1 1
  • BIST 97.886
  • Altın 277,761
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Tunceli 11 °C
  • Elazığ 9 °C
  • Erzincan 9 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Malatya 8 °C

Dersim’de 600 üretici, 500 ton bal üretti ! ÖZEL HABER

Dersim’de 600 üretici, 500 ton bal üretti ! ÖZEL HABER
Tunceli İl Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kazım Doğan, ilde arıcılıkla uğraşan 600 civarında üreticinin 500 ton civarında bal verimi elde ettiğini söyledi.

OZAN YILDIRIM

Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kazım Doğan ile arıcılık, bal üretimi, arıcıların sorunları, bal alırken dikkat edilmesi gerekenler,  organik bal, arıcılara verilen teşvikler ile arıcılıkla uğraşmak isteyenlere tavsiyeleri konusunda bir söyleşi gerçekleştirdik.

1098434.jpg

-Öncelikle ilimizde kaç kişi arıcılıkla uğraşıyor?

İlimizde 600 civarında insan bu işle uğraşıyor. Direkt bizim coğrafyamızda arıcılık yapıyor. Fakat esnafımız eliyle kaynağı belirsiz olan bala biz itiraz ediyoruz. Hangi arıcıdan aldığını çerçevenin üzerine yazsın. Yada bizlere ulaşsınlar bizler de üreticimiz adına barkotlayabiliriz. Biz sadece üretilen balın garantisini vermek istiyoruz.

fft256_mf10223417.jpg

-Peki, bu yıl bal sezonu nasıl geçti. Üreticiler istenilen verimi alabildi mi?

Beklentinin biraz altındayız. Türkiye ortalaması kovan başına belirlenen 18 kilogram civarında bal alınması fakat görüşmeler sonucunda 10 kilogramın altında aldığını öğrendik. Geçen yıla kıyasladığımız zaman bu yıl iyi durumdayız.  Arıcılıkta en önemli husus mevsim ve arılığın yanlış işleyişi bu da ana arı ve ilaç pazarıdır. Bunlar, verimi düşürmeye sebebiyet vermekte. Arıcımız kendi arısıyla çalışmayı unutmuş gibi bir durum söz konusu.

545705.jpg

-Birliğinize kayıtlı kaç üye var ve toplamda ne kadar bal hasadı yapıldı?

İlimizde aktif arıcılık yapan ve geçimini bu işten sağlayan 600 civarında üreticimiz var. Bu üreticilerin 60 bin kovan arısı var. Bu da ortalama 500 ton bal alındığını ortaya çıkarıyor.

-Bal üretim konusunda üreticiler ne gibi sıkıntılar yaşıyor?

İlimiz ballına çok ciddi ilgi var. Kendi ilimizde esnafımız eliyle daraltılmakta yani esnaf kaynağını belirtmeden üzerine Pülümür ve Ovacık balı gibi benzeri adlar ve fotoğraflarla raflarında bulundurması arıcımızı tehdit ediyor. Onun emeğini yok sayıyor. İlimizde kooperatifçilik ön planda ve pazarlama noktasında bir sorun kalmadı. Örneğin geçen yıl Ocak ayı itibariyle bal satamadılar. Bu balın bittiğini bize gösterdi. Kooperatifimiz içerisinde şeker tespit edilmiş yada antibiyotiklerin göründüğü balları almamaktadır.

-Tam da bu noktada bal alırken nelere dikkat edilmesi gerekiyor sorusunu sorsak…

En önemli husus kaynağına dikkat edilmesidir. Hiç kimsenin ağzı laboratuvar değil. Kimse balı yerken iyi veya kötü bal olduğunu anlayamaz. Öncelikle arıcıyı tanıyor ve güveniyor olması lazım. Yada bu çerçevede birliğimizi ve kooperatifimizi referans alması lazım. Çünkü biz burada alınan numuneler üzerinden tahlil ve testler yapıyoruz. Balda birçok değer var Türkiye’de kabul edilen değerin biz iki katındayız.  Genelde prolin değeri üzerinden şekilleniyor. Bunun kabul oranı 300’dür fakat biz arıcımıza değerin en az 600 olmalıdır diyoruz. 

img_2020.jpg

-Doğal ve organik balın karşılığı tam olarak nedir?

Son zamanlarda tüm tarım başlıkları insanın cebine göz dikmiş vaziyette. Tohum ile ilgili tartışmalar dönüyor.  İsrail tohumunu alırsınız ekersiniz bir diğer ki yıl onu tohum olarak kullanamazsınız mesela. Şimdi böyle bir süreç var bir de hiçbir şekilde gübre görmeyen farklı ilaçlar kullanılmadan üretim var. Bizim ilimizde de olabildiğince yaygın. Arıcılıkta da bir tarafta üretici şeker ve benzeri takviyelerle arıcılık yapıyor ve bal mumunu nereden aldığının nasıl olduğunun, kullandığı ilaca ait bir fikrinin olmadığı bir süreç var. Bir taraftan da denetlenebilen, sertifikalandığı bir süreç var. İkisi birbirinden çok farklı. Özellikle bal mumlarıyla ilgili ciddi sorunlar var. Mesela biz de bunlarla karşılaşıyor ve eleştiriliyoruz. Bir kişinin balını almadığımızda elde ettiğimiz tahlilin sonucunu gösterdiğimizde çok bir şey diyemiyor. Konveksiyonel arıcılık herhangi bir zehirle buluşmamışsa arıcı tarafından yada doğaya atılan çiftçi eliyle atılan gübre bizim kabulümüzdür. Fakat organik arıcılık bunların yapılmadığını izleyen ve belgeleyen bir süreçtir.  Sertifikasyon kuruluşu yılda bağımsız 5-6 denetleme yapıyor.  Biz de bu süreci ilerletirken bahar beslemesinin ne zaman kesilmesi gerektiğini bal mumunun nasıl temin edilmesi gerektiğini yada arı ilaçlarına dair denetimler yapıyoruz.

-Özellikle yaylalarda hayvancılık yapan yurttaşlarla arı üreticileri arasında zaman zaman sıkıntılar yaşandığı söyleniyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biz meseleye en başından bizim gibi onların da üretici olduğu gerçeğiyle bakıyoruz. Buradaki sürü sahiplerinin değil de onları yaylara çıkaran tüccarlarla ilgili sorunlarımız var. Örneğin 5 bin kapasiteli bir yaylaya 15 bin koyun yığdıklarında bizim içinde doğa için de sorun oluyor.  Yoksa emeğiyle çalışan bir insanın bizlerle sorunu olamaz.  Pülümür ve Ovacık bölgelerinde aşırı bir yığılma var böyle olunca kendilerini de verimden yoksun bırakıyorlar. Adam 300 koyunla yaylaya gidiyor fakat aldığı peynir, 100 koyuna tekabül etmiyor.

img_2022.jpg

-Arıcılara yönelik ne tür teşvikler var ve bunlar yeterli mi?

Ülkemizde tarım desteklemeleri birçok başlık altında var. Fakat bunların yeterliliği sektörün önünü açıcılığı araştırılmalı aslında. Kovan başına olan destek 10 lira. Kişinin 100 kovanı varsa devletin buna desteği 1000 liraydı. Bu destekten de gelir vergisi ve aidat alınıyor. Yani verilen desteğin pek bir önemi kalmıyor.  İnsanlar son zamanlarda köylerine dönmeye başlamıştı ve akıllarına ilk gelen iş arıcılık olmuştu.  Destekten ziyade insanlar yaşayacağı güvenli bir ortam istiyor.

-Son olarak arıcılığa başlamak isteyen insanlara ne tür önerilerde bulunursunuz?

Sürdürülebilirliği açısında arıcılık gerçekten zor bir iş ama böyle doğayı tüketmeden var ettiğiniz en önemli tarımsal başlık.  Hiçbir kaynağa zarar vermiyorsunuz gerçekten o kaynağın çoğalmasını sağlıyorsunuz. Özellikle gençlerin bunu bir meslek olarak görmeleri gerekmekte. Arıcılık daha çok babadan gelme geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor. Arıcılıkla ilgili meslek yüksekokulları Pülümür ilçesinde de açılmış fakat öğrenci bulamamış. Özellikle bizim bölgemizde gençlerin bu güzel işi profesyonelce yapmaları gerekir. Çünkü diğer yerlerde olan sorunlar bizim ilimizde yok. Doğaya zarar vermeden üretim yaparsanız doğa da size bunun karşılığını kudretli bir şekilde geri veriyor.

img_2027-001.jpg

 

 

 

Bu haber toplam 3002 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim