• BIST 114.809
  • Altın 397,185
  • Dolar 6,8596
  • Euro 7,7623
  • Tunceli 21 °C
  • Elazığ 22 °C
  • Erzincan 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • İzmir 29 °C
  • Malatya 27 °C

Dersimli Olmak:

Dersimli Olmak:
"Yapısal Ukalalık ile Söylemsel Beyhudelik Arasında Bir Bocalama mıdır?"

Bu topraklarda doğmuş insanlardan biri olarak en azından bir şeylerden sitem etme hakkımın olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de söylediklerimin muhatabı, eleştirdiğim hususlarda düşünen ve eyleyenlerdir. Bunun dışındaki tüm Dersimlileri tenzih ediyorum.

Türkiye’de bir dönem revaçta olan ve şimdilerde ise düşük yoğunluklu bir şekilde işlenilen malum tezlerin başında, “Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi” gibi absürt düşüncelerin geldiğine hepimiz aşinayız. Bilim ulemamız tarafından büyük bir pişkinlikle dile getirilip Türk’ten gayrı millet bilmeyenlerin, bu ülkede yaşanılan acı kayıp ve kardeş kavgasında yitirilen binlerce insana karşı büyük bir vebal altında olduğunu söylemek sanırım artık laf-ı güzaftan sayılmakta. Binlerce yıl iç içe yaşamış Türk ve Kürt halkının birçok ortaklığına rağmen nasıl da birbirine düşmanlaştırıldığını doğrusu anlamış değilim. Anlasam dahi bu zulmü onlara reva görenlerin suratlarına "tükürmek dışında" elimden pek de fazla bir insanı davranış gelmez. Ben akademi yolunda, çiçeği burnundan koparılmak istenilen bir ademim. Bir dönem suç olan “düşünce edimini” sürekli olarak gerçekleştirdiğim için omurilik soğanı ile önündekinin ensesine bakarak yürümek dışında pek de fazla bir “meziyeti” olmayanlar sevmezler beni. Sevmesinler de… Bu yüzden de bağışlasın bizi Yunus; “ yaradılan sevilir yaradan ötürü, lakin ben yaradanı bu pespaye insanların hamuruna bir şey vermeyecek kadar idealize ettiğim için o yüzden de katılmıyorum kendisine. Bana göre yaradan yarattığı güzellikler ile sevilir. Diğer mekruhlar onun nurunun yakınından dahi geçemezler."

          Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi demiştik. Evet, bunlar bir dönem boyunca sıklıkla kullanıldı. Tarih, antropoloji, filoloji, arkeoloji epey uğraştı minareye kılıf giydirmeye. Ama sizinde gördüğünüz üzere sonuç tam bir hüsranla sonuçlandı… Peki iktidar açısından gerçekleştirilenler bunlar iken, ezilenlerin pedagojik dünyası ne alemdeydi? Önümüzde canlı bir örnek olarak Dersim var. Yanılmıyorsam İsmail Beşikçi mealen şöyle bir ibare kullanmıştı; “Kerbela’da 72 kişi katledildi Alevîler bunu unutmadı. Dersim’de 72 bin kişi katledildi ama Alevîler bunu unutmak üzere”.” Kendisi bir Türk olan Beşikçi’nin ilkel Kürt milliyetçiliği yapmasını her zaman için eleştirmiş olsam da, söylediği bu sözde büyük bir haklılık payı olduğunu görmezden gelemem.

          Her milletin kurucu bir takım efsanelere sahip olduğunu ve bunu kendini manevi olarak tatmin etmek adına da olsa sürekli bir üretim ile canlı tuttuğunu dile getirebilirim. Mitlere sahip olmayan bir millet ve topluluk neredeyse yok gibi. Ama yaşadığı acılar ile kendini yücelten millet doğrusunu söylerseniz azdır. Kanaatime göre biz Dersimliler de bundan nasibimizi almış bulunuyoruz. Bugün kiminle konuşsanız hemen hemen herkesin size söyleyeceği bir söz vardır, “biz Dersimlileri hep katlettiler.” Doğrudur da, bu topraklar savaş meydanlarının kızıl şarabıyla çok ıslandı. Çok insan öldürüldü. Fakat acaba bugün bu toplumun yüzde kaçı o insanların anısına sadık kaldı?  Dersimliler kendilerine miras bırakılan acıların ve ölümlerin bakiyesi ile mi kendilerini sürekli var edecekler. Farklı türlü sorar isek, yüzyıllarca katledilmeleri, bugün kimliklerini oluşturmalarında tek başına belirleyici midir? Böyle bir kimlik oluşturmaları problemli değilse nedir? Ne yani, “devletler en çok bizi katlettiler” deyip bir muhataplık mı oluşturalım ve bu katliamlar ile yaşanılan acılardan bir paye mi çıkarmamız gerekmekte? Bu mantığa göre şu sonuç çıkmakta: “Biz Dersimlileri katlettiler. Niye, çünkü biz hep direndik. Niye direndik devletlere vergi vermedik, asker vermedik diye. Birde Kızılbaş’ız diye katlettiler.” Şimdi sizi katledenler diğer halklarda olmayan cevheri siz de gördüler diye mi bunu yaptılar? Bütün bu söylemler kendi içinde bir doğruluk payı taşısalar da hiçbir şekilde çekilen acılar ile bir yüceleştirmeye, etnosantrizme gidilmesine vesile olmamalıdır. Oluyorsa şayet ortada ciddi problemler vardır. Hiçbir Dersimli bir İzmirliden, Çorumludan, Diyarbakırlı veyahut Edirneliden üstün değildir. Bunlar Dersimliler kadar acı çekmedi diye "ikinci sınıf" olarak kabul edilmemelidir. Benim bildiğim kadarıyla acılara ağlanılır veyahut üzülünür. Unutulsunlar demiyorum, ama ayrıcalık için kullanılmasınlar.

          Güneş Dil Teorisi demiştik. Bir de başımıza "Dersim Dil Teorisi" çıktı desem yeridir. Olur olmaz ses oyunlarıyla medeniyetlerin doğuşunu Dersim’e bağlayan yazarla mı dersiniz, bilgisayar başında kopy paste yaparak kafa kıracak kitaplar yazanlar mı ? Medeniyetler Dersim’den yayılmış da biz bundan habersiz yaşamışız bunca zaman . Anwrew Collins’ in “Meleklerinin Külleri” buradan savrulmuş gibi nerdeyse…

           Ey Hazreti Muhammed’in Guruh-u Naci’si!

          Siz ki 72 millete eşit mesafedeyiz diyen kurtulmuş millettensiniz! Bırakın bu yetmiş iki milleti de kendi içinizde ilkel bir düşünce tarzı olan aşiretçiliği körükleyenlere karşı neden hala bu kadar duyarsızsınız? Yıllar yılı Kızılbaş olduğumuz için birçok zulme maruz kalmışız diyen Dersimliler! Doğrusunu sorarsanız size bu ismin verilmesine vesile olan Safevileri ve Şah İsmail’i kaçınızın hatırladığını çok merak ediyorum? Acaba, yapılan ve yapılmakta olan Cem evlerinize Şah İsmail yada Hatayi ismini vermeyi hiç düşündünüz mü? Bu yolun ulusu bir tek Hacı Bektaş-ı Veli midir? Yıllar yılı “7 tane Kızılbaşı öldüren cennete gider” gibisinden yanlış bir inançla yönlendirilen Şafi Kürtlere olan düşmanlığınız ne zaman bitecek? Her defasında bu argümanı Kürt düşmanlığı için kullanmanın gericilikten başka size ne gibi bir faydası olacak ki? Kaçınızı öldürdüler de cennete gittiler, buna verilecek bir örneğiniz var mı?

          En azından şimdilik son söz yerine, kendine has bir özgünlüğü olan bu toprak parçasını o hep dillerine pelesenk ettikleri “düşmandan” ziyade geçmişin bakiyesini tüketerek yok eden Dersimlilere şunu söyleyeyim: "Gittiğiniz Yol Yol Değildir. "

 

Yalçın ÇAKMAK

yalcincakmak82@gmail.com

Bu haber toplam 3355 defa okunmuştur
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim