1 1
  • BIST 105.380
  • Altın 270,975
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Tunceli 13 °C
  • Elazığ 10 °C
  • Erzincan 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 21 °C
  • Malatya 13 °C

Kılıçdaroğlu Koltukta, Dersimliler Ayakta

Kılıçdaroğlu Koltukta, Dersimliler Ayakta
Siyaset, var olan herhangi toplumsal bir yapıyı veya oluşumu idare etme ve yönetme sanatıdır. Siyaset bilimi de bu idare ve yönetme sanatını aklın yoluyla anlama beceresidir.

Dersimliler bulundukları her alanda, neden hep muhalif konumdalar? Niye bukadar çok muhalefet yapmayı seviyorlar acaba?  İdare etmeyi yada yönetmeyi bilmediklerindenmi,

 yoksa bunu anlama becerisini gösteremediklerindenmi? Dersim kökenli İstanbul milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,  Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze varolan bir partinin genel başkanlığına seçildi. CHP demek aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti demektir. M. Kemal ve  İsmet paşaların kurduğu bu ülkenin, asker sivil bileşenlerinden oluşan devletin siyaset yapan kurumudur. Bu şu demek oluyo; CHP aynı zamanda bir devlet partisidir.

Yani Lenin’in Bolşevik partisi Sovyet Cumhuriyetlerinde neydiyse, CHP de öyledir. Yani Hitler’i iktidara getiren Nazi partisi Almanya’da neydiyse, CHP’de Türkiye’de odur. Bunu CHP Kominist yada Faşist bir partidir anlamında söylemiyorum. Bahsini ettiğim partilerin kendi ülkelerinde oynadıkları rol neydiyse, CHP'nin de Türkiye Cumhuriyetin de oynadığı rol aynısıdır demek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu hangi temeller üzerinde inşa edildi? Hangi toplumsal oluşumları devlet yapısı dışında tuttu ve hangi toplumsal bileşenlerden oluştu?  80-85 yıl sonra gelinen bugünkü aşamada durum nedir …, vs.. gibi soruların cevabını şimdilik başka bir yazıya erteliyorum.

Beni ilgilendiren bugünkü asıl sorun şu: Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu CHP gibi bir partinin genel başkanlığına seçildiğinde, Neden ilk ve en büyük tepki, eleştiri Dersimli siyasetci, yazar, eleştirmen ve düşünürlerden geldi?

Biran şöyle bir şey düşünelim: Diyelimki Almanya’da herhangi bir partinin genel başkanlığına (sağ yada sol fark etmez) Türk kökenli bir vatandaş secilseydi. Almanya’da ve Türkiye’de Türklerin tepkisi ne olurdu? Sağcısından solcusuna, ilericisinden gericisine herkes bir bayram havasında , davul-zurna eşliğinde , saz çalıp türkü söylemezlermiydi?  Hele birde o parti iktidara aday olabilecek güçte bir parti ise ,Türkiye o günü ulusal bayram yada zafer günü ilan etmezmiydi.

Yada şöyle düşünelim: Aynı Türkiye’de ve aynı koşullarda Kılıçdaroğlu yerine diyelimki Ahmet Türk getirtilip CHP genelbaşkanlık koltuğuna oturtulsaydı, yada Sırrı Sakık olsaydı, bugün Kılıçdaroğlu’na ateş püskürten müslüman Kürtler aynı şeyi Ahmet Türk  veya Sırrı Sakık  için de söylüyeceklermiydi.?

Dahada ileri gidelim ve farz edelimki A.Öcalan cezaevinde cıkarıldı ve MHP de milletvekili adayı gösterildi. Veya Kandil de Osmaniyeli Duran Kalkan getirtilip kendi memleketi Adana'da MHP den aday oldu,  Kürtlerin tepkisi ne olurdu? Bukadarda olmaz demeyin.  Bugün MHP’yle  görüşmeyi öneren, yarın aynı partide Milletvekili olmayı neden önermesinki?  A.Öcalan birkaç hafta öncesinde gerekirse  CHP ve MHP’yle görüşülmeli  dediğinde bugün Kılıçdaroğlu’na duyulan tepki neden o zaman A.Öcalan’a gösterilmedi?

Burda şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya: Dersimlilerde henüz ortak toplumsal savunma ve düşünme refleksi yok, yada çok zayıf. Daha doğrusu bu refleks kendisi için yok diyelim. Yoksa toplumun diyer katmanları  için çok ileri bir boyuttadır. Ama malesef kendisi için kördüğüm bir hal almış.

Kendi insanını koruma, kendi insanına güvenme, kendi insanına sahip çıkma  yok denecek kadar zayıf, yada yetersiz bir durumda. Böyle oluncada doğal olarak dışardan gelecek herhangi bir saldırıya karşı, toplumsal olarak bir okadar savunmasız ve zayıf  kalıyoruz.

Tıpkı bir vucudun kendi öz savunma mekanizmasının güçlü, yada zayıf olması gibi bir şey. Eğer bir vucutta savunma görevini gören anti-korları zayıfsa , o vucut dışardan gelecek en ufak bir mikroba karşı yenik düşer. Ama anti-korları güçlü bir vucut herzaman kendini korumasını ve savunmasını bilen, sağlıklı, güçlü bir vucut olarak kalır

Dikkat ederseniz yenik düştüğümüz toplumsal olaylarda hep kendi kendimize zarar vermisiz ve kendi içimizdeki gelen saldırılarda darbe almışız ve yenilmişiz. Dışardakiler bizi yanlızca dış saldırılarla yenmemişlerdir. En yakınımızı bize karşı kullanarak vurdukları darbeler bizi yenmislerdir, o yaralar en ağır yaralar ve darbeler olmuştur.

Seyid Rıza’nın oğlu Babayi öldürten, amcasının oğlu değilmi? Alişer Efendi’nin kellesini kim koparmıştır? Yine onlara en yakın olan Seyid Rıza’nın yiğeni değilmi? Dersim 38 ‘de içimizde çıkan işbirlikcilerin verdiği  zaiyatın nekadar oğır olduğunu hepimiz biliyoruz.?

Şöyle bir etrafınıza bakın. Günlük yaşamınızda  kimlerden en büyük zararı görüyorsunuz ? En yakınınzdakilerden değilmi? Yediğiniz darbeler hep en yakınlarınız vasıtasıyla hakkınızda edinilen bilgi, destek ve onların yardımıyla olmamışmıdır? Yoksa dışardan birileri hangi cesaretle size yaklaşabilirki? Eger yakınınızdakinin destek ve yardımı olmamışsa? İçinizdekinin hakınızda dışa verdiği bilgi ve destek yoksa, size yabancı olanın sizi yenmesi mümkünmüdür.

Kılıçdaroğlu Dersim kökenli bir siyasetcidir. Bugün Türkiye siyasetinin kilit adamı konumunda bulunuyor. Üstelik dürüslüğüyle, samimiyetiyle, sade ve insani bir kişiliğiyle tanınan ve bilinen biri. Bırakın Dersimli olmamızı, normal bir vatandaş olarak dahi, destek sunmamız ve sevinmemiz gerekirken, neden herkesten önce biz Dersimliler Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğimizi anlamış değilim.

Memleketin, demokrasi sorunu, etnik azınlıklar sorunu, Kürt sorunu, Ermeni sorunu, işsizlik sorunu, yolsuzluk ve yoksulluk sorunu, herkesi ilgilendirdiği kadarıyla bizi de ilgilendirmeli ve ilgilendiriyorda ama daha fazlasıyla değil. Bizim herkesten fazla ve farklı bir de tarihsel kıyıma ve haksızliğa uğramış, zülüm görmüş bir geçmişimiz var. Ya peki bunun derdini kime anlatacağiz?

Bu sorunumuzu bizden birine de anlatamıyacaksak, yani bir Dersimliyle de konuşup anlaşamıyacaksak o memlekette hangi siyasetci bizi dinler ki? Biran düşünelim. Eğer Dersimli bir lider dahi bizi dinlemiyecekse o memlekette hangi yönetici bizi dinler? Eğer Kılıçdaroğlu’da Dersimlilerin karşı çıkacağı bir siyasetci ve yönetici olacaksa, kusura bakmıyalım, yarından tezi yok, tüm Dersimlilere memleketi terk edip başlarının caresine bakmalarını öneririm. Bu saatten sonra Dersim Partisi kurup, hükümete aday olacak değiliz herhalde ?

Bir avuç kalmış, kendi yarabereleriyle uğraşmaktan, acı ve kayıpları üstüne ağıt yakmaktan zaman bulupta  memleketin sorunlarını bizmi çözeceğiz?

Dersimli Kılıçdaroğlu’nu tebrik eder , yeni görevinden başarılar dilerim.

Önce kolu-komuşunun hakkını versin. Kurdun kuşun rıskını dağıtsın. Yetimi, yoksulu görsün, doyursun. Eğer yolu Dersime düşerse, orda dedebaba yadigarı , Ziyaretlerin Ülkesi diye anılan memleketi Jiar u Diyarın  insanlarını da unutmasın.

Saygılarımla.

Hüseyin Dedesoy

24.05.2010
Bu haber toplam 6033 defa okunmuştur
  • Yorumlar 23
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Anka Dersim, Ovacık kuru fasulyesini sofralarda buluşturuyor07 Kasım 2019 Perşembe 18:53
  • Amasyalı iş insanından Belediyeye Hibe Araç07 Kasım 2019 Perşembe 18:50
  • Bin öğretmen, öğrencilerini evde ziyaret etti06 Kasım 2019 Çarşamba 10:55
  • İlimizde ‘Giysibank’ projesi05 Kasım 2019 Salı 13:24
  • KULLANMAYIN ARTIK BUNU!30 Ekim 2019 Çarşamba 14:49
  • Gökkuşağı şöleni!24 Ekim 2019 Perşembe 08:31
  • 200 kişilik kız yurdu tamamlandı22 Ekim 2019 Salı 18:14
  • Nazımiye A.Ş. kuruldu21 Ekim 2019 Pazartesi 18:00
  • Organ Bağış Standına Yoğun İlgi21 Ekim 2019 Pazartesi 12:15
  • Meteorolojiden yağış uyarısı17 Ekim 2019 Perşembe 14:54
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim