1 1
  • BIST 95.834
  • Altın 360,725
  • Dolar 6,6541
  • Euro 7,2778
  • Tunceli 8 °C
  • Elazığ 5 °C
  • Erzincan 7 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 5 °C
  • İzmir 8 °C
  • Malatya 4 °C

Baro’dan “ÇHD’li avukatlar, Grup Yorum” açıklaması

Baro’dan “ÇHD’li avukatlar, Grup Yorum” açıklaması
Tunceli Barosu Yönetim Kurulu, “ÇHD’li Avukatlar, Grup Yorum, Yaşam Hakkı ve İnsanlık” başlığıyla bir açıklama yayımladı.

Yönetim kurulu açıklamasında şunlar kaydedildi: “İnsanların bedenleri dışında ellerinde hiçbir şey kalmadığını düşündükleri, hak taleplerinin bedenler üzerinden kurulduğu zor zamanlar. Zor olmayan zaman kalmadı. Açlık, yoksulluk ve adaletsizlik sağanak olup yağıyor üzerimize.

Kâh savaşlardan kaçış yollarında donarak ölmek, kâh boğulmak denizlerin derinliklerinde düşüyor payına insanın.

Hepimizin gözleri önünde zorluklarını haykırıp bedenini ateşe veren bir insanın utancı o alevlerin gözlerimizdeki yansıması, küçücük kalmış bedenleriyle kulaklarımızda çınlıyor açlık grevlerinin ölüm oruçlarının acısı.

Şerif Mesut oğlu da bedeni dışında yol kalmadığını düşünüp kendisini ateşe veren, açlığını bizlere ses olup ulaştırmaya çalışanlardan. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği ortak bir açıklamayla o sesi bizlere ulaştırmaya çalıştı açlığının 219. gününde, Ocak ayının son günlerinde… Gözaltında gördüğü işkencelere yargının duyarsız kaldığını, hakkındaki suçlamaların asılsız olduğunu ve gerçeklerin ortaya çıkması için mahkemeye sunduğu taleplerinin kabul edilmediğini, bu taleplerin tutanaklara dahi geçmediğini belirterek duruşmanın sürdüğü sırada kendini SEGBİS odasında yakmış, cezaevi personeli tarafından yapılan ilk müdahale sonrası Siverek Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na en yakın hastaneye götürülmüş, bu süreçte ailesine bilgilendirme yapılmamış, ardından Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edilmişti daha önce. Yaklaşık üç ay gördüğü tedavi sonrasında da yeniden Siverek Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmiş, bu kez de açlık greviyle sesini duyurmaya çalışmıştı.

25 Ocak 2020 Cumartesi günü- Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde hasta tutuklu Deniz Şahin’in durumuna dikkat çekmek için Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 281’inci haftasında İHD Ankara Şube önünde bir araya geldi. İnisiyatif bu haftaki eylemlerinde Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Deniz Şahin’in durumuna dikkat çekti.

               Açlık grevinde bulunanların yaşam hakkına vermiş olduğumuz önemi Tunceli Barosu YK olarak açlık grevleri konusunda belirttiğimiz üzere insan bedeninin açlığa ve ölüme yatırılmasını doğru bulmamakta her koşulda yaşam hakkını savunmaktayız.

 İstanbul Barosu binasından sesleniyor hak örgütleri, emek ve sağlık örgütleri ÇHD’nin başlattığı açlık grevine İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı açlık grevlerini izleme heyeti, 18 Haziran’da başlattığı açlık grevini 3 Ocak günü ölüm orucuna çevirdiğini duyuran Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i, aynı hapishanede tutulan ve açlık grevine 190. Gününde ara veren Barış Yüksel ve 120. gününde ara veren Ali Aracı ile dayanışma amacıyla açlık grevinde bulunan grup üyesi Emel Yeşilırmak’ı 14 Ocak günü Silivri Hapishanesinde ziyaret ederek, hapishanede karşılaştıkları sorunlar ve ortaya çıkan sağlık sorunlarına dair bilgiler aldıktan sonra tahliye olmaları sonrasında açlık grevine devam etmekte olan Bahar Kurt ve Helin Bölek de aynı gün ziyaret edip kendileri ile görüşmüş, ardından da bir basın açıklaması ile bilgileri kamuoyu ile paylaşıp yetkililere de iletmişti. Heyetin son ziyareti sırasında ulaştığı bilgi ve gözlemlerine bir kez daha yer vermek, bu köşeden durumun ağırlığını sizlerle paylaşmak istedim.

Görüşülen tüm grup üyeleri; çalışmalarını yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskıların son bulması, grup üyelerinin İç İşleri Bakanlığı tarafından yayınlanan “arananlar” listesinden çıkartılmaları, üç yıldır devam eden konser yasaklarının son bulması ve grup üyelerinin tamamının serbest bırakılması yönündeki taleplerinin devam ettiğini ifade ediyorlar.  Yanlış okumadınız, Hayır! Bir müzik grubunun üyeleri, yasaklı konserleri, çalışmalarını sürdürdükleri kültür merkezinin basılıp müzik aletlerinin kırılıp dökülmesi yetmezmiş gibi her biri arananlar listesinde.

Seslerinin duyulmasını istiyorlar. Ne yazık ki duyulmayan sesleri için bedenlerini sese dönüştürmeye çalışıyorlar. Her geçen gün durumları ağırlaşıyor. İbrahim Gökçek’in sürdürdüğü ölüm orucu eyleminin taleplerinin kabul edilmesi yönünde dikkat çekmek ve dayanışmak maksadı ile diğer birçok mahpus tarafından başlatılan bir aylık açlık grevinin halen devam ettiği ve kendisinin açlığının 220 günü aştığı vücut ağırlığının 45 kiloya kadar düştüğü, aşırı zayıflamaya bağlı kaslarında zayıflıkların ortaya çıktığı, B1 vitamini, sıvı ve şeker almaya devam ettiği, açlık grevi nedeniyle verilen faaliyetlerden men cezası yanında, bir aylık ziyaret yasağı cezasının yeni bittiği, Barış Yüksel ve Ali Aracı’nın ise 24 Aralık günü açlık grevine ara vermeleri sonrasında tıbbi bakım anlamında büyük zorluklara maruz bırakıldıkları, Barış Yüksel ve Ali Aracı’nın ilk gün Silivri Kampus hastanesine götürüldükleri burada kendilerine serum verildiği, 2. gün Silivri Devlet Hastanesine sevk edildikleri, burada hastane nezaretinde kalabalık ve sigara içilen bir ortamda elleri çift kelepçeli olarak akşama kadar bekletildikleri, sadece bir anestezist tarafından ziyaret edildikleri ve “ yatışa gerek yok beslenme uzmanı ile görüştürülsünler” dendiği, sonrasında aynı doktorun tekrar gelerek “henüz ağızdan beslenemezsiniz size yatış yapmak gerekiyor ancak sizi alabileceğimiz servis yok” diyerek kendilerini Mimar Sinan Hastanesine göndermeye karar verdikleri, Mimar Sinan Hastanesine sevk sırasında sedyeye el ve ayaklarından kelepçelendikleri, hastanede tek tek yoğun bakım servisine alındıkları, burada 3 gün el ve ayaklarından karyolaya zincirli halde damardan beslendikleri,  3. Gün sonunda Silivri Devlet hastanesine geri gönderildikleri, burada hastane nezarethanesinde yatırmak istedikleri, nezarethane koşullarının olumsuz etkilerini düşünerek bunu kabul etmedikleri, bunun üzerine Silivri Hapishanesi Kampüs Hastanesine getirildikleri, burada damardan beslenmeye devam edildikleri, 4. gün salçalı acı mercimek çorbası verildiği, bu şekilde daha fazla sağlık sorunu yaşayacaklarını düşündüklerinden kendi istekleri ile hapishaneye dönmek istedikleri ve hapishaneye döndükten sonra da diyet beslenme yerine sağlık durumlarına uygun olmayan yemekler verildiğini, bu nedenle sorunlar yaşadıkları, ilk 3 gün kendilerine yeterli su dahi verilmediği ve hastaneler arasında gezmekten dolayı durumlarının iyileşeceği yere kötüleştiğini,  diyet beslenme ihtiyacının hapishaneye geldikten sonra da sağlanmadığı, ancak doktorun reçete etmesi üzerine takviye gıda içeren mamaların verildiği ve kendi imkanları ile beslenmelerini düzenlemeye çalıştıkları, aradan 20 gün geçmesine rağmen henüz sağlık sorunlarının devam ettiği,  haklarında verilmiş ve infaz edilmeyi bekleyen hücre ve görüş cezalarının bulunduğu, açlık grevini dışarıda sürdürmekte olan Grup Yorum üyeleri Bahar Kurt ve Helin Bölek’in ise aşırı kilo kaybettikleri, halsiz oldukları, reflekslerinin zayıfladığı, aşırı halsizlik yorgunluk yaşadıkları alınan bilgiler arasında.

Açlık grevi izleme heyeti; ölümler olmadan, sorunun derhal çözüme kavuşturulması için yetkilileri göreve çağırıyor. Mahpusların açlık grevi sürecinde bağımsız sağlık heyetleri tarafından takip edilme taleplerinin yerine getirilmesi, kelepçeli muayene ve tedaviye zorlama gibi insanlık onuruna ve bir Birleşmiş Milletler belgesi olan İstanbul Protokolüne aykırı uygulamalara son verilmesi gerekir. 

Bizlerde hukukun üstünlüğünü ve insan hakları savunucuları olarak hatırlatmak isteriz ki işkence mutlak yasaktır, hangi koşulda olursa olsun istisna kabul edilemez. Yanı sıra “..kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkının tanınması, hakkaniyete uygun yargılama yapılması, suçsuzluk karinesine riayet edilmesi,…”adil yargılanma ilkesi gereğince ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında güvence altına alınmıştır.   Açlık grevleri ve ölüm oruçlarının bundan sonra herhangi bir can kaybı yaşanmadan sonlandırılması konusunda Sorunun bir an önce iç hukukumuz ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde kimsenin zarar görmediği insancıl bir yöntemle çözülmesini temenni ediyoruz. Ayrıca baştan beri belirttiğimiz üzere insan hayatını riske atan bu eylemleri açlık grevi ile ölüm orucundaki kişilerin kendi hayatlarına telafisi imkansız zarar vermemesi ve insan hayatına verdiğimiz önem ve değer gereği ve bizlere başvuran aile ve bireylerin istemi üzerine herkese Sorunun çözümü ve sonlandırmaları çabasının çağrısını da yapıyoruz.”

Bu haber toplam 2371 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Özgür Dersim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0428 212 10 48 | Faks : 0428 212 36 39 | Haber Scripti: CM Bilişim