1 1
  • BIST 102.590
  • Altın 276,083
  • Dolar 5,7165
  • Euro 6,2917
  • Tunceli 17 °C
  • Elazığ 17 °C
  • Erzincan 18 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 20 °C
  • Malatya 17 °C

Deniz POLAT' ın kaleminden

Deniz POLAT' ın kaleminden
Ocak ayından bu yana geçen 5 aylık zaman zarfında Dersimde 8 kişi intihar ederek yaşamına son verdi.

en iyiler genellikle
intihar ederler
sadece kaçmak için
ve o geride kalanlar
asla tam olarak anlayamazlar
neden biri
onlardan kaçmak istesin ki..!

Charles Bukowski

          2009 yılında intihara teşebbüs edenlerin sayısı 100. Bunların 67’si kadın, 33’ü erkek. Toplam ölüm sayısı ise 10. Sıradan bir okur, daha doğrusu sıradan bir “insan” için basit istatistiki veriler gibi gelebilir size aktardıklarım, lakin Dersim alışık değil bu tip ölümlere, alışmamalı...Çin’de resmi ölüm verilerinde yer almaz intiharlar. Çünkü onlarda “zorunlu kötülük” olan devletin umrunda değildir intihar edenler. Peki son iki yıldır Dersimde olan intiharlar kimin umrunda? Kim ne tip önlemler alıyor? Kimler ne tür çalışmalar yapıyor? Yerel yöneticiler, vekiller ya da devlet! Dersimde yaşayan insanlar bu ölümleri duyduklarında ya da gördüklerinde "Aman tanrım, bu korkunç" dedikten sonra akşam yemeklerini yemeye devam ediyorlarsa oradaki yöneticiler şunu bilmeli: İşinizi bugüne kadar hep aynı şekilde yapmışsınız ve büyük olasılıkla da yanlış yapmışsınız...

İnsanlık dışı olmanın özü artık nefret ya da cinayet değil. İnsanlık dışı olmanın özü kayıtsızlık.

Jose Saramago, Bütün İsimler adlı kitabında intihar eden kadının mezarını ziyarete giden Don Jose'nin karşılaştıklarını anlatır ve intihara dair vurucu bir yoruma gider.
Don jose kentin içine örümcek ağı gibi yayılıp genişlemiş mezarlıkta intihar edenlere ayrılan bölüme ulaşır ve mezarların hepsinin üstüne saplanmış metal plakalarda yazan numaralara bakarak kadının mezarını bulur. Mezarın başında bir süre oturduktan sonra havanın karardığını farkeder ve bir ağacın kovuğunda uykuya dalar. Sabah çıngırak ve koyun sesleriyle uyanır, güneş doğmak üzeredir ve mezarların üstünde otlayan bir sürü koyun görür, öfkelenerek çobanın yanına gider. Ona, bu yaptığının doğru olmadığını, koyunları oraya sokmaması gerektiğini kendisini şikayet edeceğini söyler. Çoban sabahın o saatinde Don Jose'nin orada ne yaptığını sorunca, ölen bir dostunu ziyaret ettiğini söyler Don Jose. Çoban dalga geçercesine mezarı bulup bulamadığını sorar ve buldum yanıtını alınca, bence bulamadın çünkü ben her sabah mezarların üstündeki numara levhalarının yerlerini değiştiririm nerde kimin yattığını artık kimse bilemez, der. Don Jose dellenir, buna hakkı olmadığını, bunun çok kötü birşey olduğunu ve şikayet edeceğini söyler. Çobanın yanıtı sarsıcıdır. İntihar eden bir insan diğer insanlardan ümidini kestiği, onlardan rahatsız, mutsuz olduğu için kendisini öldürmüştür. Neden öldükten sonra sizi görmek istesin ki?

Sosyologlar toplumun bireyleri üzerindeki kontrolünün başarısız olması sonucu intiharların ortaya çıktığını savunurlar. Sosyolojik teorilerin büyük bir çoğunluğu Durkheim'in teorisinden etkilenmiştir. Durkheim toplumsal nedenleri dikkate alarak, intihar olaylarında bir sınıflamaya gider ve intiharları toplumsal nedenlerine göre üçe ayırır:

1) Bencil İntiharlar: Bireyin bağlı olduğu din, politik zümre, aile vb. tarafından korunulmamış olmasından kaynaklanır. Yani, toplumsal bağlar gevşek olduğu, birey kendini yalnız hissettiği zaman belirir. Bireyin bağlı olduğu grupla bağları zayıfladıkça ve gruba bağımlılığı azaldıkça, birey, kendi özel ilgileriyle başbaşa kalır; yalnızlık hisseder. Kişi için hayat anlamını yitirir; oysa, o topluma bağlı olarak yaşamak ihtiyacındadır.

2) Elcil İntiharlar: Birey sadece toplumdan koptuğu, kendini yalnız hissettiği zaman değil, topluma çok bağlı olduğu zaman da intihar eder. Bu kişilerin üzerine toplum bütün ağırlığı ile çökmekte, baskı yapmakta, onu intihara sürüklemeye çalışmaktadır. Elcil intiharlarda kişi için, hayatı anlamını yitirmemiş, hayatından daha üstün gördüğü bir amaç için hayatını feda etmiştir; bu eyleminin mükafatını göreceğini umar. Günümüz toplumlarında bireysel kişilik, kolektif kişilikten iyice sıyrıldığı için bu türden intiharların yaygın olmadığını, ama seyrek de olsa, kendisine verilen herhangi bir buyruğu yerine getirmediği için, onurunu korumak amacıyla, utançtan kurtulmak için kendini öldürenlere rastlanır.

3) Anomik İntiharlar: Bu tip intiharlar, bir takım toplumsal bunalımlar sonucu, toplumun yapısında meydana gelen değişiklerle bireyin yaşam biçiminin, değerlerinin alt-üst olması sonucu gerçekleşen intiharlardır. Bazı görüşlerin tersine Durkheim yoksulluk tek başına intiharlara neden olmadığını belirtir. Çünkü, yoksulluk düşük intihar oranları ile birlikte bulunmuştur. Ekonomik krizlerin intihara neden olduğunu belirten Durkheim, bunun nedeninin zenginlik ya da fakirlik değil; toplumsal yapıdaki değişiklik olduğunu belirtir. Meydana gelen bu değişiklik toplum için yararlı ya da zararlı olsun, bunun hiçbir önemi yoktur. Önemli olan toplumda meydana gelen değişikliğin bireyin yaşam koşullarını alt-üst etmiş olmasıdır. İşte, intiharın nedeni bu anomi (kargaşalık) halidir. İntiharı arttıran kargaşalık halleri, sadece ekonomik bunalım, düzensizlik değil; aynı zamanda aile yaşamında meydana gelen kargaşalıklar da bu oranı arttırmaktadır.

Durkheim, çağdaş toplumlarda yaygın olarak görülen anomik intihar tipine özel bir ilgi gösterir. Kargaşa hali ve buna bağlı olarak artan intiharlar, bireyin toplum arasındaki bağların zayıflaması ve toplumsal çözülmenin giderek gelişmesidir. Özetle, Durkheim'a göre intihar nedenlerinin toplumda saklı olduğu bir olgudur. Bu olgunun nedenlerini belirleyen güçler, belirli bir toplumda oluşan ve intihar dürtüsü yaratan akımlardır. İntiharların gerçek nedenleri olan bu toplumsal güçler bir toplumdan diğerine, bir dinden diğerine değişiklik gösterebilir. Ama önemli olan bireyden değil, grup veya toplumdan kaynaklanmış olmalarıdır. İlk bakışta bireyle ilgili bir sorunun sonucu gibi görünen intihar, gerçekte toplumsal yapının bir sonucudur. Belirli bir toplumun herhangi bir dönemindeki intihar sayısını, o toplumun, o dönemdeki ahlâk yapısının belirlediğini söyler Durkheim.

Yıllarca arabesk müziğin arabesk bir kültür yarattığını düşündü insanlar. Oysaki bu müzik köyden kente göçle birlikte ortaya çıkan uyumsuzlukların, içsel çatışmaların sonucunda ortaya çıkmıştı. Yani müzik bir kültür yaratmadı, kültür bir müzik yarattı. Özellikle Dersimde son yıllarda yalnızca barmaid kadınlara indirgenmeyecek kadar derin, büyük bir ahlaki problem var. Yanıbaşınızda 17 yaşında genç kızlar kendilerini asıyor, 18 yaşlardaki genç erkekler mezarlarını kazdıktan sonra içine girip kendilerini vurabiliyorlarsa, önemini asla reddetmediğim baraj sorununa taraf olanlar bu sorunda kafalarını suya gömüyorlarsa, ucuz popülistlik adına “ben sizin kurtarınıcızım. Barajın sularını içerek kurutacağım” edasıyla gezen yalancıların halk tarafından yürütmesi durdurulamıyorsa, demokratlık, sünni islamın intiharı “yasadışı” ilan eden bakış açısına takılıyorsa, “tükeniyorum duymuyor musunuz?” diye çığlık atanlara karşı elimizi uzatamıyorsak, vicdanımız en azından geceleri, ısırmak yerine bizi sürekli öpüyorsa, bizim kayıtsızlığımız başkalarının canlarına maloluyorsa, artık o çocuklar dursunda biz geçici sorunumuza kalıcı bir çözüm bulalım. Olur mu?

sana bu güzellikler bizden kalsın
bugünlerden birşeyler bizden kalsın
senden almak isterler, bizi söyle
geleni bize gönder, bizden alsın…

Özdemir Asaf

Bu haber toplam 3923 defa okunmuştur
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim