1 1
  • BIST 106.588
  • Altın 269,193
  • Dolar 5,7159
  • Euro 6,3130
  • Tunceli 8 °C
  • Elazığ 7 °C
  • Erzincan 3 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • Malatya 3 °C

Tarihçi-Yazar Ali Kaya’dan “Ehli Hak’k” dizisi

Tarihçi-Yazar Ali Kaya’dan “Ehli Hak’k” dizisi
“Yar”: “Dost”, “sevgili” ve “San”: “Sultan”, “-yolundan giderek- benzeyenler/benzemeye çalışanlar” (izleyenler) kelimelerinden türetilmiş “Yaresan”ın kelime anlamı: “Dostların/yâr’in yolunda yürüyenler”dir.

III. BÖLÜM: EHL-İ HAK MEZHEBİNİN KOLLARI

III. 1.  Yaresanlar

Yaresn’lar, Ehl-i Hak’lar’ın ana topluluğunu oluştururlar. Başka bir deyişle, İran’ın Kirmanşah bölgesi ile Güney Sanandaj, Batı Hemedan, Kuzeybatı Luristan ve Kuzey İlam bölgelerinde yaşayan Ehl-i Hak’lar kendilerini Yaresan’lar olarak adlandırmaktadırlar. Ehl-i Hak inancı için sayılan özelliklerin hemen hemen tamamı Yaresan’lar için de geçerlidir.

Yaresan inancının kurucusu Sultan İshak’tır (Sultan Sohak ). Sultan İshak’a göre: Tanrı yedi kez ard arda insanda tecelli etmiştir. Allah önce evrenin yaratıcısı olarak, sonra Hz. Ali, daha sonrada Sultan İshak, en sonunda da ATEŞ BEG olarak tecelli etmiştir.

14. yüzyılın sonlarına doğru "Sultan Sohak" tarafından kurulan Yâresânî inancı, tenasüh (ruhun insandan insana göçmesi, reenkarnasyon) ve hülul (ruhun insan bedenine girerek ortaya çıkması) anlayışlarını içeren bir "gnostik-yezdânî” bir Alevî  tarikatıdır.

Ehl-i Hak olarak anılan Yarasan’ların özel ayinleri de vardır. Bu ayinlerin en önemlisi, kendine has bazı özellikleri olan Cemlerdir. Cemde saz çalmak, zikir ve ateş üzerinde yürümek gibi törenlerde yapılır.

Yaresan’lar en çok İran'ın Kirmaşah, Güney Sanandaj, Batı Hemedan, Kuzeybatı Luristan ve Kuzey İlam bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bunun dışında ise, İran’ın başka yörelerinde de dağınık Ehl-i Hak toplulukları olarak bulunmaktadırlar. Kuzey Irak’taki Ehl-i Hak topluluklar içinde kendilerini Yaresan olarak adlandıranlar azdır. Bu yöreldeki  Ehl-i Hak toplulukları, kendilerini daha çok "Kakaî" adıyla adlandırmaktadırlar.

Yaresan’lar, başta Gurani (Gorani) ve Kelhuriler olmak üzere, Kürt, Fars, Luri, Azeri,Deylemi, Zaza ve Türkmen  etnisitesine mensupturlar.

III. 2. Kakailer

“Kakai”, Kürtçenin Gorani lehçesindeki “kak/keke”: “kardeş” kelimesinden türemiştir ve  “kardeşliği savunan”, “kardeşlik taraftarı” anlamındadır. “Kakailik”, “kardeşlik inancı” demektir.

Yaresanilik ile Kakailik, inanç olarak örtüşen inançlardır. Kakailik, kardeşlik, temizlik, dürüstlük, iyilik, affedicilik temelleri üzerinde şekillenmiştir. Bu özelilikler, bütün Alevi inanç topluluklarında da var olan özelliklerdir.

Kakailik’in kurucusu Sultan İshak’tır. Kutsal kitabı, Serencam’dır. Bunun anlamı başlangıçtır. Serencam Havreman dilinde yazılmıştır. Beyaz Kitap olarak Türkçesi de vardır. Arapçaya da çevrilmiştir. Türkmenler de bu kitaba inanır.

Kakailer de ruhun yeniden zuhur edişine inanırlar. Bu konuda Prof. Dr. Ömer Uluçay şunları söylemektedir: “Kakailer de diğer gulat (aşırı, köktenci) tarikatlar gibi Allah’ın kendisinin ya da ruhunun yedi ayrı biçimde insanlara geçtiğine ve insan biçiminde göründüğüne inanmaktalar. Onlara göre melekler Allah’ın insan biçimine girişini dört ya da beş kez görmüşlerdir. İlah önce bir cevher içindeydi sonra ilk kez olarak dört melekle birlikte havandekâr/yaratıcı, Âdemi yaratan kişiliği ile göründü.

“Meleklerin adları Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail idi. Allah’ın ruhu ikinci kez Ali bin Ebu Talib’e, Cebraillin ruhu Salman-ı Farsi’ye, Mikail’in ruhu Ali’nin atının hizmetçisi Kamber’e, İsrafil’in ruhu Muhammedi Abdullah’a ve Azrail’in ruhu ise Nuseyre geçmiştir. Ayrıca Fatma, Hasan ve Hüseyin de tanrısal ruhlar taşıyorlardı. Ama hangi tanrısal ruhları taşıdıkları konusunda kaynaklarda herhangi bir bilgi verilmemektedir.

“Iraktaki Kakailer diğer bölgelerdekilerindin farklı olarak Ali için ilah demezler, ancak onu aşırı bir şekilde tazim ederler. Allah’ın ruhu Ali’den ve Baba Haşin’den sonra, Sultan İshak’a, sonra Şah Kırmızı’ya,  sonra Mehmet Beg ve en son olarak da Ateş Beg’e geçmiştir.”( Uluçay, 2010: 141, 142)

Kakaililerin en çok olduğu ülke İran’dır. Kirmanşah vilayeti merkezleridir. Kakailerin kabesi diyebileceğimiz yer İran’da Kirmanşah vilayetindedir. Buraya Nosud ismi verilir. Halepçe’ye yakın bir köydür, dini bir yerdir. Kakailik Irak‘a, sufiler aracılığıyla İran’dan köylere getirilmiştir. 970 yıl olmuştur. (Cemşir, 2011) Kakailer, Irak Kürdistan’ında özellikle Süleymaniye ve Kerkük bölgesinde yaşamaktadırlar. (Gülçiçek, 2004: 109)

Serencam’da oruç 3 gün olarak bildirilmektedir. Kakaiyye toplantıları kurbansız geçmez, kurban Allah rızası için kesilir

Kakailerde kesin ölüm yoktur, ölenin ruhu bir başka bedende yaşayacaktır, bu nedenle genç ölümlerde bile ağlanmaz. Ölen, tambur çalınarak uğurlanır. Eşlerin boşanması hazmedilmez, tek eşlilik esastır. Erkeklerde sünnet vardır. Sakal bıyık kesilmez. Güneş, ay ve ateş kutsaldır.

Kakailerin dini törenleri ve özel ibadetleri kendilerine has ve özeldir. Bu topluluğa mensup olmayanların bu törenleri izlemesi yasaktır. (Uluçay, 2010: 144)

Kakailer, her yıl İran Irak sınırındaki Pirdiwar dergâhını ziyarete giderek ibadet yaparlar. Bu dergâh Sultan İshak’ın yaşadığı yer olarak adlandırılır. Sultan İshak’ın 300 yıl yaşadığına inanılır. Bu ziyaret ve ibadet bir nevi hac sayılır. (Kakayi,  2013).

III. 3. Ali İlahi’ler

Hz. Ali’ye duydukları sevgi ve bağlılığın ilâhi düzeyde olduğu; Hz. Ali’yi kutsama ve yüceleştirmeyi tanrısallaştırma (ilahlaştırma) boyutuna çıkardıkları için “Ali İlâhiler” veya “Ali Allahiler” özel adını alan Ehl-i Hak topluluğudur.

Nurali Elahi’ye göre, Ehl-i Hak, Ali İlâhi’den farklı bir şeydir. Ali İlâhi mezhebi, Hz. Ali döneminde Abdullah bin Sabbah tarafından kurulmuştur. Ehl-i Hak mezhebi ise, Hz. Ali’den hemen hemen 509 yıl sonra 1270’te Berzence’de doğan ve Ali’nin ilâhi nurunu taşıyan Sultan İshak tarafından kurulmuştur. İkisi arasında ortak nokta, Hz. Ali’nin hakikat sırrına ermesi, Hakk’ın Hz. Ali’de tecelli (zuhur) etmesidir (görünmesidir). Ehl-i Haklar’a göre bu görünme sadece tinsel, Ali İlâhilere göre ise hem tinsel, hem de bedensel boyutuyla olmuştur. Hz. Ali, Hak ve hakikatın kendisidir. (Gülçiçek, 2004: 110)

Dr. Golmorad Moradi ise, “Ehl-i Hak’ın Kutsal Kitabı; Zebur-e Hakikat” adlı makalesinde, Nurali Elahi’nin bu savlarının doğru olmadığını, Ehl-i Hak ile Ali İlahi’nin aynı olduğunu ve aynı kutsal kitaplara sahip olduklarını belirtmektedir. Golmorad’iye göre, “Protestanların Hıristiyan olmadığı iddiası ne kadar yanlışsa, Nur Ali İlahi’nin iddiası da o kadar yanlıştır. Ve yazılarında Şah Hoşin’den şu alıntıyı yapıyor: ‘Fakıh! Ma (biz) Tanrı değiliz, ama biz Tanrıylayız’ (Burhan El Hak, s. 649). Orjinal metinde ise tam tersini okuyoruz: ‘Fakıh, biz seni yarattık ve senin günahını gördük. Ama biz merhametliyiz ve seni bağışladık.’ Ve devamla ‘Biz sana rehberlere giden doğru yolu gösterdik. Biz başlangıçta Tanrıydık ve sonsuza kadar Tanrı kalacağı’ diyor (Burhan El Hak, s. 1841-1842)” (Moradi, 1996’dan aktaran: Gülçiçek, 2004: 110)

III. 4. Tayfasan’lar

Ehl-i Haklar; Tayfesanlık, Yaresanilik, Kakailik, Ali İlahilik ve Kalenderilik gibi adlarla anılmaktadırlar. Tayefasanlikte de Ehl-i Beyt sevgisinin özel bir önem kazandığı görülmektedir. Ehl-i Hak inancının bölgeler, zamana ve koşullara göre farklı yorumlarını içeren kollarından biridir. Bu farklı yorumlar, coğrafi, etnik, sosyo-ekonomik farklılıklardan olduğu gibi, bu inanç grupları üzerindeki siyasi ve dini baskılardan, iletişim kopukluklarından ve yazılı kaynakların yetersizliğinden de kaynaklanmıştır.

Yaresanilik, Kakailik, Ali İlahilik, Tayfesanlık ve Kalenderilik, Ehl-i Hak inancının bölgeler, zamana ve koşullara göre farklı yorumlarını içeren kollarıdır. Bu farklı yorumlar, coğrafi, etnik, sosyo-ekonomik farklılıklardan olduğu gibi, bu inanç grupları üzerindeki siyasi ve dini baskılardan, iletişim kopukluklarından ve yazılı kaynakların yetersizliğinden de kaynaklanmıştır.

IV. BÖLÜM:  ANADOLU ve DERSİM ALEVİLİK’İ

IV. 1. Alevilik inancının felsefi özellikleri

Alevilik, en genel tanımıyla bir dinsel ve İslam içi bir inanç sistemidir. Ama aynı zamanda, her dinsel inanç gibi, bir kültürdür. Aleviliğin kurucuları ve yol göstericileri, onu, “Dini İslam [İslam dininden/İslam kökenli], kitabı Kuran, Allah’a kul, Hz. Muhammed’e bağlı, Hz. Ali’ye talip, Hz. Hüseyin’in yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ‘eline, diline, beline sahip’ olmayı ilke edinen, iyi düşünce, iyi söz ve iyi davranışta kendini bulan inançtır” diye tanımlarlar.

 Alevilik, “Tanrı korkusu” yerine “Tanrı sevgisi”ni benimseyen, “Zâhir’i bâtın’la, bâtın’ı zâhir’le birleştiren”, “Şeriat kapısını aşıp, marifet yoluyla hakikat dünyasına ulaşan”, Kuran’ın şekline değil, özüne inen, akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoludur.

Alevi İslam anlayışı, İslamiyet’i, Kuran’a ve Hz. Muhammed’in buyruklarına göre evrensel boyutları ile yorumlayarak, Tanrının yeryüzünde ve insanda tecelli ettiğine (göründüğüne/zuhur ettiğine) inanır. “Vahdet-i vücut (varlığın birliği)”, Alevi Allah inancının temelini oluşturur. Alevi İslâm inancına göre, Tanrı insanın içindedir, insana secde etmek, Tanrıya secde etmekle eş anlamdadır.

IV. 2. Anadolu Alevi İslam anlayışı ve Dersim Aleviliği

Anadolu Alevi İslam anlayışı, yüzyıllar boyunca, Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Sarı Saltık gibi “Anadolu Erenleri”nin düşünce ve pratiği ile şekillenip gelişmiştir.

Anadolu Aleviliğinin Tunceli kolu ise, bu filozof veliler zincirine Dersim yöresinden eklenen Düzgün Baba, Derviş Cemal, Derviş Beyaz, Mahmut Hayrani, Baba Mansur, Hacı Kureyş, Ağu İcen’lerin düşünce ve eylemlerinin katkılarını taşır. Kök bir’dir, yorumlarda, zaman ve mekân farklılığından kaynaklanan zenginlikler vardır.

Alevilik, İslam’ın özüdür; manasıdır. Onun içindeki insani, akli, ahlaki öz’dür. Alevilik İslam içerisinde doğmuştur. İslam dinini, Kuran yorumu ile kabul eder. Alevilik, Kuran’ın gerçek manasına vakıftır ve tüm mevcudatın Hakk’ın kendi öz varlığından ibaret olduğuna inanır ve bilir. Alevilik, Hz. Muhammed ve Ehlibeyt’e, başta Hz- Ali olmak üzere peygamber soyundan gelenlere büyük bir saygı ve muhabbetle bağlılıktır. Alevilik, Ehlibeyt’in yoludur. Kur’an ve İslâm-ı, Hz. Ali’nin anlattığı gibi anlamaktır. Alevilik, Muhammed’le Hz. Ali’yi birbirinden ayırmamaktır.  Aleviler Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Resul olduğuna ve Hz. Ali’nin Velayet makamına sahip olduğuna inanır.

Bu nedenlerden dolayı İslam’ın içindedir. “Alevi”,  Hz. Ali ailesinin adıdır. Hz. Ali’ye bağlı olan, o’nu seven, Hz. Ali’nin yolundan giden, Hz. Ali’nin taraftarı olan insanlara Alevi denilir.  Alevilik, insanın iç âlemine ilişkin düşünsel ve ruhsal yanıyla, bir iç dünya olayıdır; hem ruhsal hem fiziki boyutta hissederek yaşamaktır. “Alevi”, kendisini her anlamda yetiştirmiş, kâmil insan demektir. Alevilik, dış yüzünden halka ve iç yüzünden Hakk’a bakan bir inançtır. Alevilik,  İslâm inancını, özünde beslediği amaçlar doğrultusunda anlamaya çalışan; içselliği esas alan, şekil şartlarından çok, insanın yüceliğini benimseyen Hz. Ali ve On iki imamlar gibi inanç sürdürmek demektir.

Alevilik İslâm’ın özündeki Tasavvuf felsefesi ile din kültürünü birleştirir. Alevilik, şekil şartlarından ziyade, daha çok içsellikte arayan İslâm’ın tasavvufi yorumudur. İslam’ın namaz, oruç, hac, zekât gibi zahiri ibadetleri değil; tasavvuf içerikli ve Tanrı’ya kavuşmayı amaç edinmiş kendisine mahsus ibadeti olan ve ibadeti içerisinde Hakka secde, dua, tevhit, zikir, gülbank duası bulunan bir İslam inancıdır. İbadetleri cem evlerinde ve evlerde yerine getirilir.

IV. 3. Aleviliğin inanç kaynağı Kur’an ve Buyruk’lardır.

Buyruklarda genel olarak talibin hakka ulaşıp kâmil bir insan olmasına yönelik esaslar üzerinde durulur. Tasavvufta Marifetullah makâmına varmak için dört merhale kat'etmek gereklidir.

Dört merhale/kapı, kırık makam şöyle sıralanır:

Birinci merhale: Şeriat kapısıdır. İkinci merhale: Tarikât Kapısı'ndan geçilerek içine girilen "Tarikât" merhalesidir. Üçüncü merhale: Marifet Kapısı'ndan geçilerek erişilebilen "marifet" merhalesi olarak tanımlanır. Dördüncü ve son merhale: Sadece tasavvur edilebilen, ancak Mârifet Kapısı'ndan geçilerek erişilebilen ve Hakikât'in tam merkezinde yer alan Hakikat merhalesidir. İşte bu merkezde yer alan ve dört merhalenin de Öz/Cevheri'ni teşkil eden mertebe "Mârifetullâh"(İrfân/Gnosis) makâmıdır. Tasavvufta "Mârifetullâh" (İrfân/Gnosis) makâmına ulaşmadan evvel geçilmesi gereken "Dört Kapı" bulunmaktadır. Bunlar, makamların geçiş kapılarıdır.

1.    Şeriat Kapısı

2.    Tarikat Kapısı

3.    Marifet Kapısı

4.    Hakikat Kapısı

Bu makamlar arasındaki ise "Onar" makamı bulunmaktadır.

Şeriat Kapısının makamları

1.    İman etmek,

2.    İlim öğrenmek,

3.    İbadet etmek,

4.    Haramdan uzaklaşmak,

5.    Ailesine faydalı olmak,

6.    Çevreye zarar vermemek,

7.    Peygamberin emirlerine uymak,

8.    Şefkatli olmak,

9.    Temiz olmak,

10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarikât Kapısının makamları

1.    Tövbe etmek,

2.    Mürşidin öğütlerine uymak,

3.    Temiz giyinmek,

4.    İyilik yolunda savaşmak,

5.    Hizmet etmeyi sevmek,

6.    Haksızlıktan korkmak,

7.    Ümitsizliğe düşmemek,

8.    İbret almak,

9.    Nimet dağıtmak,

10.  Özünü fakir görmek.

Hakikât Kapısının makamları

1.    Alçakgönüllü olmak,

2.    Kimsenin ayıbını görmemek,

3.    Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,

4.    Allah’ın her yarattığını sevmek,

5.    Tüm insanlari bir görmek,

6.    Birliğe yönelmek ve yöneltmek,

7.    Gerceği gizlememek,

8.    Manayı bilmek,

9.    Tanrısal sırrı öğrenmek ve

10.  Tanrısal varlığa ulaşmak

Marifet Kapısının makamları

1.    Edepli olmak,

2.    Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,

3.    Perhizkarlık,

4.    Sabır ve kanaat,

5.    Haya,

6.    Cömertlik,

7.    İlim,

8.    Hoşgörü,

9.    Özünü bilmek ve

10.  Ariflik.

Bu kırk makamlardan biri eksik olursa hakikate ulaşılmaz.

IV. 4. Dersim Aleviliğinde temel ibadet şekilleri

Tunceli(Dersim)’de egemen dini inanç Aleviliktir. Alevilerde Cemevleri, toplu ibadet yerleridir. Cem, sözcük karşılığı olarak, toplanma, bir araya gelme demektir. Alevilikte ise, birliğin, beraberliğin, “bir olma”nın adıdır.

Alevilikte Cem yapılan evler, sadece ibadet amaçlı kullanılan mekânlar değildir. Cemevleri edep, erkân amaçlı kurulur. Cemevleri; barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, yargılama ve karar verme yeridir. Aynı zamanda sohbetlerin yapıldığı, birlik ve beraberliğin korunup sergilendiği, ikrarın verildiği ve erkânın yürütüldüğü güven ve sevginin toplandığı, Hakk’a temenna edilen ve Hakk’ın tecelli ettiği yerlerdir. Hz. Peygamber tarafından “Mescid-i Nebi”de yapılan ibadetin devamıdır. Fecr Suresi’nin 27-28 ayetlerinde, cemaate birbiriyle ilgili “razı etmek ve razı edilmek” durumları sorulur. Sorunlu olanlar varsa, surenin 9 ve 10. ayetlerindeki emre göre, taraflar dinlenir ve adaletli bir uygulama ile barış sağlanır. Fetih Suresi’nin 10 ve 18 ayetlerindeki ilahi lütuf ve iradeye göre, cemaatin el ele tutuşması Allah’ın rızasını kazanmak içindir (Ayrıca bkz:  Maide Suresi, 119 ve Beyyine Suresi 7 ve 8 ayetler)

Kuran’a göre, Allah, yapılan ibadetin şekline değil, özüne bakmaktadır (Bkz: Hac Suresi, 67. Ayet).  Alevi-Bektaşiler bu bağlamda Kuran’ın tasavvufi yorumunu esas alarak, kendilerine özgü bir ibadet şekli benimsemişlerdir. Cem evlerinde pir önünde toplu halde yapılan semahlı, ikrarlı, gülbanklı ibadet, namazın kıyam, rükû, secde, dua (kıraat), selam ve tevhit bölümlerini içinde taşır.

Alevilikte hac ibadeti, iyilik yapmak, aç olanı doyurmak, insanlar arasında barışı yaymak, insanlık âlemi için çalışmak ve doğruluktan ayrılmamakla yerine getirilir. Yunus Emre bunu, “Bir gönülle girmenin bin hacca (Kâbe ziyaretine) bedel” olduğu şeklinde açıklamıştır. Hacı Bektaşi Veli ise,

Ellerin Kâbe’si var, Benim Kâbe’m insandır

Kur’an da, kurtaran da, insanoğlu insandır demiştir.

Anadolu Alevi İslâm inancının temelinde, güzellik ve iyiliği paylaşma ilkesi vardır. Musahiplik  (yol arkadaşlığı/kardeşliği), kardeş tutmak, bu ilkenin gerçekleşme biçimlerindendir. Musahiplik ilişkisi, fitre ve zekâtı daimi kılan dayanışma ve paylaşma biçimidir.

Alevilerin kendine özgü oruç anlayışları vardır. Alevilerde oruç, nefsi terbiye etmenin yollarından biridir. “Eline diline, beline, aşına, eşine, işine sahip olmak ve kendini bilmek”, nefsi terbiye etmek demektir. Yine de Alevilikte, aç kalarak nefsi terbiye etme de vardır. Bu,  Muharrem orucudur. Kur’an’da, Bakara Suresi, ayet 183’de (“Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi, sizin üzerinize de yazılmıştır”) ve Fecr Suresi, ayet 1, 2’de (“And olsun tan yerinin ağarma vaktine. On geceye”), Allah’ın oruçla ilgili emirleri yer almıştır. Bu ayetler, Muharrem Orucu tanımlar. Hz. Muhammed öncesi tutulan oruç Muharrem orucudur, bu orucu Peygamberimiz de tutmuştur. Alevilik tasavvufi batini yorumu esas alır.  Alevilik Ehl-i Beyt yorumudur. Alevilik sevgi ve aşk ile Hakka gitmeyi esas alır. Alevilikte 4 kapı 40 makam vardır ve 3 sünnet 7 farz , 12 erkan vardır.

*Sünnet

         1-)Dilden tevhid kelimesini bırakmamak.

         2-)Kalpten düşmanlığı atmak kimseye karşı kin ve kibir tutmamak

3-) Gönül kırmamak kimseye düşmanlık etmemek.

*Farzlar

         1-)Sırrı saklamak.

         2-)Meslektaşları ile birlikte olmak

         3-)Yalan ve gıybetten kaçınmak

4-)Hizmette bulunmak rehberine

5-)Mürebesine itaat etmek

6-)Müsayibini görüp, gözetmek

7-)Mürşüd pir ve rehberinden taç ve kisvet giyinmek.

Alevilikte hac anlayışı gönülleri fethetmektir. Alevilikte zekat değil paylaşım vardır.. Alevilerde cem vardır. Secde âdemedir. İbadetinde musiki ve aşk vardır. Kâbe gönüldür.-Alevilikte var olan dört kapı kırk makam, üç sünnet, yedi farz, on iki erkân vardır.  Alevilikte Allah’a sevgi vardır. İnsana sevgi saygı vardır. Muharrem orucu, Hızır orucu vardır. 48 Perşembe orucu, Hızır orucu, Nevruz bayramı vardır. Alevilikte Cem ve niyaz vardır.

IV. 5. Alevi ibadet erkânları

 Doğum, sünnet, Hakka yürüme, ikrar verip nasip alma, musahip edinme ve görgü, Ayn-ül Cem, Tarikat Erkanı, Tevhit, Veladet-i Nebi (Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin doğum günlerini kutlanır) Baş okutma Erkanı, Tarikat kavline göre yükseliş Erkanı, Marifet Erkanı, Sema etmek, Matem ve Oruç Erkânı, Düşkünlük Erkânı gibi erkânlar da Aleviliğin temel inançlardır.

Alevilikte İbadetin temel şartları:

1-İman: Alevilikte ibadet yapabilmek için iman sahibi olmak,

 2-İkrar: Alevi olabilmek için peygamber soyundan gelen ve o soy tarafından kendisine görev verilen bir Mürşide söz verip bağlanmak şarttır.

3-Erkân musahip tutup görgü kavline girmek, 48 Cuma cem’e katılıp, Hak lokması dağıtmak, mürşidin dediklerini uygulamak

4-Takva: Allah’ı sevmek, O’nu darıltmamak için gayret sarf etmek, eline, diline, beline sahip olmak, eşine aşına, işine sadık olmaktır. Özüne, sözüne, sazına, gözüne, doğru olmak, ağlayanı güldürmek, boşalttığını doldurmak, yıktığı varsa yapmak, gördüğünü örtmek, görmediğini söylememek, eliyle koymadığını ve hak etmediğini almamak, on sekiz bin âlemi hak bilmek, yetmiş iki milleti bir görmektir.  Allah’ı özünde, iman’ı sözünde, takvayı  yüzünde bilmek, bilcümle  varlık onun elinden ve dilinden emin olmak.

5-Amel: İlim sahibi olmak, inandıklarını uygulamak, yedi nefis mertebesini ve dört kapı, kırk makamı uygulayarak geçip, insan-i kamil olmak ve 4 kapı 40 makamı bilmek ve yerine getirmek.

6-Meveddet: (Tevella–Teberra) Allah pek çok ayette Peygamber ve onun Ehli-i Beytine ve soyuna sevgi ve bağlılık göstermemizi emretmektedir. Meveddet, sevgi ve bağlılık anlamındadır. Tanrı’nın Vedüd adından kaynaklanmaktadır. Tevellâ sevmek anlamındadır. Teberrâ ise kaçınmak anlamındadır. Alevilikte; Peygamber ve Ehli Beyti’ni, Peygamberin soyunu sevmeyenlerden kaçınmak anlamındadır. Alevilikte Ehli-Bayt’ı incitmek, Peygamberi incitmekle eş değer tutulmuştur.

IV. 6. Alevilikte dinin/iman’ın şartları

 1-Tevhid: Allah’ın varlığına birliğine inanmak,

2-Nübüvvet: Hazreti Muhammed Sen elçi olarak görmek, emirleri uygulamak,

3-İmamet: Hz. Ali ve on iki imamlara inanmak,

 4-Velayet: Din ve dünya işlerinde Kuran.. İmametin sonra velayet ve inanma,

 5-Adalet: Allah’ın mutlak adil olduğuna, melekler yoluyla denetlediğine inanmak,

 6-Mead: Allah’ın emirlerine uyanların ödüllendirip cennete, emirlerini dinlemeyenlerin yargılanıp cennete konulmayacağına inanmaktır.

V.  BÖLÜM: EHL-İ HAK’LAR (İRAN ALEVİLERİ) ile TÜRKİYE-DERSİM ALEVİLERİNİN İNAÇLARI ARASINDAKİ BENZERLİKLER ve FARKLILIKLAR

Ehl-i Hak’lar ile Alevilerin en büyük ortak yanı: Allah, Muhammed, Ali ve Kuran’ı Kerim inancıdır. Ehl-i Hak’lar ve Aleviler 12 imamı kabul ediyorlar. Ehl-i Hak’lar’ın felsefesi de dört kapı üzerine kurulmuştur. İnsan kendisini geliştirerek tüm makamlara ulaşabilir ve Hak katına ulaşır. Bu bazen bir yaşam süresinde olur. Ehl-i Haklar da Aleviler gibi dondan dona geçmeye, yani ruhun göçmesine inanırlar. Ruhun devamlılığı vardır. İnanç sistemi aynıdır. Sınırlar olmadan önce bu halklar aynı inancı birlikte yaşıyorlardı

Ehl-i Hak’lar’da da bu makamları şöyle özetlenir: Paklık, doğruluk, yardımlaşma ve yokluk, Hak’ta yokluk. Allah insanın içindedir diye inanılır. Kelimelerden cümlelere, cümlelerden anlamlara hep yollar vardır. Hakk’a ermek ve Hak’ta yok olmak vardır. Ehl-i Hak’lar ile Alevilerlerin en büyük ortak yanı, kendi kimliklerini Kuran-ı Kerim’e dayanarak, ondan ilham alarak, yeni kimlikleriyle ortaya çıkarmalarıdır. Hazreti Muhammed’den sonra, Hazreti Ali’nin velayet meselesi,  Ehl-i Hak’lar ile Alev ilerlerin en büyük ortak yanıdır.  Kakailer ile Ehl-i Hak’lar dini ve sosyal açıdan aynı olduğunu dile getiren akademisyen Ionnis Kanakis de “Ehl-i Haklar ile Bektaşi ve Alevi- Kızılbaş inancında benzer özellikler olduğunu” belirtmektedir.

 Ehl-i Hak inançları ile Dersim Alevi İslam inancı arsında ortak yanları ve benzerlikleri şöyle sıralayabiliriz:

 1.Alevilik–Kızılbaşlık-Bektaşilik vb birçok öğretinin ortak adı olmuş;  Ehl-i Hak’lar da Tayıfasanlık ve Yarsanilik gibi birçok öğretinin ortak adıdır.

2. Alevilik özellikle Kirmanşah’da (İran)  Ali İlahi Kızılbaşlığı olarak anılır; Ehl-i Hak ise aynı zamanda Ali İlahilik ve Ali-Hak’kı olarak da adlandırılır.

3.Her iki öğretinin gerçek izleyicileri,  bilgilenme ve olgunlaşma sürecinin Şeriat, Tarikat, Marifet/Gnosis aşamalarını geride bırakıp Hakikat (Gerçek) aşamasına ulaştıklarına inanırlar.

4. Alevilikteki 12 imamlığın yerini,  Ehl-i Hak’lar’da 12 Hanedan veya Silsile bulunmaktadır. Zaten 12 imam da bir silsileye bağlanıyor.

5. Ehl-i Hak inancında, Tanrının yedi donu ve birbirine eşlik eden melekler vardır. Melek kültürüne bağlı bir inanca inanılır. Ehl-i Hak inancında, Tanrının ilk donu görünümü kabul edilen Kahwandigar (dünyanı yaratıcısı), ikinci aşamada yerini Ali’ye bırakır. Bilindiği gibi Alevilikte de Ali bir tanrısal güçtür, giderek tanrının bir görünümüdür. Eh-i Hak inancında da Sultan Sohak adı belirgin simgesel kutsal güç olarak önce çıkıyor.

6. Sultan Sohak’ın karısıyla var ettiği kutsal yediler, aynı zamanda Ehl-i Hak inancında yedi kolunun kurucularıdır. Bu alt kollara Ocak denir ve bu kollar daha sonra 12’ye çıkarılmıştır. 12 Halifelikte olduğu gibi, Alevilikte 12 temel Dede ocağı kabul edilir ve bu ocakların hemen tümü de Dersim kaynaklıdır.

7. Alevilikteki kırklar meclisinin yerini Ehl-i Haklar da Kırk güç (Çihiltan) alır.

8. Alevilikteki “yetmiş iki millet”in yerini, Ehl-i Hak’lar’da “yetmiş ikiler” grubu alır.

9. Alevi töre ve törenlerindeki hizmet kapılarından bazıları, Ehl-i Hak’larda “72 korumacı”, “366 cesur savaşçı”, “444 çırağcı”, “9900 hizmetçi” biçimiyle yaşar

10. Gizli din kategorisindeki Alevilikle Ehl-i Hak’lar arasında ibadet biçimi konusunda da birçok benzerlikler vardır. İkisi de cem’e (cıwat, meclis ) büyük önem verir.

11. Cemlere kadınlarda katıldığı için, kadın-erkek eşitliğini kabul etmeyen Sünni inançlarca her ikisi de mum söndürmekle suçlanmışlardır.

12. Ehl-i Hak’larda dervişler saz ile zikr yaparlar. Her dervişin bir Piri ve Mürşidi olması gerekir. Anı şeyi Alevilikte Pir ya da Zakir yapar. Pirlik ve Mürşitlik bilindiği gibi Alevilikte de temel dinsel makamlardır.

13. Elle ateş tutma ya da kurban etini kaynar kazandan elle çıkarma gibi gelenekler, iki dinde de ortaktır.

14. Musahip-Kardeşlik Kurumu ve geleneği her iki inançta da geçerlidir. Yezidilikte bu kurum, Ahiret kardeşliği adını alır.

15.Geçmişte saç ve sakal, daha sonlarıysa bıyığa bıçak vurmama kestirme, kaş düşürmeme her iki öğretide de ortak özelliklerdir.

16. Her iki inancın da belli bir ortak kutsal kitabı yoktur. Eh-i Hak’lar kendine “gerçeğin dini” derken, Aleviler “Hakikatin nuru”nu temsil ettiklerini söylerler.

17. Her iki inançta de, genellikle yoksul sınıf ve tabakalar arasında ve kırsal kesimde örgütlenmiştir.

18. Her iki inanç ta en çok Zerdüştlükten etkilenmiştir. (Uluçay, 2010: 149-150)

19. Ehl-i Hak inancının İslamiyeti, güneş, ay, ateş gibi doğa unsurlarına verilen önemle eski Zerdüştlüğe; Hz. Ali’ye ve On İki İmamlara verilen önem, hümanist dünya görüşü, kadın-erkek eşitliği, ayrıca cem ayinlerindeki bazı ibadet şekilleriyle Anadolu Aleviliğine benzer özellikleri vardır.

 Ehl-i Hak’lar, zengin bir halk kültürüne, folklora sahip olan konuksever ve mert kişilikleriyle tanınan bir topluluktur. İbadetlerini, Anadolu Alevilerinde olduğu gibi, bir Seyyid veya Mürşidin (Post Dedesi) öncülüğünde daha çok cem evlerinde (cem-hanelerde) yaparlar. Zikir ve ayinler, tambur, def ve kemençe eşliğinde nefesler okunarak yapılır. Ayinicem törenlerinde sorgu, görgü, ikrar verme (şart-ı ikrar) ayinleri, yola girme törenleri önemli yer tutar. Cemin sonunda getirilen lokmalar, niyazlar eşit şekilde dağıtılıp birlikte yenilir. Ehl-i Hak’lar’da gerçek insan, doğruya inanan insan, toplumsal, inançsal ve kültürel yapısı nedeniyle kapalı bir özellik taşır. Bâtıni birçok topluluk gibi, onların bu sırı koruma özellikleri tanımlanmaları konusunda sorun olmuştur.

 Ehl-i Haklar ramazan ayında oruç tutmazlar, ama Aleviler on iki gün muharrem orucu ve üç gün Hızır orucu tutarlar. Ehl-i Hak’lar, namaz kılmazlar ama kendilerine ait niyazları vardır. Camiye gitmezler ancak haftada bir kez ceme giderler. Ehl-i Hak’lar’ın ve Karakoyun Türkmenlerinin evlerinde Hz. Ali’nin çerçevelenmiş resimleri bulunmaktadır. Bu uygulama Anadolu Alevileri arasında da çok yaygındır. Baba Yadigar’dan kalma bir gelenekte, yeni doğan çocuğa, doğumundan üç veya yedi gün sonra, evde veya cem evinde, Pir (Seyyid) tarafından,  kirvelik töreni düzenlenerek isim takılır.

Anadolu’da Alevilerin yaşadığı sorunlar neredeyse benzer biçimde İran’da Ehl-i Hak’lar’da da yaşanıyor. Eski İran dinleri; Zerdüştlük, Manicilik, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet Asyalı inanç olarak tanımlanmıştır. During yaptığı araştırmada son söz olarak Ehl-i Hak ve Aleviler arasında genel bir karşılaştırmaya giderek şöyle der; Ehl-i Haklar, Alevilerin aksine hiçbir zaman otoriteye karşı isyan etmemiştir. Ehli Haklar günümüz İran da, Alevilerin Türkiye’de sergiledikleri gibi bir siyasi tavır takınmamıştır.

SONUÇ

 Ehl-i Hak’lar’ın yaşadıkları bölgelerde araştırma yapan kimi araştırmacılar, Ehl-i Hak inançları ile Alevi inancını karşılaştıranlar, onların da Alevi olduklarını dile getirmektedirler. Anadolu’daki Alevilerde olduğu gibi cemler var, dedeler var, musahiplik var. Ritüellerde amel şeklinde bazı yöresel değişiklikler olsa da törenlerde önemli benzerlikler görülmektedir. Ehl-i Hak’lar da kendilerini artık, diğer iç adlandırmalardan daha çok Alevi olarak adlandırmaktadırlar.

Ehl-i Haklarla, Anadolu Alevi İslam inanç ve ameli birbirine paralel ve belirleyici ortak özellikler taşımaktadır. Hacı Bektaşi Veli ve Sultan Sohak kurgusu, Sultan Sohak ile Baba İshak ilişkisi, ortak ritüel ve tarih birikiminin aynı yapılanmada olduğunu göstermektedir. İran Alevi topluluklarında Alevilik ile tasavvuf çok iç içedir. Vahdeti vucüd ortaktır.

Alevilikle Ehl-i Haklar arasındaki benzer çizgileri ve ortak bileşkeleri daha da arttırmak mümkündür. Ancak burada sıralanan benzerlikler bile, inanç ve kültür kaynakları ortak ya da birbirine yakın toplulukların ortak ya da benzer öğretilere sahip olacaklarını açıkça gösteriyor.

Ehl-i Hak inancı Anadolu’daki Alevilik-Bektaşilik ile bazı benzerlikler ve farklılıklar içerir. Öncelikle doğrudan ya da dolaylı yollarla Alevili -Bektaşilikte Hz. Ali ve Ehli Beyt bu inançların asıl mihverini oluşturur. Oysa Ehl-i Hak için Hz. Ali, Havandigarın tecellisinde sadece bir vasıtadır. Allah, Ehl-i Hak’lar’ın her birinin 1001 kere reenkarnası olup baştan tekrar dünyaya geleceği inancı vardır. Alevi -Bektaşi öğretisindeki devir inancıyla aynı olduğu kanısını uyandırır. Devir inancında bu âlemde bulunan bir varlık önce madde sonra da sırasıyla bitki, hayvan ve en sonunda insan olarak görünür. Eğer yükselmeye devam ederse, kâmil insan haline gelir ve Hakk’a ulaşır.

Yazılı kaynaklar, Anadolu’daki Alevi İslam inanç ritüelleriyle Irak ve İran’daki Ehl-i Hak İslam ritüellerinin aynı kaynaktan geldiklerini kuvvetle çağrıştırmaktadır.

KAYNAKÇA

A.     Kitaplar

1. Adel ALLOUCHE, The Origins and Development of The Ottomen-Safawid Conflict (1500-1555), Klaus Schwarz Verlag, Berlin 1983.

2.  Beyza BİLGİN,  Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, A.Ü. İ. F. Yay., Ankara, 1988.

3.  Martin van BRUINESSEN, A Kizilbash Community in Iraqi Kurdistan, the Shabak, in: Les Annales de Autre, no.g, Paris 1998.

4 . Martin van BRUINESSEN, “Shabak”, Encyclopaedia of Islam, vol. 9, Leiden 1995.

5. C.J. EDMONDS,  “The Beliefs and Practices of the Ahli Haqq of Irak”, İran, sayı 7, 1969.

6. H. HALM ELAHİ,  Ahl-e Haqq, in: Encyclo-paedia Iranica, vol. 1, London 1982.

7. Gordlevsky, Karakoyunlar (izv.Obsçestya izuçeniya), Azerbaycan, Bakü.1927

8. J. A. DE GOINEAU, Trois ans en Asie, Paris 1859, Nachdruck 1905.

9. Ali Duran GÜLÇİÇEK, Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık) ve Onlara Yakın İnançlar,  Ethnographia Anatolica Yayınları, İstanbul, 2004.

10. Ali Kaya, Tunceli (Dersim) Kültürü, Can Yayınları, İstanbul 1995.

11. Ali Kaya, Alevilikte Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Can yayınları, İstanbul 2006.

12. Ali Kaya, Alevilikte İnanç Sohbetleri, Can yayınları, İstanbul 2008.

13. Ali Kaya, Alevilik ve Dersim Üzerine Seçme Yazılar, Yaz Yayınları, İstanbul 2012.

14. Ali Kaya, Seçme Konferans Tebliğleri ve Makaleler,  İstanbul, 2013

15. A. MENTEŞAŞVİLİ,  “Ahl-i Hakk”, Enzyklo-pädie des İslam, Ergänzungsband, Leiden Leipzig 1934.

16. V. Minorsky, Un traite de polimique, Behai-Ahl-i Haqq, Jan 1921; aynı, mil.,Etudes sur leş Ahl-i Haqq, RHR(1928).

17. Ziba MİR-HOSSEİNİ, International Journal of Middle East Studies, vol. 26, Cambridge 1994.

18. Neol Teranor, “Kiliseler İle AB Arası İlişkiler”, Uluslararası Avrupa Birliği Şurası Tebliğ ve Müzakereler (3-7 Mayıs 2000), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını, Ankara, 2000.

19. Harry Noormann, “Almanya’da Hıristiyan Din Dersinin Hukuksal Çerçeve Koşulları ve İslâm Din Dersi İçin Olası Modeller”,  Türkiye ve Almanya’da İslâm Din Dersi Tartışmaları, C.Ü. İlahiyat Fakültesi ve Konrad Adenauer Vakfı Yayını, Ankara, 2000.

20. Nur Ali Şah (çev: Muhammet Taşkaynatan), Burhan-ul Hakk, 7. Baskı, 1987 Tahran.

21. Dr. Ömer Uluçay, Ehl-i Hak Baba Tahir Uryan Zerdüşt, Gözde Yayınevi, 2.Baskı, Mayıs 2010 Adana.

B. Makaleler

1. Kemal Akgün, “Ehl-i Hak’lar”, Cavit Murtezaoğlu ile söyleşi, 26 Eylül, 2012; http://kemalakgun.com/ehli-haklar/#more-268

2. Salah SALİM ALİ, “Shabak, A Curious Sect in Islam”, in: Revue des Études Islamiques, tome 60, fasc. 2/1992, Paris 1993.

3. Doç Dr. Mehmet Zeki Aydın,  “Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Öğretimi ve Türkiye ile Karşılaştırılması”, TESEV Raporu olarak (Makale).

4. İsrafil BABACAN, “İran Türkleri Arasında yaygın Bir İnanç: Ehl-i Haklar ve Kutsal Kitapları Bayrak Kuşçuoğlu’nun Kelamlar”, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sayı: 33, Bahar 2005, s. 213—230.

5. Nuri Cemşir ile söyleşi, “Kakailer kimlerdir?”, orsam.org, 20 Ağustos 2011; http://www.orsam.org.tr/tr/orsamkonukgoster.aspx?ID=428

6. Dr. Golmorad MORADİ, “Ehl-i Hakk’ın Kutsal Kitabı: Zebur-e Hakikat”, Almancadan Türkçeye çeviren Çetin Taşçı, Deng dergisi, sayı 38, İstanbul 1996: 29-43.

6. Dr. Golmorad MORADİ,, “Yok edilmek istenen inanç ve kültür: Ehl-i Hak”, Yeni Özgür Politika gazetesi, 6 Ocak 2012, Özlem Galip söyleşisi.

7. Felakettin Kakayi, “Kardeşlik ve yardımlaşma dini: Kakailik”, 15 Ocak 2012, 

Dengê Kurdista

8. Yürür Kızılca, ABD, Japonya ve Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelerin, ilk, orta ve lise seviyesindeki okullarında din dersi eğitimi.(Tez çalışması)

9. F. M. STEAD,  “The Ali-İlahi Sect in Persia”, The Muslim World, Volume 22, April 1932.

*Tarihçi-Yazar. Başlıca eserleri (tarih sırasına göre): Tunceli Kültürü (1995), Başlangıcından Günümüze Dersim Tarihi (1999),  Deylem’den Dersime-İran’a Seyahat (2001), Dersim Yazıları-Dil, Kültür ve Eğitim Üzerine Denemeler (2002), Sevdan Yüreğimdir (Şiir-2003), İlçemiz Hozat (2004), Dersim’de Kökler Doğa-Kültür-İnanç (2006 )Alevilikte Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (2006), Dersim’de Dil ve Kökler (2008), Alevilikte İnanç Sohbetleri (2008,.Alevilik ve Dersim Üzerine Seçme Yazılar(2012),Seçme Konferans Tebliğleri ve Makaleler (2013)

[1] “Yedi Ulu Ozan”: Seyit İmad’det-din Nesimi (14. yy), Yemini (15. yy), Fuzuli (16. Yy), Şah İsmail Hatayı (16. yy), Viranı (16. Yy), Pir Sultan Abdal (16. yy), Kul Himmet (16. yy).

[2]Biyabas: Gel yeter artık. Sac Nar: Sac ateşi.

[3]Nisa süresi: 59

[4] İran-Irak sınırındaki Hewraman Dağlarında konuşulan Goranice’nin bir lehçesi.

[5] Bkz: İsrafil Babacan, “İran Türkleri Arasında Yaygın Bir İnanç: Ehl-i Hak ve Kutsal Kitapları Bayrak Kuşçuoğlu’nun Kelâmları”, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı: 33, Bahar 2005, Ankara, 213-230.

[6]Perdiveri: Köprünün bu tarafı

BİTTİ

Bu haber toplam 2428 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim