• BIST 117.741
  • Altın 399,253
  • Dolar 6,8565
  • Euro 7,8136
  • Tunceli 20 °C
  • Elazığ 19 °C
  • Erzincan 16 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Malatya 22 °C

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

KÜLTÜREL YOZLAŞMA
KÜLTÜREL YOZLAŞMA VE ASİMLASYYON

Kültür, bir toplumu var eden ve diğer toplumlardan da farklı kılan değerlerin tümü olduğu gibi, sahiplenen toplumunda o kültürü sahiplenmesi ve algılamasıdır. Kültür genel anlamda milli sayılan değerler bütünüdür.

Yozlaşma ise bir milletin, kendi kültürünü ve kültürel değerlerini kaybetmesi, kültüründen uzaklaşması, başka kültürlerden etkilenerek örf ve ananelerini, geleneklerini, dilini, inançsal özelliklerini kaybetmesi, asimle olmasıdır.

 

Bir başka bakışla kültür, tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde, geliştirilerek elde edilen maddi ve manevi değerlerin sonraki nesillere iletmede kullanılan ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe denir. İşte bu araçların kaybedilmesi yada bunların yerine yeni ve yabancı unsurların katılması süreci, kültürel yozlaşma olarak adlandırılır. Sosyolojik olarak kültür; bizi saran ve geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz ve bizim de gelecek kuşaklara aktardığımız toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi yozlaşmaya neden oldur.

 

Kültür, toplumları birbirine tanıtan, kaynaştıran, var eden, etmenler ve değerler bütünüdür. Kültür, bir topluma ait olan milli bir hüviyettir. Kültürler milli nitelik taşırlar ancak, sürekli etkileşim içindedirler. Biri birlerini etkiledikleri gibi biri birinden kopuk ta değillerdir.

 

Bu nedenle yeryüzünde, saf veya karışıksız, kendi başına olan bir kültür olduğunu düşünmek, doğru bir yaklaşım değildir. Bu nedenle Dünyada ki bütün diller, mimari ve musikî birbirinden etkilendiği gibi, birbirinden beslenmektedirler.

Etkilenme bir yerde aynı olmak anlamında, aynileşme ye doğru gidince; orada yozlaşma ve yok olma süreci başlar.

Maddi olanaklar, dil ve düşünme ile yaratılan teknoloji, insanlığın maddi hayatları ile ilgili bir anlam taşıdığı gibi, ayrıca kültürün de maneviyat ile ilgili bir kimlik olduğu da bir gerçektir.

Duygu ve düşüncelerimizi sözcüklere dönüştürerek dille, ruhumuzda var olan duyguları söz ve nağmelerle birleştirerek müzik ile hayalimizi ve istemlerimizi de görsellikle ortaya koyarız.

Kültürel yozlaşma sonucu, gençlerimizin büyük bir çoğunluğu, renksiz, sanatsız, şiirsiz, Dünya da bi haber ve fakirce yaşamını sürdürdükleri bir gerçektir.

 

Aristo asırlar öncesi, en bedbaht millet, kaleleri ayakta iken kültür ve ahlâkı harabe olan millettir demiştir.

 

Atilla İlhanın şu sözleri, bize ait olanların nasıl horlandığının, nasıl koparılıp atıldığının bariz bir örneğidir. Lisede sophokles okuduk. Türk musikisine sövmeyi, divan şiirini hor görmeyi, buna karşılık batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik. Sanki Mimar Sinan Leonardo dav inci den önemsiz, Mevlana Dante den küçüktür. Itri ise Bach’ın eline su dökemezdi.

Aslında kültür emperyalizminin ilmeğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk. Kültür emperyalizmine malzeme olmamak, elbette dünya ile antenlerin kapatılması, değişen zamana göre kültürel olarak değişime direnmek anlamına gelmemelidir.

yozlasma_ic.20111005181445.jpg

2

İletişim araçlarının hızla geliştiği Dünyamızda, özümüzü korumak biçimiyle değişim, çağdaş dünyayla rekabet etmenin şartı olmalıdır..

 

Bal arısının ürettiği balı olduğu gibi; iğnesi ve zehiri de vardır. Akıllı ve arıya nasıl yaklaşacağını bilenler baldan yararlanırlar. Arıya yaklaşmayı bilmeyenler ise arının zehirinden nasiplerini alırlar. Bizde kültür emperyalizminin zehirini almamaya özen göstermeliyiz.

 

Ülkemizde kültür yozlaşmasına yol açan kitle iletişim araçları, bir bakıma faydalıymış gibi görünebilirler, ancak; bu araçları iyiye ve güzele kanalize edilirlerse, iyi sonuçlar almak mümkün olabilir. İyiye kanalize edilemezlerse, bugün ülkemizdeki durum ve sonuçlar ortaya çıkar.

 

Bugün ülkemizde yayın yapan gazete ve televizyonlarımızın birçoğu, hayatlarımızı en iyi şekilde yönlendirmeleri gerekiyorken, kültürel yozlaşmanın en büyük odak noktaları olmuşlardır. Tavernacı anlayışlarıyla, vurdu kırdı yayınlarıyla, kötü Türkçe konuşmalarıyla, kadın ve erkek pazarlama, müstehcen kalitesiz filmler ve reklam yayınlamalarıyla, kadını, kişiliksizleştirme eğilimindeki yayınlarla objeye dönüştürmüştür. Çetelerin oluşumunu sağlayan vurdulu ve kırdılı filmler oynatılmakla, gençler kötü yola teşvik edilmektedirler. İnsanların her gün katliam yapmaları, bu nedenlerle, günlük yaşamın doğal bir parçası haline ve biçimine dönüştürülmüştür.

 

Dünya üzerinde zengin folklorik yapıya sahip olan ülkemizde, bu zenginlik yok edilme noktasına getirilmiştir. Sanat ve sanatçılık, günah ve ayıp noktasına taşıtılmış, sanat kurumlarına sanatçı alımları durdurulmuş, şiir ve söz yazma, aşıklık geleneği, geleneksel müzik ve bestekârlık, halı ve kilimcilik, el dokumaları, oymacılık, ağaç işlemeciliği ve diğer sanat dalları yok edilmiştir.

 

Bizler Anadolu insanları, Karacoğlan ile sevmeyi, Yunus ile inanmayı, Pir sultan ile karşı durmayı, Şahhatai ile hümanizmi öğrendik. Bu nedenle geçmişimiz ve temel taşlarımız olan bazı değerlerimizi hakkıyla yerine koyarak haksızlık etmeden korumak gerekir. Çünkü bunlar bizi biz eden etmenlerdir.

 

İNANÇSAL POLİTİKALAR,

 

Devlet yapısının ve hakimiyetinin bir anlayışın elindeymiş izlenimi yaratılarak, kendinden olmayanlara Devlet kapısında iş verilmemesi, açılım adıyla hak ve hukuk dağıtılması vaatleri ve ayrıca cami yapılaşmasının doğal gösterilerek, Başbakan ve üst düzey kişilerin camiye gidiş gelişlerini sürekli olarak yayımlanmalarının bir üstünlükmüş gibi gösterilerek, bu anlamda diğer kesimler üzerinde baskı unsuru oluşturulmaya yönelik siyaset yapılması, okullarda bir anlayışın üstünlükmüş gibi ders kitaplarına konulması ve işlenmesi yöntemleri, insanların tek tip yapılmaya yönelik devlet politikalarının vahameti.

3

 

SOSYAL DEVLET YAPILAŞMASI ve UYGULAMASI

 

Yöneticilerin Sosyal Devlet olgusunu harekete geçirerek mesleksizlere meslek kazandırmak, iş sahibi yapmak, evsizleri ev sahibi yapmak, sağlık konusunda sosyal devler çabaları yerine,insanlar uyuşturucuya teslim edilerek parklara yalnızlığa terk ettirilmişlerdir. Vatandaş, Devletçe sadece askerlik ve oy kullanma zamanında ve yaşında aranmamalıdır. Diğer zamanlarda vatandaşı soran olmadığı gibi; Bu yaklaşımlar, bir vatandaşın bir ülke vatandaşı olmasında övünç kaynağı sayılacak hiçbir etmen de bulunmamaktadır. Bu yaklaşım ve tutumlar bireyin kültüründen uzaklaşmasına ve başkalaşmasına vesile olmakta ve ötekileşmekte ve kimsesizleşmektedir. Bu nedenle Devlet uygar Dünyanın uygar devletleri gibi vatandaşına sahip çıkmalıdır.

 

ÇÖZÜM VE DESTEK ÖNERİLERİ

 

1-Kültürel yozlaşmayı ortadan kaldırmak için; kültürel ve sanatsal derslerin okullarda müfredat programlarına yeterli biçimde alınmasına özen gösterilmelidir. Çünkü, uygar ve ileri ülkelerde bilim adamlarınca küçük çocuklar aynı şartlarda eğitime alınmış, yüksek okul bitirene kadar ki zamanda, birlerine enstrüman çaldırılmış ve müzik eğitimi aldırılmış, birleri de muaf tutulmuşlardır. Okullarının bitiminde yapılan seviye sınavlarında müzik eğitimi alan ve enstrüman çalanların beyin fonksiyonlarının %60 daha gelişkin olduğu gözlenmiştir.

Bu da sanatın ve kültürün insan gelişimi üstündeki önemini ortaya koymaya yeterli bilimsel bir kanıttır. Sanat ile kaynaşan toplumlar dünyadaki uygarlık çizgisini yakalama imkanına kavuşabilirler. Bu nedenle bu eğitim biçimi ülkemizde de uygulanmalı, her öğrencinin milli sazlarımızdan bir yada birden fazlasını icra etmesi sağlanması konusunda politika üretmek.

 

2- İnançsal veya kültürel anlamda İnsanları tek tipleştirmek yerine ülkede vatandaş olup vergi veren her bireye aynı yaklaşımda bulunulmalı, kültürel zenginliklerin kabullenilerek kaynaşmalarını sağlayıcı düzenlemeler yaparak, her kesimi olduğu gibi kabullenerek ayrışmalar önlenmeli ve gelişmelerine aynı oranda imkân ve olanak tanınarak herkesimin ülkesi olduğu anlayışını hakim kılmak politikaları üretmek.

 

3-Devlet yapısının sosyal yapıya kavuşturularak, bireyin nasıl geçindiğini kayıt altına almak sorgulamak. Yani bireyin nasıl geçindiği sorgulanarak, hak ve hukukunun üstün olduğu bir düzen oluşturulmasına gidilidir. İşi olmayan ve yetişmemiş vatandaşa ev tutmak eşyasını almak, devlet olarak kirasını ödeyerek, maaşa bağlamak. Aynı vatandaşı belli bir zaman diliminde kurslara tabi tutarak sertifika vererek iş sahibi yaptıktan sonra, vatandaşı iradesine serbest bırakmak. Nihayetinde ise devletçe verilen yardımları kesmek suretiyle devletin vatandaşa karşı olan sorumluluğunu yerine getirmek. Devletin bu sosyal aktiviteyi göstermesi ile zaman zaman gerçekleşen yolsuzluk ve menfaat ve rüşvet konuları da kendiliğinden yok olacaktır.

4-TRT halkın parası ile kurulan bir kurumdur. Bu kurumun içinde çalışan uzman nitelikteki kişilerin birikim ve araştırmalarını tarafsız olarak halka yansıması, sanatın ve haberin doğru olarak yansıması konusunda politikalar üretme ve gelişiminde katkıda bulunmak desteklemek.

Süleyman YILDIZ

SANATÇI

Referans kısmen İNTERNET

21/09/2011

Bu haber toplam 11526 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim