yayımladı.

Vali Taşkesen mesajında şunları kaydetti: “Değerli Tuncelililer, Kıymetli Misafirler, Munzur’un “huzur”unda bu nadide doğa ortasında buluşmanın mutluluğunu, festivalimizi, varlıkları ve coşkularıyla onurlandıran Tuncelililerle, yurdun ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimizle paylaşıyor, katılımlarınızla yöremizi şenlendirdiğiniz için şükranlarımı sunuyorum.

Tüm dünyanın barış, kardeşlik ve sevgide birleşmesini ifade eden festivaller, soylu Anadolumuzda bambaşka ve özel bir anlam kazanmaktadır. Tarih boyunca ve bugün, sayısız medeniyetin beşiği olmuş, birbirinden farklı pek çok dil, kültür ve inancı sevgi hamurunda yoğurmuş bu topraklar, sanki bağrında “bitmeyen bir festivali” yaşatıyor gibidir.

Bu festivaller Tunceli’yi evlatlarıyla bir düğün coşkusu içinde buluşturan nadide fırsatlar olması sebebiyle ayrı bir değer taşımaktadır.

Böyle etkinlikleri sadece güzel vakit geçirmenin ötesinde, “BİZ” olarak kalabilmenin, varlığımızı koruyabilmenin yollarından biridir.

Bu etkinlikler; gurbet ile sılayı birleştirmek, tanışmak, kaynaşmak, kardeşlik ve sevgi bağlarını güçlendirmek, gelenek-görenekleri yaşatmak; ayrıca Türkiye’nin sadece Antalya sahilleri ve Boğaziçi’den ibaret olmadığını haykırmak için önemli fırsatlardır.

Böyle şenlikler, zannedildiği gibi, sadece eğlence, gezinti değildir. Bu şenliklerin bir özelliği de geçmiş ile bağımızı sürdürmesidir. “Geleneği, gelecek yapmak” pek çok sahada hatırlamamız gereken bir husus; işte bu şenlikler de geleneğin gelecek olmasını sağlayan yollardan biridir.

Birlik ve beraberliğimizin korunmasında, sosyal sorumluluk projelerinin hayata geçirilmesinde bu tür organizasyonların önemi büyüktür. Başka her şeyin bu değerin yaşatılmasında bir araç olduğunu, tüm farklılığımıza karşın insanlık paydasında birleşme zaruretini unutmamalıyız.

Çünkü yaş, cinsiyet, din, dil, mezhep, meslek fark etmeksizin insana ve insanla ilişkili her değeri tartışmasız koruyup, kollamakla yükümlüyüz. Sonradan öğrenilmiş hiçbir ayrımın bütünlüğümüzü zedelemesine izin veremeyiz.

Bu ülkenin her bir ferdi, hiçbir ön şart kabul aranmaksızın aynı haklara sahiptir.

Bizi biz yapan en temel özelliğimiz farklılıkları aynı coğrafyada buluşturabilme refleksimiz olmuştur.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen bir Anadolu Ereninin mirası, dün olduğu kadar bugün de yaşayacak ve yarınlarda yaşatılacaktır.

Burada; “Munzur’un huzurunda paylaştıkça azaldıklarını görerek acılarımızı da dertlerimizi de paylaşacağız samimiyetle…

Binlerce farklı çiçek türünü bağrında barındıran Munzur’dan dersler çıkaracağız ibretle...

Munzur’un huzurunda huzur teneffüs edeceğiz hikmetle…

Bunları yapmak demek içinde yaşadığımız siyasal, sosyal, ekonomik sorunları ve geçmiş acıları unutmak demek değildir. Çünkü o sorunların olmadığı ya da yok sayıldığı bir hayal dünyası kimseye mutluluk getirmez. Çünkü o sorunları unutmak, o sorunlardan mağdur olanları unutmak demektir.

Ülkemizde ve özellikle yöremizde yıllarımızı esir alan şiddete karşı, barış ve kardeşliği esas alan;

Özgürlüğün, güvenliğin ön şartı olduğunu unutmayan,

Şiddetin hiçbir hizmet eksikliği ya da kusurunun bahanesi olmaması gerektiğini kavramış, ait olduğumuz ve ait kalmak istediğimiz çağdaş dünyayı tanımlayan evrensel insan hakları kriterlerini özümsemiş;

 

Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin geçmişine takılmadan, ama aynı zamanda da unutmadan, kurmayı hedef alan bir anlayışla hareket etmeliyiz.

 

Elbette ki “geçmişe takılmak” yanlıştır; hele hele geçmişin acılarından kin ve düşmanlık devşirmek bu toprakların ruhuna ihanet sayılmalıdır.

Öte yandan Anadolu’nun nasıl bir kültürler yumağı olduğunu kavrayamayan, “farklılık” denilen her şeyin ithal değil bu ülkenin özbeöz birer parçası olduğu hakikatinden habersiz yaklaşımların bu ülkeye ve insanlarımıza nasıl katlanılmaz bedeller ödettiğini unutmayacağız. 

Şiddete karşı insan haklarından taviz vermeksizin, bizi birbirimizden uzaklaştıran, birbirimizden korkutan, ayıran, koparan bütün olumsuz duygulara, geçmişin fitnelerinin bütün olumlu adımları engellemesine karşı insanlık hattında tutunmaya devam etmeliyiz.

Diğer yandan bizim ihtiyaç duyduğumuz şey, sadece “hoşgörü” değildir; hoşgörü ne kadar yüksek bir erdem olsa da aslında bize sadece asayiş verir. Birbirimize katlanmaya değil birbirimizi sevmeye ihtiyacımız var. “Sevebilme cesareti” ile birbirimize bakabilmeye ihtiyacımız var. Bu ülkenin özünde yatan sevgiyle bağlarımızı yeniden kurmalıyız. “Farklılıklara hoşgörü” yeterli olmaz; çünkü birbirimizi farklı görmeye devam ettikçe, bu topraklardaki ortak kökümüzü görmezden geldikçe “birlik, beraberlik” bir Anadolu hakikati değil,  hamaset klişesi olarak kalacaktır.

 

Bakınız Yunus Emre Molla Kasım gibi ırmağın kenarına oturup şiirlerini yırtacak kadar dar gönüllülerin geleceğini bile bile çağlar ötesinden tıpkı Munzur gibi nasıl çağıldamış:

 

 “Ben gelmedim dava için

 

benim işim sevgi için

 

dostun evi gönüllerdir

 

gönüller yapmaya geldim.”

 

Bir an durup Munzur’a bakalım, onun da ardında Anadolu’ya bakalım ve üstünde oturduğumuz manevi hazineleri fark edelim. Yüzümüzü patlamış öfkelerden, nihayetsiz kederlerden bu hayat yeşiline çevirelim; kulağımızı bu şirin suyun şırıl şırıl nağmelerine kabartalım ki bahsettiğimiz o Anadolu hakikatiyle kucaklaşalım.

 

Bakınız, gözleri karanlık ama gönlü güneş gibi aydınlık bir Anadolu bilgesi Aşık Veysel, yıllar ötesinden ne güzel seslenmiş:

 

 

 

Kürt’ü, Türkü ve Çerkez’i,

 

Hep Ademin oğlu kızı

 

Beraberce şehit gazi

 

Yanlış var mı ve neresi?

 

 

 

Kuran’a bak İncile bak,

 

Dört kitabın dördü de hak,

 

Hakir görüp ırk ayırmak

 

Hakikatte yüz karası

 

Aşık Veysel, Yunus Emre gibi Gönül Erlerinin günümüzün körleşmiş gönüllerine ışık olması dileğiyle, 10 uncusu yapılan Munzur Doğa ve Kültür Festivalinin Tunceli’ye hareket, bereket ve mutluluk getirmesini; Ülkemizin birlik ve beraberliğine de katkı sağlamasını temenni ediyorum.”

Bu haber toplam 2096 defa okunmuştur
  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim