• BIST 92.231
  • Altın 214,993
  • Dolar 5,3554
  • Euro 6,0991
  • Tunceli 8 °C
  • Elazığ 10 °C
  • Erzincan 6 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 12 °C
  • Malatya 13 °C

Gazetemiz, 62. yılı geride bıraktı VİDEO

Gazetemiz, 62. yılı geride bıraktı   VİDEO
1957 yılında Rahmetli Hüseyin Sıtaç ve Celal Ağar tarafından “Tunceli Sesi” adıyla kurulan, (daha sonra Tunceli’nin Sesi olan) ve 2015 yılında da ismini Özgür Dersim olarak değiştiren gazetemiz 62. yılını geride bıraktı.

Kentimizin en eski yerel gazetesi olan “Özgür Dersim”, 62 yıl boyunca kentin hafızasının yanı sıra ülke gündemini de elinden geldiğince kayıt altına aldı. Kuruluşundan bu yana gazetemize emek vermiş ve şu an hayatta olmayan Celal Ağar ve Hüseyin Sitaç başta olmak üzere emeği geçenleri minnetle anıyoruz.

62. yılı geride bırakırken o yıllarda gazetemizde çalışan Sayın Hikmet Ağar, şu anki imtiyaz sahibimiz Sayın Mehmet Zafer Ağar ile gazetemiz yazar ve takipçilerinin görüşlerine başvurduk.

İşte o görüşler:

Hikmet Ağar: O yıllarda Tunceli’de matbaa iye bir olay yok. Malatya ve Elazığ’daki matbaalarla kıyaslanacak bir yanı yok. Ancak abim yılmadı bunun üstesinden gelebileceğini anlayarak 1962 yılına kadar muhtelif şekillerde gazetenin çıkmasını temin etti. 1962 yılında da Ankara’da Rodoslu diye bir firmadan matbaa makinesi alarak kente getirdi.  Ben de o yıllarda matbaada çalışmaya başladım. Gazeteyi artık normal makinelerde basmaya başladık. O zaman böyle teknoloji yoktu. Harfler tek tek bir araya getirilerek bir yazı bir manşet ortaya çıkarılıyordu. Baskı yapıldıktan sonra da harfleri yeniden tek tek yerine diziyorduk. Buna hurufat baskı deniliyordu. O şekilde zorlu bir dönemdi. 1964’lü yıllarda biraz daha geliştirdik. Bu defa bir keski makinesini alarak matbaa işleri de yapmaya başladık. En azından adımız matbaaydı. Tek gazeteyle ilgilenmekle olmuyordu. Bir resmi kurumun yapılacak evrakı olduğu zaman ya Erzincan’a ya da Elazığ’a gönderiliyordu. O zaman bu evrakların Tunceli’de yapılabileceğini gösterdik. İşlerimiz de düzene girdi.

hikmet-001.jpg

img_4447.jpg

Hüseyin Sıtaç Bey’le ortaktı ağabeyim. Hüseyin Sıtaç Bey perdenin arkasındaydı. Hep ağabeyim ilgilendi bu işlerle. Ortaklıkları da bir güne bir gün bir araya gelip hesap kitap yaptıklarını görmedim de duymadım da. Ağabeyime sorardım. Derdi ki gider otururuz Hüseyin Bey bu kadar kazandık. Derdi ki sen çoluk çocuk sahibisin. Benim çocuklarım köyledir. Bu kazandığımızın yüzde 60’ı senin yüzde 40’ı benim olsun dermiş. Allah mekanını cennet etsin. Dürüst, namuslu, haysiyetli, şerefli bir insandı.

Mekanı cennet olsun ağabeyim de sessiz, güzel; herkese güzelliği, dürüstlüğü öğretmek için çaba sarf ederdi.

“SON DERECE MEŞAKKATLER ÇEKTİK”

Tunceli’de elektrik yoktu. Otogarın orada elektrik üreten şeyler vardı. Sabah 7 buçuk ile 9 buçuk arası memurlar haber dinlesin diye elektrik verirlerdi. Öğlen oniki bir buçuk arası. Akşam da saat on ikiye kadar elektrik veriyorlardı. Biz sabah erkenden matbaaya gider iç sayfaları hazırlamaya çalışırdık ki öğlen elektrik geldiğinde onları basalım. Akşama da diğer sayfaları. Ancak öğleyin öyle oluyordu ki yetiştiremiyorduk. Oraya telefon ediyorduk yarım saat daha çalıştırın da baskı yapalım diye. Ancak olmazdı. İşler kalırdı akşama. Matbaa kağıtlarımızı Gaziantep ve Adana’dan temin edebiliyorduk. Gazetecilik bir yana matbaacılık da yaptık. Hem düşüncelerle hem sanatla Tunceli’ye hizmet ediyorduk. Ne meşakkatler çektik. Ancak sonu güzel günlere geldi. Şimdi evlatlarımız, yeğenlerim bu işi sürdürüyor.

img_4434.jpg

“ÖĞRENCİLER VE VATANDAŞLAR DA GAZETEDE YAZIYORDU”

Kentte öğretmen okulu, yapı enstitüsü, liseler vardı. Yapı enstitüsü ile öğretmen okulunun yatılı kısımlarında öğrenciler vardı. Bunlar Cumartesi Pazar günleri dışarı çıkıyorlardı. Tunceli’de nereye gideceklerdi bu öğrenciler. Gezecek bir yeri yok. Gelecek kahve köşesine. Öğrenci kahveye de giremez. Ne yapacak. Güya izinli. Ben bunu bir yanlışlık olarak gördüm. Gazetede bir sanat sayfası açtık. Öğrencilerin burada yazmalarını sağladık. Öğrenciler bize şiirlerini, hikayelerini getiriyorlardı. Rahmetli Ali Aydın ile ben yönetiyordum sanat sayfasını. Bu durumdan okul idaresi memnun biz memnunuz. Öğrencileri kahve köşelerinden kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmışız. Bir süre sonra bir öğrenciyi sanat sayfasının başına getirdik. 1970’li yıllardan sonra da bu iş böyle devam etti. Bir çok öğretmen ilkokul öğretmeni olmasına rağmen bir üst okula gitti. Lise öğretmeni oldu, üniversitelerde ders vermeye başladılar. Kitap yazanları oldu. Bunlardan bir tanesi de Midran Yokuş. Elazığ Kebanlı. 15 günde bir çıkan Keban Gazetesi’nin başyazarlığını yaptı. 5 tane kitap yazdı. Bir adamı kahve köşelerinden alıp buraya getirmiş olmanın mutluluğu bana yeter de artar. Yaptığım o güzel işle gurur duyuyorum. Gazeteciliği paylaştık çünkü. Ben gazeteciyim istediğimi yazarım, çizerim diyemezsin. Senden iyi düşünenler de olabilir. Mesela Ali Dağdeviren diye biri vardı. Nazımiye’de öğretmendi. Gazetede ismiyle yazamıyordu devlet memuru olduğu için. Dağdeviren rumuzuyla yazıyordu. Sorumlu bir şey olsa ben çıkacak ve ben yazdım diyecektim o sorun yaşamasın diye.

Niyazi Okaygün Bey vardı. Çok güzel yazılar yazıyordu. Kenttin evveliyatını bilen, kim kimdir bilen güzel bir ağabeyimizdi. O çok güzel işler yaptı. Çok güzel tohumlar attı. Bizi de yetiştirdi. Öğütleriyle bize yol gösterdi.

Yine ilçelerde sevenlerimiz vardı. Onlar bazı güzel haberler, hoş şeyler olduğu zaman bize bildirirlerdi. Biz de onu süsleyip yazardık.

img_4444.jpg

“DESTEK YOK DENECEK KADAR AZDI”

Devlet desteği diye bir şey yoktu. Resmi ilan olursa veriliyordu. Onun dışında hazineye ait olup dava açılan tescil ilanları vardı. Onlar gelirdi gazeteye. Fakat resmi ilan gibi nasıl para alasın ki vatandaştan. Zaten sırtında doğru dürüst bir ceketi yok. Resmi ilan 10 liraysa bu ilanlardan iki buçuk lira alırdık. Onlardan geçiniyorduk. Yoksa gazete satışından para kazanacağız diye bir şey yoktu. Gazetemizi de okullar pazarına ve farklı noktalara bırakıyorduk insanlar alıp okusun diye.

Ulusal gazeteler bir gün sonra kente geliyordu. Elazığ’a gece geliyordu. O saatten sonra kente gelen bir vasıta yok ki. Elazığ’dan sabah kalkan arabaya verirlerdi. Cenani Mutlu diye bir amcamız vardı o gazete bayiydi o satardı.

img_4442.jpg

“YEREL BASIN KIYMETLİYDİ”

Düşünebiliyor musunuz o kadar kıymetliydik ki Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay gelmişti. Valinin odasında küçük bir balkon vardı. Oradan halka hitap ediyor balkonun bir yanında ben diğer tarafından Cevdet Sunay. Gazete o kadar kıymetliydi. Başka gazeteciler de vardı ancak onlar hep valiliğin içindeydi. Mahalli gazete olarak bir tek ben oraya girmişim. Halk bizi seviyordu. Bir yanlışlık olduğu zaman yazardık. Onun yazılması, duyurulması halkımız tarafından takdir edilirdi. Bizi tebrik etmek için matbaaya gelirlerdi. Hiç kimseden baskı hissetmiyorduk. Gönlümüzün, vicdanımızın bize emrettiği şeyleri dürüstçe yazıyorduk.

Tunceli’de yiyip içtiğim bir tarafa gönlüm Tunceli’de kaldı. Tunceli’ye ömürleri boyunca hizmet edenlerin Allah mükafatını versin. Tunceli için riyakarlık düşünenleri de yüce Allah’ım ıslah etsin. Tunceli gönlümün bir tarafında her zaman vardır.

a2e4c0e4-7a46-4b4d-8898-a1f6bf85186d-001.jpg

Mehmet Zafer Ağar: 1957 yılından 2015 yılı Ocak ayına kadar Tunceli’nin Sesi adıyla yayımlandı. Okuyucularımızın gazetenin isminin Dersim olması yönündeki taleplerini yerine getirdik. Temennim 62 yaşına kadar getirdiğimiz gazetemizin daha uzun yıllar yaşamasıdır.

fikritas-001.png

Fikri Taş: Liseye başladığım yıllarda gazete ilin tek yerel gazetesi olduğu için ilgimizi çekerdi. Rahmetli Celal Ağabey esas kurucusuydu. Bir gün onunla tanıştık. Dedim ki “abi ben de sizin gazetenizde yazabilir miyim?” dedi ki “bir yazı yaz bakalım. Hoşsa, güzelse yayınlayalım.” Tabi ben de o zaman Tunceli’de görünmeyen sorunları dile getiren bir yazı yazdım. O dönem herkes Edebiyat üzerine yazı yazarken ben kurumların eksikliklerini, yanlışlıklarını konu alan yazı yazmaya başladım. Ve Celal abi çok beğendi. Bana köşe ayırmışlardı. O köşede eleştirel anlamda yazılar yazdım.

kalkan.jpg

Hüseyin Kalkan: 1967 yılından itibaren muhabirlik yaptım. Tunceli Sesi Gazetesi dışında Hürriyet, Cumhuriyet ve Akşam Gazetelerine de çalıştım. Tunceli Sesi Gazetesi’ni Celal Ağar ile dayım Hüseyin Sıtaç tarafından kurulmuştu. Daha sonra da abim Hasan Kalkan ortak oldu. O dönem bir sayfa çıkıyordu. Yerel haber ne olursa olsun gider haberimizi yapardık. O dönem her şey özgürce yazılabiliyordu. Herhangi bir zorluk yoktu. Gazetenin temel ilkesi tarafsızlıktı. 62 yaşına gelen gazete, teknik açıdan da ilerlemeler kaydetti. Gazetenin bugünlere gelmesini canı gönülden kutluyorum. Başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor.

e4a93118-3764-4cfe-94a5-09e5e6bdf5e2.jpg

Erdal Güntaş: İlk kurulduğu zaman ismi Tunceli Sesi idi. Allah rahmet eylesin Celal ağabey ve Feride ablamız vardı. Kentin ilk yerel gazetesiydi. Çocukları Mehmet ve Tuncay ile aramız çok iyiydi. Komşuyduk. Şimdi ki adıyla Özgür Dersim Gazetesi kentin kültürel yapısına uygun hareket etmiştir. Toplumu kırmadan, dökmeden düzgün haber yapmış, asparagas haberlerden uzak durmuştur. Mümkün olduğu kadar toplumu bilgilendirmiştir. İnşallah bir 62 yıl daha devam eder. Bizi doğru şekilde bilinçlendirir biz de faydalanmaya devam ederiz. Bizden sonraki nesiller de gazetemizin güzel günlerini görürler. Kendilerini tebrik ediyor; başarılar diliyorum.

img_5098.jpg

Mazlum Arslan: 1965 yılında ilkokula başladım. Tunceli Sesi o dönem tek gazeteydi. Ağabeylerimiz sürekli şiirler, köşe yazıları yazarlardı. Lise öğrencileri siyasi sorunlarını gazetede dile getirir; açıklamalar yaparlardı. Biz de bu duruma ilgi duyarak zaman zaman matbaaya uğrardık. Matbaada gazete dizimini izler merakımızı giderirdik. Lise yıllarımda ben de gazeteye şiirler yazdım.

Gazetede çalışanlarının halkla arası çok iyiydi. Celal Ağar çok iyi bir insandı. Gazeteci olarak sürekli Tunceli halkının yanındaydı. Sevilen bir insandı. Allah rahmet eylesin. Şimdi oğlu Mehmet Bey devam ediyor imtiyaz sahibi olarak. Yayın hayatlarına başarılar diliyorum.

img_5096.jpg

Mehmet Yıldız (Uzun Mehmet): Bu kentte 48 yıldır esnaflık yapıyorum. Gazeteyi yakından biliyorum. Çok büyük zorluklar altında bugünlere kadar getirdiler. Hakikaten kentin ihtiyaçlarına cevap veren bir gazete. Kurucuları Hüseyin Sıtaç, Celal Ağar ve büyük emek veren Ali Aydın’ı rahmetle anıyorum.

ts001.jpg

befee395-5f99-4163-b370-83941c66b906.jpg

 

00012.jpg

tarama0002plvra.jpg

tarama0001toren.jpg

tarama000143.jpg

 

Bu haber toplam 11442 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • KESK, 23 yaşında!10 Aralık 2018 Pazartesi 10:03
  • O avcılar, gözaltında!09 Aralık 2018 Pazar 15:02
  • İşte, o katillerden biri!08 Aralık 2018 Cumartesi 20:14
  • Katil, gaspçı ve darpçılar! VİDEO08 Aralık 2018 Cumartesi 19:08
  • 2018'de 3 bin 16 kişi kazalarda hayatını kaybetti07 Aralık 2018 Cuma 17:49
  • BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ07 Aralık 2018 Cuma 17:48
  • Çobana domuz saldırdı!07 Aralık 2018 Cuma 11:36
  • Dünyada nesli tükeniyor, Dersim’de tedavi ediliyor VİDEO05 Aralık 2018 Çarşamba 15:17
  • Arı ölümleri arttı04 Aralık 2018 Salı 16:56
  • Kameraya takılanlar, eğitim için Çemişgezek’e gelmişler04 Aralık 2018 Salı 16:45
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim