1 1
  • BIST 103.972
  • Altın 269,800
  • Dolar 5,7738
  • Euro 6,3613
  • Tunceli 9 °C
  • Elazığ 8 °C
  • Erzincan 3 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 20 °C
  • Malatya 4 °C

Dersim çevre girişimi kuruluş deklarasyonu

Dersim çevre girişimi kuruluş deklarasyonu
Dersim halkı adına DERSİM ÇEVRE GİRİŞİMİ bileşenleri olarak aşağıda hazırladığımız deklarasyona imza atıyor; Kuruluş Deklarasyonunu tüm Kamuoyuna ilan ediyoruz.

Bizler aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum ve Demokratik Kitle Örgütleri,sanatçılar, seçilmişler, akademisyenler, sendika ve meslek odaları, kısacası tüm  Dersim halkı adına DERSİM ÇEVRE GİRİŞİMİ bileşenleri olarak aşağıda hazırladığımız  deklarasyona imza atıyor; Kuruluş Deklarasyonunu tüm Kamuoyuna ilan ediyoruz.

Dersim Çevre Girişimi,  başta ilimiz sınırları içerisine yapılmak istenen barajlar projesinin hayat bulmaması için mücadele yürütmenin yanı sıra; doğayı, yaban hayatını, tabiat varlıklarını ve kültürel değerlerini de korumayı ve yaşatmayı kendine görev bilecektir. Tüm bu sorunlar insanlığın ortak sorunu olduğundan yola çıkarak Türkiye ve Dünya üzerinde çalışmalar yürüten tüm çevre örgütleri, bilim insanları ve dostları ile birlikte dayanışmayı ve işbirliği içerisinde mücadele etmeyi başarıya ulaşmanın ön koşulu olarak görmektedir.

    Doğa İnsana ait değildir, insan doğaya aittir. Doğada bulunan tüm canlı ve cansız varlıklar bir zincir oluşturlar. Bu zincirin halkalarından birinin kopması demek evrimsel felaketler zincirini de beraberinde getirecektir. Bu zincir milyonlarca yıllık bir sürecin ürünüdür. Doğayı tahrip etmek insan toplumunu tahrip etmektir. Bizler insana verilen değer kadar toprağa, taşa, suya, bitkilere ve tüm canlılara karşı sorumluyuz.

NEDEN BARAJ İSTEMİYORUZ

Munzur vadisi,  1971 yılında başta Munzur gözeleri olmak üzere akarsu kaynakları, zengin doğa ve bitki örtüsü, endemik bitki türleri, yaban hayvan hayatı çeşitliliği ve eşsiz güzellikleri nedeni ile Mili Park ilan edilmiştir. Milli Park ilan edilen alan kent merkezinden 8 km yukarıda başlayıp Munzur vadisi boyunca Munzur dağlarına kadar uzanan alanı kapsamaktadır. Munzur vadisine yapılmak istenen barajlar belirtilen alanı kapsayacak olup Munzur Vadisi Milli Parkı tamamen sulara gömülecektir. 

Munzur Vadisi Milli Park bölgesini de içine alan Munzur Dağları sadece Türkiye’nin değil Avrupa nın da en önemli bitki alanlarından birini oluşturmaktadır. 1500’ün üzerinde bitki çeşidini barındıran Munzur dağları florasında, 227 bitki çeşidi Dünyada sadece Türkiye florasına, 43 çeşidi ise Dünyada sadece ve sadece Munzur dağlarına özgü bitki çeşidinden oluşmaktadır.  Munzur dağlarının tek başına birkaç Avrupa ülkesinden dahi zengin bitki çeşitliliğine ev sahipliği yaptığı düşünülürse yapılacak olan barajların tüm bu zenginlikleri yok edeceği görülecektir.

Belirtilen bu özellikler sadece Munzur vadisine özgü değildir. Bu zengin bitki ve yaban çeşitliliği Pülümür vadisi için de geçerlidir. Pülümür vadisi kent merkezinden başlayıp Pülümür’e kadar uzanmaktadır. Pülümür vadisinin özellikleri itibari ile bu güne değin herhangi bilimsel bir çalışmadan ve araştırmadan geçirilmediği görülmektedir. Pülümür vadisine yapılmak istenen barajlar da yine tüm vadiyi tamamen yok edecek şekilde planlanmıştır.

Barajların göllerinde toplanan suyun, iklimi yumuşatarak yağış rejimlerinin değişmesine yol açabileceği bilinmektedir. Bu durum bitki ve canlı türlerini olumsuz etkileyerek önemli bitki alanları yok olacak, endemik olan türler ortadan kalkacak, yaban hayatın yaşam alanlarına müdahale edilecektir. Yine dünyada sadece Munzur ve Pülümür çaylarına özgü olan kırmızı pullu alabalık çeşidi de yok olacaktır. Binlerce dönümlük orman arazisi sulara gömülecek su kaynakları ya kuruyacak veya kirlenecektir.

İşletim ve her türlü kullanım hakkı yerli ve yabancı şirketlere verilecek olan baraj ve maden alanları üzerinde halkın asla söz hakkı olmayacak, zaten çok az miktarda bulunan ekilir alanlar sular altında kalacak, hayvancılık ve arıcılık belirtilen alanlarda sona erecektir. Barajların yöre insanına asla bir getirisi olmayacaktır. Zengin ve verimli topraklara sahip olan halkımızın arazileri 3-5 kuruşa kamulaştırılarak halkımız yoksulluğa itilecektir. Siyanürle altın arama faaliyetleri sonucunda topraklarımız, bitkilerimiz, sularımız ve bunun sonucu olarak insanlarımız zehirlenecektir.  Yapılacak barajlar ya gölleşmeye sebep olacak veya nehir yataklarını tamamen kurutacaktır.

Yapılan ve yapılmak istene barajlar ile ilimize bağlı 84 köy ya tamamen sular altında kalacak veya bu köylere bir daha ulaşım asla olmayacaktır. Ovacık, Nazımiye ve Pülümür ile olan en kısa karayolu bağlantısı ortadan kalkacak, güney kuzey bağlantılı en kestirme yol sulara gömülecektir. Kent merkezi çıkışı olmayan şehir olacak ve insanlarımız şehrin içine hapsolacak ve ilimiz önemsiz bir merkez haline dönüştürülecektir. İlimiz nüfusu hızlı bir şekilde gerileyerek demografik yapısı değişecektir. . Vadilerimiz boyunca bulunan piknik ve mesire yerleri sulara gömülecek, insanlarımızın sosyal hayatları kısıtlanacaktır.

İlimiz 1. derece deprem kuşağının geçtiği alan içerisinde yer almaktadır. Yapılacak barajların kurulacak alanlar itibari ile projelendirme ve sonrasında bir önem taşımadığı görülmektedir.  Hem Munzur hem de Pülümür vadisine yapılacak barajlar büyük su kütlelerinin toplanmasına sebep olacak ve bu durum fay hatlarına baskı yaparak depremi tetikleyecektir. Bu yerbilimi uzmanlarınca kanıtlanmış bir geçekliktir.   1. derece deprem bölgesinde yapılacak bir barajın yıkılması sonucunda ortaya çıkacak vahim tablo şimdiden görülmelidir.  Yapılacak barajların herhangi birinin yıkımı kent merkezini haritadan silecektir.

Munzur, Fırat ve Murat gibi nehirler ülkemizdeki birçok alana hayat verdiği gibi sınırları aşıp ta Ortadoğu’ya kadar olan bölgelere de hayat vermektedir. Barajlar ile su kontrol altına alınmak istenmekte, gelecekte çıkabilecek su savaşlarına davetiye çıkarılmaktadır. Su, siyasi ve politik amaçlar için tehdit aracı olarak kullanılmamalıdır. Su tüm insanlığındır.

Dersim Kızılbaş-Alevi inancı dünyada sadece ve sadece yöremiz insanına özgüdür. Kendine özgü bu inanç motifi içerisinde Munzur önemli bir yere sahiptir. Munzur yöre halkı için yüzyıllardır kutsal sayılmakta ve Munzur’un kutsallığının sadece doğduğu yerden ibaret olmadığı çok iyi bilinmektedir. Munzur ve Pülümür vadileri boyunca halkımızın kutsal saydığı onlarca ziyaret mevcut olup halkımız ibadetlerini bu alanlarda yapmaktadırlar. Yapılacak barajlarla halkın kutsal saydığı alanların sular altında kalması asla kabullenilecek bir durum değildir.

Doğal sit alanlarının, Milli Park ve tabiat alanlarının T.C Anayasası başta olmak üzere, Çevre Kanun ve Sözleşmelerinde, Uluslararası bağlayıcı antlaşma ve sözleşmelerde açıkça korunması gerektiği belirtilmesine rağmen hukuk hiçe sayılarak çiğnenmekte, ekosistemi yok edecek her türlü faaliyete müsaade edilmektedir. Türkiye, kendi Anayasası başta olmak üzere bağlayıcı nitelikteki tüm antlaşma ve sözleşme metinlerinin arkasında durmalıdır.

 

   Dağlarımız ve vadilerimiz dağcılık sporları, doğa ve su sporları ve turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip ve değerlendirilmesi gerekirken barajların yapılmasıyla bu durum ortadan kalkacaktır.

Mazgirt köprüsüne yapılan Uzunçayır barajı sahası içerisinde bulunan alan temizlenmeden yüzlerce ton çöp baraj gölünün altında bırakılmış, baraj kodu yüksek tutularak baraj il merkezinin içine sokulmuş, arıtma tesisi olmayan bir kentin pislik ve bataklık içerisinde kalması sağlanarak halkın sağlığı hiçe sayılmıştır. Öbür yandan Gole Cetu’nun Dersim inancındaki kutsallığı bilinmesine rağmen bu kutsal alanın sulara gömülmesi aslında bundan sonra yapılmak istenen barajların nelere sebebiyet vereceğini göstermektedir.

Baraj yapımlarının aslında neye hizmet ettiği açıktır. Tüm bu projelerle amaç enerji üretmek olarak görünse de bunun sonucunda sadece doğa ve bitki örtüsü zarar görmeyecek, bunun yanısıra medeniyet, kültür ve inanç tahribatı da yaşanacaktır.

Dersim Çevre Girişimi enerji üretimine asla karşı değildir. Türkiye ne yazık ki enerji bataklığına saplanmış durumdadır. Avrupa birliği ülkeleri enerji sorunlarını rüzgar, güneş, dalga ve şimşek enerjisi ile sağlamada epeyce yol almışlardır. Yine Avrupa Birliği verilerine göre Türkiye coğrafyası, dünyanın en önemli rüzgar alanlarına ve güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkelerin başında yer almaktadır. Türkiye’nin gelecekte böyle bir enerjiye ihtiyacı olmayacaktır.  Ama bu ülkenin ve tüm insanlığın gelecekte pırıl pırıl akan Munzur suyuna ve Pülümür ırmağına ihtiyacı olacaktır.

Anadolu nun birçok bölgesinde olduğu gibi Dersim coğrafyası da bugün her zamankinden daha sıkıntılı günlerden geçiyor. Munzur ve Pülümür vadileri üzerine 20 den fazla baraj yapılarak geleceğimiz karartılmak isteniyor. Tüm nehirlerimiz ve derelerimizin adına Munzur, sadece boşa akıp giden bir nehir değildir. Munzur, Tanrıça Anahit’in göğsünden fışkıran ve cana can katan süttür. Munzur, geçmişten bu güne gelen ve yarınlarımıza aktarılan bir efsanedir. Munzur, bu halkın inancı, yaşayan dili ve kültürü,  tarihin en canlı şahididir. Munzur bizim klavuzumuz ve yol göstericimizdir. Munzur, onlarca medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapmış bu ülkenin, zenginliğidir.

 

NELER İSTİYORUZ

     

     İlimizde yapılmak istenen tüm baraj projeleri iptal edilmeli, baraj yerine ilimiz sınırları içerisindeki rüzgar potansiyelinin iyi olduğu alanlara rüzgar tribünleri kurularak rüzgar enerjisinden faydalanılmalıdır.

Munzur Vadisi Milli Parkı 1. derece doğal sit alanı ilan edilmeli ve bu alanın korunumu tam güvence altına alınmalıdır.

Pülümür Vadisi ile ilgili olarak bu alanın kültür ve doğa açısından öneminin  araştırılarak  vadinin özellikleri itibari ile alan tanımı konmalıdır.

 

    Uzunçayır Barajı’nın kapakları açılarak baraj sahasında alan temizliği yapılmalı,  arıtma sitemi faaliyete geçirilmeden su dolumu gerçekleştirilmemeli, Gole Cetu onarılarak halkın ibadetlerini özgürce yapabileceği bir konuma kavuşturulmalıdır.

Yaban hayatı koruma altına alınmalıdır.

Yöre halkının inançlarına tam saygı gösterilerek, kutsal sayılan yerler ile ilgili olarak yıkıcı faaliyetlere girişilmemelidir.

Yeni toplumcu bir su politikası oluşturulmalı ve Türkiye’de yapılacak olan barajlar kültür ve doğa dokusuna zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır. 

 

 Bu yüzden bizler;

Dersim Çevre Girişimi olarak; doğa üzerinde yaşayan tüm bitki ve canlıların kutsal yaşam hakkı adına, çocuklarımızın özgür ve yaşanılır yarınları adına, tüm insanlığın aydınlık geleceği adına, sularımızın özgürlüğü adına,  İlimize yapılmak istenen baraj projeleri başta olmak üzere her türlü doğa ve çevre felaketine yol açabilecek tarzdaki girişimlerin hayata geçirilmesini kabul etmeyeceğimizi belirtiyor, her türlü demokratik eylem, kampanyalar ve hukuki yollarla mücadelemizi yükselterek, geleceğimizin karartılmasına asla ve asla izin vermeyeceğimizin tüm kamuoyu nezdinde bilinmesini istiyoruz.

   

DERSİM ÇEVRE GİRİŞİMİ (27 Şubat 2010)

Bu haber toplam 1709 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bin öğretmen, öğrencilerini evde ziyaret etti06 Kasım 2019 Çarşamba 10:55
  • İlimizde ‘Giysibank’ projesi05 Kasım 2019 Salı 13:24
  • KULLANMAYIN ARTIK BUNU!30 Ekim 2019 Çarşamba 14:49
  • Gökkuşağı şöleni!24 Ekim 2019 Perşembe 08:31
  • 200 kişilik kız yurdu tamamlandı22 Ekim 2019 Salı 18:14
  • Nazımiye A.Ş. kuruldu21 Ekim 2019 Pazartesi 18:00
  • Organ Bağış Standına Yoğun İlgi21 Ekim 2019 Pazartesi 12:15
  • Meteorolojiden yağış uyarısı17 Ekim 2019 Perşembe 14:54
  • Bölgede en fazla konut Malatya’da en az İse İlimizde satıldı17 Ekim 2019 Perşembe 14:49
  • Motorlu araç sayımız, 10 azaldı15 Ekim 2019 Salı 18:32
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim